LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Gilan ifadesini içeren 52 kelime bulundu...

akıbetendişane / âkıbetendişane

  • Sonu için kaygılanırcasına.

balgam

  • Solunum yolları tarafından salgılanan ve ağızdan dışarı atılan sümük, irin ve kan karışımı maddedir.
  • Eskiden bedende bulunduğu sanılan dört unsurdan biri.

durendiş / dûrendiş

  • İlerisi için kaygılanan.

durendişane / dûrendişâne

  • İlerisi için kaygılanırcasına.

endişenak / endîşenâk

  • Endîşenâk olmak: Kaygılanmak.

eşi'a

  • Şualar, ışınlar, bir kaynaktan çıkıp dağılan ince ışık hüzmeleri.

fayih

  • Kendiliğinden dağılan güzel koku.

gabibe / gabîbe

  • Sabah sağılan koyun sütünün üzerine akşam yine sağıp, ertesi güne bekletilip ekşiyen süt.

gir / gîr

  • (Giriften) "Tutmak, yakalamak" mastarının emir köküdür. Türkçedeki: yapan, tutan, tutucu, dağılan, yayılan gibi mânalara gelir. Kelimenin sonuna eklenir. (Farsça)

hakendiş

  • Hak için kaygılanan.

halub

  • Sağılan şey.

hilab

  • İçine süt sağılan kab.

hodendişlik

  • Kendi için kaygılanma, endişe etme; kendini düşünme; bencillik.

iadeten / iâdeten

  • Eskiyi yerine getirerek; ölümden sonra çürüyüp dağılan bedeni tekrar inşa edip diriltmek şeklinde.

ifraz / ifrâz / افراز

  • Parçalara bölme. (Arapça)
  • Parselleme. (Arapça)
  • Salgı. (Arapça)
  • İfraz edilmek: Salgılanmak, çıkarılmak. (Arapça)

inde'l-muhakeme

  • Yargılanma anında, duruşma sırasında.

ingımam

  • Kaygılanma, gamlanma, tasalanma.

inhifaz

  • Aşağılanma, alçaklanma.
  • Çökkünlük.

inhitat

  • Aşağılanma, aşağı inme.
  • İhtiyarlama, yaşlıyığa yüz tutma.
  • Kuvvetten düşme.
  • Bir şişin inmesi.
  • Düşme, inme.

jaledar

  • Üzerine çiğ düşmüş, kırağılanmış. (Farsça)

kasb

  • Ağızda tez dağılan ve çekirdeği katı olan kuru hurma.
  • Sağlam, sert.

kaur

  • Çok derin.
  • Çöllerde, rüzgârların esmeleri sebebiyle yığılan kum tepeleri. Kumullar.

mahkür

  • Aşağılanan, küçük düşürülen.

mahsus olan / mahsûs olan

  • Hisler aracılığıyla algılanan.

mahsusiyet

  • Dış duyularla hissedilebilir, algılanabilir.

mevzu'

  • Bahis. Üzerinde durulan mes'ele.
  • Aşağılanmış olan.
  • Konulmuş. Vaz olunmuş.
  • Uydurma. Doğru ve hakikat olmayan.
  • Geçer olan, muteber, işlemekte olan, câri.

mezmum / mezmûm

  • Aşağılanmış, kınanmış.

mihleb

  • İçine süt sağılan kap.

miksefe

  • (Kesâfet. den) İçine elektrik enerjisi yığılan âlet. (Kondansatör)

miskin-i zelil

  • Zillete düşmüş sefil, hor görülüp aşağılanan sefil.

mişvar

  • Tarz, tavır, gidiş, gidişât.
  • Gümeçten bal peteği sağılan âlet.
  • Davar satılacak yer.

mübalat-kar / mübalat-kâr

  • Dikkat, itina ve düşünce ile kaygılanan. (Farsça)

mücalih

  • Kışın da sağılan ve süt veren deve.

müfterik

  • (Fark. dan) Ayrılan, iftirâk eden.
  • Perişan olan, dağılan.

muhakeme olma

  • Yargılanma.

münhafıza

  • Harf söylenirken alt damaktan dilin ayrılması hâli.
  • Aşağılanmış olan.

müntesir

  • (Nesr. den) Saçılan, yayılan, dağılan.

mütecemmi'

  • (Çoğulu: Mütecemmiîn) (Cem'. den) Toplanan, yığılan, biriken, tecemmü' eden.

mütecemmiin / mütecemmiîn

  • (Tekili: Mütecemmi') Toplananlar, yığılanlar, tecemmu' edenler, birikenler.

mütedenni

  • Tedenni eden, gerileyen, aşağılanan.

mütehaşşid

  • (Çoğulu: Mütehaşşidîn) Yardım için koşuşup toplanan, biriken, yığılan.

mütenessir

  • (Nesr. den) Saçılan, yayılan, dağılan.

müteneşşir

  • Yayılan, dağılan, intişar eden.

mütesaddı'

  • Dağılan, parekende olan, parça parça olan.
  • Yarılıp çatlayan.

müteşettit

  • (Müteşettite) Dağılan, dağınık olan. Karışan, karışık bulunan. Perişan olan.

müzemmil

  • Elbise içine sarınan, örtünen, sargılanmış.

şarapnel

  • Ask: Bir çeşit top mermisi. (Fransızca)
  • Top mermisinden dağılan herbir parça. (Fransızca)

tahkir / tahkîr / تحقير

  • Küçümseme, aşağılama. (Arapça)
  • Tahkîr edilmek: Aşağılanmak. (Arapça)
  • Tahkîr etmek: Aşağılamak. (Arapça)

tehevvün

  • Hakir kılınma. Horlanma. Hakaret görme. Aşağılanma.
  • Aşağılanma.

teraküm edilen

  • Biriken, yığılan.

tezellül

  • Zillete katlanmak. Aşağılanmak. Alçalmak. Hor ve hakir olmak. Kendini alçak tutmak.

vasıta-i zillet

  • Aşağılanma aracı.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın