LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Gorunmeyen ifadesini içeren 77 kelime bulundu...

acaib-i mülk ve melekut / acaib-i mülk ve melekût

  • Allah'ın sahip olduğu ve hükmettiği görünen ve görünmeyen âlemlerdeki acaiplikler.

alem-i batın / âlem-i bâtın / عَالَمِ بَاطِنْ

  • Görünmeyen, iç âlem.
  • İç âlem, görünmeyen âlem.

alem-i gayb / âlem-i gayb / عَالَمِ غَيْبْ

  • Gayb âlemi, görünmeyen âlem.
  • Görünmeyen âlem.

alem-i gayb ve şehadet / âlem-i gayb ve şehadet

  • Görünmeyen ve görünen âlemler.

alem-i mana / âlem-i mânâ

  • Mânâ âlemi; maddî gözle görünmeyen mânevî âlem; rüya ve keşif âlemi.

alem-i melekut / âlem-i melekût

  • İlâhî hükümranlığın tam olarak tecellî ettiği, görünmeyen, kâinatın iç yüzü.

alem-i mülk ve melekut / âlem-i mülk ve melekût

  • Görünen ve görünmeyen âlem, herşeyin dış ve iç yüzü.

alemü'l-gayb / âlemü'l-gayb

  • Gayb dünyası; görünmeyen âlem.

alemü'l-guyub / âlemü'l-guyub

  • Bilinmeyen ve görünmeyen âlem.

allam-ul-guyub / allâm-ul-guyûb

  • Gâibleri (görünmeyen ve bilinmeyen gizli şeyleri) çok iyi bilen mânâsına, Allahü teâlânın isimlerinden.

anahtar-ı gaybi / anahtar-ı gaybî

  • Görünmeyen âlemlerdeki sırları açan anahtar.

avalim-i gayb / avâlim-i gayb

  • Gayb âlemleri; görünmeyen dünyalar, âlemler.

avalim-i gaybiye / avâlim-i gaybiye

  • Gayb alemleri, görünmeyen dünyalar.

batın-ı umur / bâtın-ı umur

  • İşlerin içyüzleri, görünmeyen yönleri.

batıni / bâtınî

  • İnsanın içinde bulunan, içsel, görünmeyen.

daire-i melekut / daire-i melekût

  • Varlıkların iç yüzüyle alakalı görünmeyen daire.

derece-i iman-ı bilgayb

  • Gayba iman derecesi; görünmeyen ve bilinmeyen âlemlere inanma derecesi.

dest-i gaybi / dest-i gaybî

  • Görünmeyen el.

devair-i gaybiye / devâir-i gaybiye

  • Gaybî, görünmeyen daireler.

ecsam-ı latife-i nuraniye / ecsâm-ı lâtife-i nuraniye

  • Gözle görünmeyen nurânî cisimler.

ehl-i batın / ehl-i bâtın

  • Görünürdeki eşyanın bize görünmeyen mânâlarına vakıf olanlar.

ehl-i ihtisas ve müşahede

  • Görünmeyen âlemlere ait hakikatleri bizzat gözleyen ve bu konuda uzmanlaşan kimseler.

ehl-i keşif ve ilham

  • Görünmeyen ve bilinmeyen âlemlere ait olan hakikatleri Cenâb-ı Allah'ın lütfu ve yardımıyla bilen kimseler.

esrar-ı gaybiye

  • Görünmeyen, dünya ile ilgili gizli sırlar.

eşya-yı gaybiye

  • Görünmeyen âleme ait varlıklar.

gaib / gâib / غائب

  • Görünmeyen.
  • Göz önünde bulunmayan, hazırda olmayan. Kaybolmuş olan. Görünmeyen âlem.
  • Gr: Üçüncü şahıs, hazırda olmayan kimse.
  • Bulunmayan, ortada görünmeyen, kayıp. (Arapça)

gaip

  • Görünmeyen âlem.

gayb

  • Bilinmeyen ve görünmeyen âlem.
  • Hazır olmama, gizli kalma. Hazır olmayan gizli kalan, görünmeyen.
  • Âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîflerde bildirilmeyen, his organları, tecrübe ve hesâb ile anlaşılmayan gizli şeyler.
  • Akıl ve his (duyu) organları ile bilinemeyip, ancak peygamberlerin haber vermesi ile bilinen, Allahü teâ
  • Gizli olan. Görünmeyen. Belirsiz.
  • Güman. Hislerle veya akıl ile bilinmeyen şey.
  • Gizli, görünmeyen, belirsiz.

gayb alemi / gayb âlemi

  • Görünmeyen, fakat varlığı kesin olan ve mahiyeti Allah tarafından bilinen başka dünyalar.

gayb-aşina / gayb-âşinâ

  • Gaybı bilen, görünmeyenden haberi olan.

gayb-bin / gayb-bîn

  • Gaybı gören, görünmeyen âlemden haber veren.

gaybdan

  • Bilinmeyen, görünmeyen âlemden.

gaybi / gaybî

  • Görünmeyenle ilgili.
  • Hazırda olmayan. Görünmeyenlere âit. Hazır olmayanlara âit. Başka âlemdekilere âit. Âhirete âit. Gayba âit ve müteallik.

gaybi ihbar / gaybî ihbar

  • Bilinmeyen, görünmeyen şeyleri haber verme.

gaybiyane / gaybiyâne / gaybîyâne

  • Gaybı görür, görünmeyeni bilir bir şekilde.
  • Görünmeyenle ilgili olarak.

gaybiyat / gaybîyât

  • Bilinmeyen ve görünmeyen âlemler.
  • Görünmeyenler.

gaybiye / gaybîye

  • Görünmeyen.

gayr-ı mer'i / gayr-ı mer'î

  • Görünür olmayan, görünmeyen.
  • Görünmez, görünmeyen.

guyub / guyûb

  • Görünmeyenler, gizliler.

haber-i gayb

  • Bilinmeyen, görünmeyen âleme ait haberler.

habir / habîr

  • Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Her şeyin hakîkatini, kâinâtın, varlıkların, görünen ve görünmeyen her şeyi hakkıyla bilen, hiçbir zerrenin hareketi ve hareketsizliği ilminden hâriç olmayan, nefslerin ne ile mutmain (huzurlu) ne ile huzursuz olduğundan, sükûnete kavuştuğunda

hadise-i cüz'iye-i gaybiye

  • Görünmeyen küçük ve basit olay.

hakaik-i gayb ve şehadet / hakâik-i gayb ve şehâdet

  • Görünmeyen ve görünen âlemlere ait gerçekler.

hakaik-i gaybiye

  • Bilinmeyen ve görünmeyen âlemlere ait gerçekler.

havass-ı zahire ve batına / havass-ı zâhire ve bâtına

  • Görünen ve görünmeyen hisler, duygular.

hazine-i gayb

  • Görünmeyen âlemdeki hazine.

hazine-i gaybiye

  • Görünmeyen, gizli hazine.

hazine-i gaybiye-i rahmet

  • Allah'ın görünmeyen rahmet hazinesi.

iane-i gaybiye / iâne-i gaybiye

  • Görünmeyen âlemden gelen yardım.

ihbarat-ı gaybiye / ihbârât-ı gaybîye

  • Önceden bilinmeyen ve görünmeyen âlemden haber vermeler.

ihbarat-ı gaybiye ve sadıka

  • Bilinmeyen ve görünmeyen âlemler hakkında verilen doğru haberler.

ilmü'l-guyub

  • Bilinmeyen ve görünmeyen âlemlere dair ilim.

kavanin-i itibariye / kavânîn-i itibariye

  • Görünmeyen mânevî kanunlar.

latif

  • Mülâyim. Yumuşak. Nâzik. Mütenasip.
  • Güzel. Şirin. Küçük ve hoşa giden.
  • Cisimle alâkası olmayan. Göze görünmeyen.
  • Çok lutf edici.
  • Derin, gizli.

lisan-ı gayb

  • Görünmeyen âlemin dili.

lisan-ı gayb ve şehadet

  • Görünen ve görünmeyen âlemlerin dili.

maliki / mâlikî

  • Görünen ve görünmeyen her şeyin gerçek sahibi olan Allah'ım.

malikü'l-mülk ve'l-melekut / mâlikü'l-mülk ve'l-melekût

  • Görünen ve görünmeyen bütün mülkün ve âlemlerin sahibi olan Allah.

manevi alem / mânevî âlem

  • Maddeden olmayan, maddî gözle görünmeyen âlem.

melekuten / melekûten

  • Birşeyin görünmeyen iç yüzü, aslı, hakikati olarak.

melekutiyet / melekûtiyet

  • Bir şeyin görünmeyen iç yüzü, aslı, hakikati.

melekutiyet-i eşya / melekûtiyet-i eşya

  • Varlıkların görünmeyen, içyüzü.

meşmeşiye

  • Normal göze görünmeyen misalî bir âlem.

mevcudat-ı ilmiye

  • Başkası tarafından görünmeyen, Allah'ın ilim dairesindeki varlıklar.

mişmel

  • Kaftan altında götürüldüğü hâlde görünmeyen küçük kılıç.

mugayyebe

  • Gizli şey. Görünmeyen ve saklı olan nesne.

mülk ve melekut / mülk ve melekût

  • Görünen cismânî ve görünmeyen mânevî âlemler.

mütasarrıfa

  • İnsandaki görünmeyen his organlarının beşincisi; his organları vâsıtası ile elde edilen duyuları ve mânâları karşılaştırıp, yeni mânâlar elde etmeye yarayan kuvvet.

na-peyda

  • Görünmeyen, açıkta değil, belirsiz. (Farsça)

nazar-ı hafi-i gaybi / nazar-ı hafî-i gaybî

  • Görünmeyeni, ileride olacakları görecek şekilde gizli bakış.

perde-i gayb

  • Görünmeyen âlemleri bizden gizleyen perde.

şahid-i gaybi / şahid-i gaybî

  • Görünmeyen, gizli şahid.

sehin

  • Altı görünmeyen sık ve kalın nesne.

şeytan-ı cinni / şeytan-ı cinnî

  • Görünmeyen, cinnî şeytan.

sima-yı maddi ve manevi / sima-yı maddî ve mânevî

  • Görünen ve görünmeyen yüz.

tasarrufat-ı gaybiye

  • Görünmeyen âlemlerden gelen tasarruflar.

tevafukat-ı gaybiye

  • Göze görünmeyen ve bizim için gaybi olan tevafuklar. Kur'an veya kıymetli dinî eserlerde, bir kısım kudsi kelimelerin, yazılışlarında İlâhî bir takdir ile, altalta ve yanyana dizilişleri.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın