LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Gezinti ifadesini içeren 30 kelime bulundu...

baru / bârû

  • Kale duvarı, tabyanın gezinti yeri, hisar burnu, sur. (Farsça)
  • Sığınak, siper. (Farsça)

beray-ı tenezzüh / berây-ı tenezzüh

  • Tenezzüh için, gezinti için.

bervaze

  • Gezinti için hazırlanan yemek. (Farsça)

cevelan / cevelân / جولان

  • Dolaşma, gezinti. (Arapça)
  • Cevelân etmek: (Arapça)
  • Dolaşmak, akmak. (Arapça)
  • Gezinmek. (Arapça)

cevelangah / cevelângâh / جولانگاه

  • Gezinti yeri, mesire yeri. (Arapça - Farsça)
  • Dolaşım yeri. (Arapça - Farsça)

geşt / گشت

  • Dolaşma, gezinti. (Farsça)

geştügüzar / geştügüzâr / گشت و گزار

  • Dolaşma, gezinti, gezip tozma. (Farsça)

gülgeşt

  • (Gül-geşt) Gül gezintisi, gül seyri. (Farsça)

hareket-i ruhaniye

  • Ruhen yapılan gezinti ve hareket.

menzehe

  • Gezinti yeri.

mesire / mesîre / مسيره / مَس۪يَره

  • Gezinti yeri.
  • Gezinti yeri. (Arapça)
  • Gezinti yeri.

mesiregah / mesiregâh / mesîregâh

  • Gezinti yeri.
  • Gezinti yeri.

mütenezzihat / mütenezzihât

  • (Tekili: Mütenezzih) Gezintiye, tenezzüh etmeğe çıkanlar.
  • Tenezzüh edip düşünenler.
  • Temize çıkanlar.

mütenezzihin / mütenezzihîn

  • (Tekili: Mütenezzih) Gezintiye çıkanlar, tenezzühe çıkanlar.

nüzhet / نزهت

  • Gezinti, gezip dolaşma. (Arapça)

nüzhet-gah / nüzhet-gâh

  • Seyir yeri, gezinti, eğlence yeri.

piyade

  • Narin yapılı bir çeşit kayık adıdır. Eskiden ekseriyetle İstanbul ve civarında kullanılan bu kayıklar, pek makbul gezinti vasıtası idi.
  • Ask: Orduda tüfekle teçhiz edilmiş olan ve muharip sınıfların asli unsuru bulunan efrada da bu ad verilir. Yaya askeri.
  • Yaya.

seyahat

  • Gezme, gezinti.

seyir

  • Yolculuk, gezinti.

seyr-i ruhani / seyr-i ruhânî / seyr-i rûhânî

  • Ruhanî ve mânevî âlemlerdeki seyir, ruhî gezinti.
  • Ruhanî ve mânevî âlemlerdeki seyir, ruhî gezinti.

seyran

  • Gezinti.

seyrangah / seyrangâh / سيرانگاه

  • Güzel manzaralı gezinti yeri.
  • Gezinti yeri.
  • Gezinti yeri. (Arapça - Farsça)

seyrangah-ı daimi / seyrangâh-ı daimî

  • Devamlı gezinti yeri.

seyrüsefer

  • Gezinti ve yolculuk.

teferruc

  • (Ferec. den) Ferahlanmak. İç açılmak.
  • Gezintiye çıkmak. Seyr.

teferrüc / تفرج

  • Gezinti. (Arapça)

teferrücgah / teferrücgâh / تفرجگاه

  • Gezinti yeri. (Arapça - Farsça)

tenezzüh / تنزه / تَنَزُّهْ

  • Uzaklaşmak.
  • Gezinti. Bağ ve bahçe gibi yerlere gam ve kederi izale için çıkmak.
  • Kusur, pislik ve ayıptan uzak olmak.
  • Gezinti.
  • Gezinti. (Arapça)
  • Tenezzüh etmek: Gezinti yapmak, gezinmek. (Arapça)
  • Gezinti.

tenezzühgah / tenezzühgâh

  • Seyir ve gezinti yeri.
  • Gezinti yeri.

vasıta-i seyir

  • Gezinti aracı.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın