LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Giris ifadesini içeren 93 kelime bulundu...

ac'ac

  • Çağırış.

adab-ı duhul / âdâb-ı duhul

  • Giriş kuralları.

ajirak

  • Gürültü, ses. Bağırış. (Farsça)

aval

  • Bir ticaret senedine yazılan kefillik. Böyle bir kefalete girişen kimse. (Fransızca)

bast-ı mukaddemat

  • Asıl konuya girmeden önce giriş cümlelerini söyleme.

Bolşevik

  • Kongrede Lenin yanlıları çoğunlukta olduğu için Rusça "çoğunluk" anlamına gelen Bolşevik olarak, azınlıktaki Martov yanlıları da Menşevik olarak adlandırılacaktır.

    Kongreden sonra iki taraf arasında birleşme girişimleri olsa da birleşme gerçekleşmeyecek ve 1912 yılında kesin ayrım yaşanacaktır. Bolşevikler Ekim Devrimi ile iktidarı alacaklar ve Sovyetler Birliği’ni kuracaklardır. Lenin ve Martov yandaşları kongredeki durumlarına göre Rusça “bolshinstvo” (çoğunluk) ve “menshinstvo” (azınlık) olarak adlandırılırlar. Kongredeki delegeler sürekli olarak saf değiştirdikleri için birleşim başarısız olacak ve parti fiilen ikiye bölünecektir.
  • Kongrede Lenin yanlıları çoğunlukta olduğu için Rusça "çoğunluk" anlamına gelen Bolşevik olarak, azınlıktaki Martov yanlıları da Menşevik olarak adlandırılacaktır.

    Kongreden sonra iki taraf arasında birleşme girişimleri olsa da birleşme gerçekleşmeyecek ve 1912 yılında kesin ayrım yaşanacaktır. Bolşevikler Ekim Devrimi ile iktidarı alacaklar ve Sovyetler Birliği’ni kuracaklardır. Lenin ve Martov yandaşları kongredeki durumlarına göre Rusça “bolshinstvo” (çoğunluk) ve “menshinstvo” (azınlık) olarak adlandırılırlar. Kongredeki delegeler sürekli olarak saf değiştirdikleri için birleşim başarısız olacak ve parti fiilen ikiye bölünecektir.

bolşeviklik

  • Bolşevik, çoğunluktan yana anlamına gelen Rusça kelime, 1903 yılında düzenlenen Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi'nin İkinci Kongresi'nde Vladimir Lenin ve Julius Martov arasında yeni kurulmakta olan partinin üyelik tanımı üzerine başlayan görüş ayrılığı sonucu yaşanan ayrışmadaki taraflardan Lenin yanlısı grup. Kongrede Lenin yanlıları çoğunlukta olduğu için Rusça çoğunluk anlamına gelen Bolşevik olarak, azınlıktaki Martov yanlıları da Menşevik olarak adlandırılacaktır.

    Kongreden sonra iki taraf arasında birleşme girişimleri olsa da birleşme gerçekleşmeyecek ve 1912 yılında kesin ayrım yaşanacaktır. Bolşevikler Ekim Devrimi ile iktidarı alacaklar ve Sovyetler Birliği'ni kuracaklardır.


cesaret-i medeniye

  • Her türlü baskılara karşı çekinmeden hakikatı söylemek. Müsbet harekette korkmamak. Haklı olduğu bir mes'elede korku göstermemek. İçtimai münasebetlerde girişkenlik.

cüret-i teşebbüs

  • Girişimcilik; bir işi yapmak için cesaret etme.

da'vat

  • (Tekili: Duâ) Duâlar, niyazlar, çağırışlar.

dacic

  • Çağırış.
  • Sesi yükseltmek.

dergah / dergâh

  • Makam, kapı girişi, eşik. Tasavvuf mektebi. Tasavvufta yetişmiş ve yetiştirebilen evliyâ zâtlar tarafından, talebelere, tasavvuf, İslâm ahlâkı ve diğer dînî ilimlerin ve zamânın fen ilimlerinin okutulduğu yer.
  • Cenâb-ı Hakk'ın rahmet kapısı.

dibace / dîbâce / دیباجه

  • Giriş, önsöz. (Farsça)

duhul / duhûl / دخول

  • Giriş, içeri girme. (Arapça)
  • Duhûl etmek: Girmek, içeri girmek. (Arapça)

duhul-i muzafferane / duhul-i muzafferâne

  • Muzafferce giriş.

duhuliye / duhûliye / دخوليه

  • Giriş ücreti. (Arapça)

ehl-i kıyam

  • Ayaklananlar, ihtilal girişiminde bulunanlar, isyan edenler.

fasl-ı hitab / fasl-ı hitâb

  • İki söz arasını ayıran kelime veya isimlerden biri. Önsözden sonra asıl maksada giriş.
  • Fık: Şahitlerin gösterdiği delil veya yeminlerinden sonra hâkimin hükmetmesi.
  • Hakkı bâtıldan ayırarak, nizaı ayırt edip kesmek ve halletmek. Herşeyi kemal-i vüzuh ile fasledip hakikatını gö

fevatih / fevatîh

  • Başlangıçlar, girişler.

fimaba'd / fîmâba'd

  • Bundan sonra mânâsına gelen konuya giriş ifadesi.

girift

  • Karışık, girişik, çapraşık.

girise

  • (Bak: GİRİS)

girizgah / girizgâh

  • Kaçacak yer, melce,
  • Giriş.
  • Giriş yeri.

hammamiyye

  • Edb: Divan Edebiyatında giriş kısmı hamam eğlencesi tasvirine tahsis olunan kaside.

havz

  • Suya girme.
  • Sakınılacak işe girişmek.
  • Başlamak.

hoppa

  • Herşeye girişen hafif mizaçlı çocuk tabiatında olan kimse. Yersiz davranışlarda bulunan, dilediğince davranan kişi. Delişmen, şımarık.

hulul

  • Girme. Dâhil olma. İçine gizlice giriş.
  • Birinin veya birkaç kimsenin sevgi veya itimadını kazanmak, içlerine onlardan görünüp girmek.
  • Halletmek.
  • Vuku' bulmak. Zuhur etmek.
  • Gelip çatmak.
  • Bir menzile inmek.
  • Kim: Bazı akıcı cisimlerin vücud mesâmâ

huvar

  • Bağırış, çığlık, sayha, avaz.

ibtidar / ibtidâr / ابتدار

  • Başlama, girişme. (Arapça)
  • İbtidâr edilmek: Başlanmak, girişilmek. (Arapça)
  • İbtidâr etmek: Başlamak, girişmek. (Arapça)

iftilat

  • Ansızın bir işe girişme.
  • Hatıra gelivererek şiir veya söz söyleme.

ikdam / ikdâm / اقدام

  • Girişim. (Arapça)

indifa

  • Def olma.
  • Meydana çıkma. Yerden fışkırma.
  • Söze girişme.
  • Geri çekilme.
  • Başlama.
  • Teveccüh eyleme.
  • Yer yer baş gösterme.

indira'

  • Bir işe girişme, bir şeye teşebbüs etme.
  • Öne geçme.
  • Buluttan kurtulma.

inhirat

  • Bilmediği bir işe danışmadan girişme.
  • Zarar verme, ziyana sokma.
  • İpliğe boncuk dizme.
  • Beden çelimsizlenip zayıflama.
  • Bir yola süluk etme, girme.

inkıham

  • Düşünmeden bir işe girişme.

irtibak

  • Karışık ve çapraşık bir işe girişme.
  • Karaca, geyik gibi hayvanların tuzağa düşmeleri.
  • Bir kazâya uğrama.

irtikab / irtikâb

  • Bir işe girişmek.
  • Kötü bir iş işlemek. Rüşvet almak gibi çirkin bir şey yapmak.
  • Bir makamı âlet ederek, hakkı olmayan para veya malı hile ile almak.

ıtrad

  • Bir kimseyle birlikte bahse girişme.

kuhme

  • Düşünmeden bir işe girişme.
  • Şiddet.
  • Kıtlık senesi.
  • Zor iş.

mebde-i cihad

  • Allah yolunda girişilen cihadın başlama zamanı.

mecbur

  • Zor görmüş. Zorla bir işe girişmiş. İcbar görmüş.
  • Hatırı alınmış, gönlü yapılmış. (Hakiki manası: Kırıldıktan sonra bütünlenmiş.)

medahil

  • (Tekili: Medhal) Girişler. Girilecek yerler.

medhal / مدخل

  • Girilecek taraf. Dahil olacak yer.
  • Giriş. Esere başlangıç. Önsöz. Mukaddeme.
  • Giriş.
  • Girecek yer, kapı, giriş.
  • Başlangıç.
  • Giriş, etki.
  • Giriş. (Arapça)
  • Giriş yeri. (Arapça)
  • Başlangıç. (Arapça)
  • Dehalet. (Arapça)

menfez / منفذ

  • Nüfuz etme yeri, delik, yarık, giriş veya çıkış yolu. (Arapça)

mualece / muâlece

  • Bir hususa çalışıp devam etmek.
  • Hastaya bakmak. İlâç kullanmak, ilâç vermek.
  • Bir işe teşebbüs, bir işe girişmek.
  • Bir işin üzerinde durarak teşebbüs etme, bir işe girişme; maddeten elleme, ilişme.
  • İşe girişme.

mübadere

  • Bir işe hemen girişme, başlama.

mübadir

  • Bir işe hemen girişen.

mübahasat

  • (Tekili: Mübâhese) Mübâheseler. Bir şeye dâir iki veya daha fazla kimsenin kendi aralarında yaptıkları konuşmalar.
  • Bahse girişmeler. İddiâlı ve karşılıklı konuşmalar.

mübahese

  • Karşılıklı konuşma, bahse giriş.

mübareze / مبارزه

  • Uğraşı, mücadele. (Arapça)
  • Savaş. (Arapça)
  • Mübareze etmek: Mücadele etmek. (Arapça)
  • Mübaşeret olunmak: Girişilmek, işe başlanmak. (Arapça)

mübaşeret / mübâşeret

  • Bir işe girişmek. Bir işe başlamak.
  • Karşılaşmak.
  • Başlamak ve devam etmek.
  • Temas etmek, dokunmak.
  • İnsanın derisinin, başkasının derisine dokunması.
  • Başlama, girişme, dokunma.

mübaşeret-i hususiye

  • Özel temas, girişim.

muhavele

  • İsteme, taleb etme. Bir şeyi yapmaya girişme.

mukaddeme / مُقَدَّمَه

  • İlk söz. Başlangıç.
  • Önde gelen. Medhal. Giriş.
  • Man: İki kaziyeden ibaret olan sözün evvelki kaziyesi.
  • Giriş, başlangıç.
  • Öne alınan, giriş.

mukaddime / مقدمه / مُقَدِّمَه

  • Başlangıç, giriş.
  • Başlangıç, başlama, giriş.
  • Giriş. (Arapça)
  • Önsöz. (Arapça)
  • Önsöz, giriş.

mukaddime-i temsiliye

  • Temsilden oluşan giriş.

mukim / mukîm

  • Doğduğu veya evlendiği veya hep kalmak niyyeti ile yerleştiği yerde oturan veya 104 km ve daha uzak bir yerde giriş çıkış günlerinden başka on beş gün veya daha fazla kalmaya niyet eden kimse. Mâlikî ve Şâfiî mezheblerinde dört gün kalmaya niyet eden ve kendi memleketine giren mukîm olur.

mürahene

  • (Rehn. den) Bahse girişme.
  • Rehine koyma.

müsaberet

  • Sürekli olarak uğraşma.
  • Bir şey yapmağa hemen girişme.

müsaraat

  • (Sür'at. den) Teşebbüs, girişme.
  • Sür'at ve acele etme.

musayaha

  • (Sayha. dan) Birbirine haykırıp çağırışma.

mutasaddi / mutasaddî

  • (Sadv. dan) Bir işe girişen. Tasaddi eden. Başkasına saldıran, başka birine takılan.

mütekellif

  • Zahmetli iş tutan, külfetli işe girişen.

müteşebbis / متشبث

  • Teşebbüs eden. Bir işe girişen.
  • Girişimci.
  • Teşebbüs eden, işe girişen.
  • Girişen, teşebbüs eden. (Arapça)
  • Girişimci. (Arapça)

müteşebbisane / müteşebbisâne

  • Bir işe girişerek, teşebbüs suretiyle. (Farsça)

müteşebbisin / müteşebbisîn

  • (Tekili: Müteşebbis) Teşebbüs edenler, bir işe girişenler.

mütevessil

  • (Vesile. den) Tevessül eden, sebep tutan, başvuran, girişen.

muvazaa / muvâzaa

  • Bir mes'elede bahse girişmek.
  • Mc: Danışıklı döğüş.
  • Hakikatte olmayan bir durumu varmış gibi göstermek için yapılan bir anlaşma.
  • Danışıklılık, bahse girişme.

nehk

  • Eşek bağırışı.

nısf-ül-leyl

  • Gece yarısı yâni Akşam namazının girişi ile, sabah namazının girişi arasındaki vaktin ortası.

sahha

  • Kulakları sağır eden şiddetli bağırış ve çığlık.

sayha

  • (Çoğulu: Siyâh) Çağırış. Çığlık. Feryad. Nâra.
  • Azab, eziyet.

sayha-i gurab / sayha-i gurâb

  • Karga bağırışı.

tasaddi / tasaddî / تصدی

  • Girişme, başlama, el atma. (Arapça)
  • Tasaddî etmek: Girişmek, başlamak, el atmak. (Arapça)

tebaşür

  • Muştulamak. Müjdelemek.
  • Mübaşeret etmek, bir işe girişmek, başlamak.

tebzil

  • Delme, yarma. Çok azimle bir şeye girişmek, adamak.

tenad

  • Birbirine nidâ etmek, birbirine bağırışmak.

tenadüs

  • Birbirine lâkap koyup bağırışmak.

teşebbük

  • (Şebeke. den) Ağ şeklini alma. Şebekeleşme.
  • Parmaklarını birbirine giriştirmek.

teşebbüs / تشبث / تَشَبُّثْ

  • Bir işe girişmek. Bir işi ilk olarak teklif etmek.
  • Sağlam bir niyetle bir şeye başlamak.
  • El ile yapışıp bırakmamak.
  • Girişme, girişimde bulunma.
  • Bir işe girişme.
  • Girişim. (Arapça)
  • Teşebbüs etmek: Girişmek, girişimde bulunmak. (Arapça)
  • Bir işe girişme.

teşebbüs etmek

  • Başvurmak, girişmek.

teşebbüs-ü şahsiye

  • Bireysel girişimcilik.

teşebbüsat / teşebbüsât / تشبثات

  • Girişimler.
  • Girişimler. (Arapça)

teşebbüsat-ı azime / teşebbüsat-ı azîme

  • Büyük çaplı girişimler.

teşebbüskarane / teşebbüskârâne

  • İşe girişircesine.

teşmir-i said / teşmir-i sâid

  • Kolları sıvama.
  • Mc: Bir işe iyice adamakıllı girişme.

tevessül / توسل

  • El atma, girişme. (Arapça)
  • İnanma. (Arapça)
  • Sarılma. (Arapça)
  • Tevessül etmek: (Arapça)
  • El atmak. (Arapça)
  • Sarılmak. (Arapça)

tevessülen

  • Başvurarak, girişerek. Sebep tutarak.

vehs

  • Bir işe girişip ısrar ile devamlı uğraşmak.

vücub-u teşebbüs

  • Girişimin gerekliliği.

vükul

  • Bir kimseyle birlikte bir işe girişme. İşbirliği.

vürud / vürûd / ورود

  • Giriş, geliş. (Arapça)
  • Vürûd etmek: Girmek, gelmek. (Arapça)

zemare

  • Savt, ses, sayha, bağırış, çığlık.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın