LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Gelisi ifadesini içeren 50 kelime bulundu...

başıbozuk

  • Bir harp çıktığında orduya süvari veya piyade olarak katılan gönüllü asker. Başıbozuk tâbiri, gelişigüzel ve intizamsız idare tarzına da alem olmuştur. Bir zamanlar bu tâbir, asker olmayan siviller için de kullanılmıştır. (Türkçe)

bi'set-i ahmediye

  • Hz. Muhammed'in (a.s.m.) peygamber olarak gelişi, peygamberliğinin başlangıcı.

bi'set-i nebevi / bi'set-i nebevî

  • Hz. Muhammed'in peygamber olarak gelişi.

bi'set-i nübüvvet

  • Peygamberliğin gelişi, başlangıcı.

çala

  • İsimlerden önce kullanılarak, devam ve şiddetli ve pervasız kullanılmasını bildirir. Meselâ: Çalakalem: Çabuk ve gelişigüzel ve ilmi olmayan yazı yazmak.

dem vurmak

  • Bir şeyden gelişigüzel bahsetmek. (Türkçe)

embriyoloji

  • yun. Biy: Canlıların başlangıçtan itibaren gelişmesini inceliyen biyoloji ilminin bir bölümü. İkiye ayrılır: 1- Ontogonez: Yumurtadan yavruların meydana gelişini inceler. 2 - Flogenez: Canlıların ilk yaratılışı ile bugünkü şekli arasında meydana gelen değişmeleri inceler. Dünyada başlangıçtan bugüne

faraza / farazâ

  • Sözün gelişi, söz gelişi, farz edelim ki.

idareten

  • İdare için. Kanun ile değil, işin gelişine göre yaparak. İdare yoluyla, işi idare ederek.

inbisat-ı alat / inbisat-ı âlât

  • Âletlerin genişlemesi; dış dünyayı algılayıp idrak edebebilmek için ruhun kullandığı âletlerin, yani duyular, duygular ve sairelerin gelişip genişlemesi.

incirar-ı kelam / incirar-ı kelâm

  • Söz gelişi.

inhisaf / inhisâf / انخساف

  • Ay tutulması. (Arapça)
  • Gelişimini yitirmek, parlaklığını kaybetmek. (Arapça)

inkişaf / inkişâf / انكشاف

  • Ortaya çıkma. (Arapça)
  • Gelişim, gelişme. (Arapça)
  • İnkişaf bulmak: Gelişmek. (Arapça)
  • İnkişaf etmek: Gelişmek. (Arapça)

istidad-ı tabii / istidad-ı tabiî

  • Müsait olan doğal gelişim.

kalem-i kudret

  • Varlıkların ve olayların düzenli olarak vücuda gelişinde bir kalem gibi eserini gösteren İlâhî güç.

kalem-i kudret ve kader

  • Allah'ın olacak hâdiseleri olmadan önce bilip takdir etmesi ve bu olayların düzenli olarak meydana gelişinde bir kalem gibi eserini gösteren İlâhî güç ve ilim.

kıvamı / kıvâmı

  • Ayakta tutanı, gelişip yayılmasını sağlayanı.

laalettayin / lâalettâyin

  • Gelişigüzel. Ayırd etmeksizin. Rastgele.
  • Gelişigüzel.

lalettayin / lâlettayin / لا على التعيين

  • Gelişigüzel. (Arapça)

maddi terakki / maddî terakki

  • Maddî yönden elde edilen gelişme; ilim ve teknolojide gelişip ilerleme.

mebde ve mead

  • Başlangıç ve dönüş, ruhun dünyaya gelişi ve dönüşü, dünya ve ahiret.

mebde' ve mead / mebde' ve meâd

  • Gelinen ve gidilecek olan yer; insanın dünyaya gelişi ve dönüşü, dünya ve âhiret.

mef'ul-ü mukadder

  • Lâfız olarak metinde yer almayan, ancak sözün gelişiyle belirlenen nesne, tümleç.

mesela

  • Misal olarak, söz gelişi, şunun gibi, örnek tarzında.

meselen

  • Misâl ve örnek olarak. Söz gelişi. Meselâ.

mevlid

  • Dünyâya gelme; doğum yeri ve zamânı. Peygamber efendimizin dünyâya gelişini, mi'râcını ve mübârek hayâtını anlatan eser.

mu'cizat-ı katıa

  • Meydana gelişi kesin olan mu'cizeler.

mukadder

  • Tâyin olunmuş.
  • Kısmet. Kader. Miktarı tâyin ve takdir olunmuş olan.
  • Kazâ.
  • Kıymeti biçilmiş.
  • Beğenilmiş.
  • Yazılmış olan.
  • Edb: Yazılı olmayıp da sözün gelişinden anlaşılan. Lafzan zikredilmeyip, mânen murad edildiği anlaşılan. Meselâ: Kur'an-ı Ker

müntakil

  • (Nakl. den) intikal eden, geçen. Bir yerden bir yere göç etmiş, taşınmış olan.
  • Miras kalmış.
  • Karine ile sözün gelişinden anlayan.

natüralizm

  • (Osm: Tabiiye) Fls: Kâinatta hâdiselerin ve varlıkların meydana gelişinde tabiat kuvvetleri dışında hiçbir sebep ve müessir kuvvet ve yaratıcı kabul etmeyen inkârcı, maddeci görüş.

nüzul

  • Aşağı inme.
  • Konaklama. Kur'ân sûrelerinin inişi, vahyin gelişi.

nüzul-ü isa / nüzûl-ü isa

  • Hz İsa'nın (a.s.) gökten dünyaya gelişi.

ritm

  • (Reythme) Mısra ve cümlelerdeki ses uygunluğundan gelen iç âhengi. Duygunun ses hâline gelişi. (Fransızca)
  • Müvazeneli ve tenasüblü hareket. (Fransızca)

sellemehüsselam / sellemehüsselâm

  • Gelişi-güzel. Rastgele.
  • Gelişi güzel, rastgele.

sellemetüsselam / sellemetüsselâm

  • Gelişigüzel.

sibak

  • Bir şeyin üst tarafı, geçmişi.
  • Bağ, bağlantı, sözün gelişi.

sibak u siyak

  • Sözün gelişi. Sözün (öncesinin sonraya olan) uygunluğu.

siyak

  • Söz gelişi, ifade tarzı.
  • Üslub, tarz, yol.
  • Sürmek, sevk.
  • Ruhun çıkması.
  • Söz gelişi, bir sözün hemen öncesinde geçen sözler.
  • Sözün gelişi.
  • Tarz, üslup.

siyak u sibak / siyâk u sibak / سياق و سباق

  • Sözün gelişi. (Arapça)

siyak-ı kelam / siyak-ı kelâm

  • Sözün gelişi, sevkediliş.

sual-i mukadder / suâl-i mukadder / سُؤَالِ مُقَدَّرْ

  • Sözün gelişinden anlaşılan soru.

takdir-i kelam / takdir-i kelâm

  • Sözün gelişi; sözde zikredilmeyen bir lafzı sözün gelişinden anlayıp belirtmek.

temsil / temsîl / تمثيل

  • Tiyatro oyunu. (Arapça)
  • Sözgelişi. (Arapça)
  • Özümseme. (Arapça)

teneffüs / تنفس

  • Soluk alma. (Arapça)
  • Teneffüs edilmek: Soluk alınmak. (Arapça)
  • Teneffüs etmek: Soluk almak. (Arapça)
  • Tenemmüv etmek: Serpilmek, gelişip büyümek. (Arapça)

tenemmüv

  • (Nümüvv. den) Gelişip büyüme.

teşkilce

  • Meydana gelişiyle, oluşuyla.

teşrif-i nebevi / teşrif-i nebevî

  • Peygamberin gelişi, şereflendirmesi.

veladet-i nebevi / velâdet-i nebevî

  • Peygamber Efendimizin (a.s.m.) doğuşu, dünyaya gelişi.

veladet-i peygamberiye / velâdet-i peygamberiye

  • Peygamberimizin doğuşu, dünyaya gelişi.

zahir

  • Yüksek şeref.
  • Neşv ü nemâ bulup, gelişip, etrafa sarılıp sarmaşmış bitki.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın