LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Guvercin ifadesini içeren 44 kelime bulundu...

berail

  • Horozun, güvercinin ve diğer kuşların boynunda çarpık bitmiş olan yelek.

cevzel

  • (Çoğulu: Cevâzil) Güvercin yavrusu.
  • İğne deliği.

dem-keş

  • Nefes çeken, soluk çeken. (Farsça)
  • Devamlı öten bir güvercin cinsi. (Farsça)
  • Kaval, ney gibi çalgıları devamlı üfürenler. (Farsça)
  • Bazı kuşların, kübbül gibi uzun uzun ötenleri. (Farsça)
  • Şarap içen. (Farsça)

ebu ikrime

  • Güvercin kuşu.

evda

  • Yaban faresi.
  • Kursağının tüyleri beyaz olan güvercin.

evrak

  • (Çoğulu: Vuruk) Sivri ve uzun dişli.
  • Yüzü renkli güvercin.
  • Siyahı beyazına galip olan at ve deve. (Müe: Vürka)

fahite

  • (Çoğulu: Fevâhit) Yabani güvercin.

fahte / fâhte / فاخته

  • Güvercin, yaban güvercini. (Arapça)

gargara

  • Suyu, içilen ilâcı veya başka bir sıvıyı, boğazda oynatıp çalkalama.
  • Tavuk ve güvercinin ötmesi.
  • Can boğaza gelip tereddüt etmek.
  • Çömleğin kaynayıp fıkırdaması.
  • Çoban koyuna haykırıp çağırması.

gazar

  • Bir cins güvercin.
  • Çok, fazla.

gubari / gubarî

  • Eski harflerle yazılan bir çeşit ince yazı. Bu isim Arapça toz demek olan gubardan alınmıştır. Yazı, toz gibi ince yazıldığı için bu adı almıştır. Eski Türk devletlerinde güvercin postalarıyla gönderilen mektuplar bu yazı ile yazılırdı.

hadir

  • Öten güvercin. Kişneyen at.
  • Üstü koyu, altı sulu olan yoğurt.

hafif-i kebuter

  • Güvercinin uçarken çıkardığı ses.

hamaim

  • (Tekili: Hamâme) Güvercinler.

hamam

  • (Çoğulu: Hamâim) Güvercin kuşu.

hamame / hamâme / حمامه

  • Güvercin. (Arapça)

hedil / hedîl

  • Erkek güvercin. Güvercin sesi.

hedir / hedîr

  • Güvercin kuşlarının ötmesi.
  • Aygırın kişnemesi.

hedr

  • Galeyan etmek.
  • Ot büyümek.
  • Güvercin ötmek.

itare-i kebuter

  • Güvercin kuşu uçurma.

kaluc / kâluc

  • Küçük parmak. (Farsça)
  • Güvercin kuşu. (Farsça)

kebuter / kebûter

  • Güvercin. (Farsça)
  • Güvercin. (Farsça)

kebuter-baz / kebuter-bâz

  • Güvercin besleyen, yetiştiren, satan kimse. (Farsça)

kebuter-i name-ber

  • Posta güvercini. Mektup götüren güvercin.

kebuteran / kebuterân

  • (Tekili: Kebuter) Güvercinler.

kefter / كفتر

  • Güvercin, kebuter. (Farsça)
  • Güvercin. (Farsça)

leng-fahte

  • Topal güvercin. (Farsça)

mahzane

  • Güvercinlik.

masus

  • Sirke ile pişmiş güvercin.

mir'aş

  • Çok yüksekten uçan güvercin.

misak

  • Sürme, gütme, sevketme.
  • Havada uçarken kanadını birbirine vurup uçan güvercin.

mürg-i nameber / mürg-i nâmeber

  • Güvercin.

mürg-i tarab

  • Şarkı söyliyen. Hânende, okuyucu.
  • Güvercin.
  • Bülbül.

mutavvaka

  • Halka biçimi boynunda tüyler olan güvercin kuşu.

nevha

  • Ölüye sesli ağlamak.
  • Nağme ile güvercin ötmesi.
  • Ölüye sesli ağlamak, güvercin ötmesi.

nevres

  • Su kuşlarından mavi renkli bir kuştur; başının yarısı siyah yarısı beyaz olur; güvercin büyüklüğündedir. Su üstüne yakın uçar ve balık gördüğü gibi kapar.

rai

  • Çoban.
  • Gözetleyici ve koruyan kimse.
  • Vâli.
  • Güvercin kuşundan bir kısım.

şerekrak

  • Yeşil kanatlı, siyah burunlu, güvercin büyüklüğünde kırmızı bir kuş.

timrad

  • (Çoğulu: Temârid). Güvercin yuvası.

veraki / verakî

  • (Tekili: Verka) Güvercinler.

verka'

  • (Çoğulu: Verâki') Yabâni güvercin.
  • Açık boz renk.

verşan

  • (Çoğulu: Virşân-Verâşin) Yaban güvercini.
  • Kumru kuşunun erkeği.

yemame

  • Ehlî güvercin.

yemm

  • Deniz, bahir, derya, umman.
  • Güvercin kuşu.