LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Guce ifadesini içeren 35 kelime bulundu...

adem-i kuvvet-i zahire / adem-i kuvvet-i zâhire

  • Görünürde herhangi bir maddî güce sahip bulunmayan.

arig

  • Kırılma, gücenme. (Farsça)
  • Kıskançlık, kin, nefret, adavet, düşmanlık. (Farsça)

azürde / âzürde / آزرده

  • Azar görmüş, incinmiş, gücenmiş. Kalbi kırılmış, üzülmüş. (Farsça)
  • İncinmiş, gücenmiş. (Farsça)

azürde-gi / azürde-gî

  • Gücendirilmiş, incitilmiş olma. (Farsça)

dil-gir

  • Kalbe sıkıntı veren gönül tutan. (Farsça)
  • Gücenmiş olan, kırgın. (Farsça)

giran-hatır

  • Canı sıkılmış, gücenmiş. (Farsça)

girifte-hatır / girifte-hâtır

  • Gücenik, kırgın. (Farsça)

hatır-mande

  • Gücenmiş, kalbi incinmiş, hatırı kırılmış. (Farsça)

hazm

  • Midedeki yenen şeyleri eritmek, sindirmek. Vücuda yarayacak hale getirmek.
  • Birisine ansızın hücum etmek.
  • Ansızın bir şey üzerine inmek.
  • Birisinin hakkını, malını gasb ile alıp zulmeylemek.
  • Münasebetsiz bir hale, güce gidecek bir vaziyete düşenin kendi nefsini

hışm-gin / hışm-gîn

  • Dargın, öfkeli, kızgın, darılmış, gücenmiş. (Farsça)

igbirar

  • Kırılmak. Gücenmek.
  • Toz ile paslanmak.
  • Boz benizli olmak.

iğbirar / iğbirâr / اغبرار / اِغْبِرَارْ

  • Kırılma, gücenme.
  • Gücenme, kırgınlık.
  • Kırılma, alınma, gücenme. (Arapça)
  • Gücenme.

igtizab

  • Gücenme, kızma, gazaba gelme, darılma.

infial / infiâl / انفعال

  • Gücenme. Darılma.
  • Can sıkılma. Teessür.
  • Hareketlenme. Harici bir sebeb ve te'sirle hâsıl olan hâl, te'sir ve hareket.
  • Harici te'sire kabil olmak.
  • Ruhun kabul ettiği tahavvülât. (Bir eser, müessirine nisbetle fiildir. Zuhur ettiği yere nisbetle infialdir.)
  • Kırılma, gücenme. (Arapça)

infialat

  • (Tekili: İnfial) İnfialler. Gücenmeler. Aksi te'sirler. Teessürler.
  • Hareketlenmeler. Teessür ve hareketler.

inkisar

  • Kırılma. Gücenme.
  • Beddua ve lânet okuma.
  • Şikeste olma.

ishat

  • Darıltma, gücendirme.

işka'

  • Şikâyet ettirme.
  • İntikam alma, öç alma.
  • Darıltma, gücendirme.

ısnan

  • Israr etme, inat etme, ayak direme.
  • Gücenme, darılma.
  • Gururlanma, kibirlenme.

ittifakıyet-i avra / ittifakıyet-i avrâ

  • Tek gözü kör olan ittifak, beraberlik; arkasında hükmeden İlâhî kudret görülmediği için sadece maddî güce sahip olduğu sanılan birlik ve beraberlik.

katb

  • (Katub) Daim çatık çehreli, ekşi yüz.
  • Bir kimseyi darıltmak, gücendirmek.
  • Birikmek, biriktirmek, doldurmak.
  • Dolu çuval taşımak, götürmek için hazırlamak.
  • Arslan.

mugber

  • (Gubar. dan) Gücenmiş, darılmış, küskün.
  • Tozlanmış, tozlu.

muğber / مغبر

  • Küskün, gücenmiş, darılmış.
  • Kırgın, gücenik. (Arapça)
  • Muğber olmak: Kırılmak, gücenmek. (Arapça)

mugberr-ül hatır / mugberr-ül hâtır

  • Hatırı kalmış, gücenmiş.

mugbir

  • Gücenmiş. İğbirar sahibi.
  • Toz koparan.

muhaşşin

  • Öfkelendiren, kızdıran. Gücendiren.

münfail

  • İnfiâl eden. Te'sir ile harekete geçen.
  • Muztarib, kederli ve muğber olan. Bir şeyden canı sıkılan. Alınmış, gücenmiş.
  • Münfail olmak: Gücenmek, alınmak.

münfailane

  • Gücenmiş ve darılmış olarak. Münfail bir tarzda. (Farsça)

münfailen

  • Gücenerek, darılarak, münfail olarak.

münkesir

  • (Kesir. den) İnkisar eden, kırılan, kırılmış, kırık. Gücenmiş.

münkesir-ül kalb

  • Kalbi kırılmış. İncitilmiş, gücenmiş.

rencidehatır / rencidehâtır

  • Gücenmiş, hatırı kırılmış. (Farsça)

sür'at-i infial / sür'at-i infiâl

  • Çok çabuk gücenen, çabuk darılan.

tagbir

  • (Çoğulu: Tagbirât) (Gubar. dan) Toza bulaştırma.
  • Gücendirme, muğber etme.

tıyre

  • Darılma, gücenme.
  • Darılan, gücenen.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın