LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Gaf kelimesini içeren 35 kelime bulundu...

derece-i gaflet

  • Gaflet derecesi.

edser

  • Gaflette bulunan, gafil adam.

ehl-i gaflet / اَهْلِ غَفْلَتْ

  • Gafletde olanlar. Gafiller.
  • Gaflette olanlar.

ehl-i gaflet ve tuğyan

  • Gaflete dalanlar ve zulüm ve taşkınlıkta çok ileri gidenler.

ehligaflet

  • Gaflette olanlar, kul olduğunu hatırlamadan yaşayanlar.

erbab-ı gaflet

  • Gaflette olanlar; Allah'ı düşünmeyen ve sorumluluklarından habersiz davrananlar.

eser-i gaflet

  • Gaflet eseri.

etvar-ı gaflet / etvâr-ı gaflet

  • Gaflet davranışları.

faite / fâite

  • Gaflet, uyku, unutmak, hastalık, düşman korkusu gibi bir özürle kaçırılan farz veya vâcib namaz.

gafil / gâfil / غافل

  • Gaflette olan. Allahü teâlâyı, emir ve yasaklarını unutan kimse.
  • Gaflette olan.

gaflet

  • Gafillik, boş bulunma, dalgınlık, ihtiyatsızlık.

gaflet-pişe / gaflet-pîşe

  • Gaflet içinde.

gafletkarane / gafletkârâne

  • Gaflet edercesine.

gaheb

  • Gaflet.

garre

  • Gafil kişi, gaflette bulunan kimse.

hab-ı gaflet / hâb-ı gaflet

  • Gaflet uykusu.
  • Gaflet uykusu.

hatır-ı rahmani / hâtır-ı rahmânî

  • Gafletten uyanmak, kötü yoldan doğru yola kavuşmaya dâir Allahü teâlâ tarafından kalbe gelen düşünce. Buna hak hâtır (doğru düşünce) denir.

hicab-ı gaflet

  • Gaflet perdesi; Allah'a inanmayı, emir ve yasaklarına uymayı engelleyen şeyler; mâneviyatı görmeme ve düşünmeme hâli.

iğfal

  • Gaflete düşürerek kandırma, aldatma.

iğfal eden

  • Gaflete düşürerek kandıran, aldatan.

lafz-ı gafur / lâfz-ı gafûr

  • Gafûr kelimesi.

medar-ı gaflet / medâr-ı gaflet

  • Gaflete sebebiyet veren.

münkir-i gafil

  • Gaflet içinde olan inkârcı.

mütegaffil

  • Gaflette bulunan. Bilmiyor görünen.

mütegafilane

  • Gafil gibi davranarak.

mütesavvıf

  • Gafletten uzak yâni her an Hakk'ı zikreden, kalbini mânevî kirlerden temizleyen ve Allahü teâlâdan başka her şeyi gönlünden çıkaran, rûhunu cenâb-ı Hakk'ın zikri ile (anmakla) süsleyen tasavvuf ehli, velî, mürşid, ahlâk-ı hasene sâhibi. Çoğulu mütesa vvifûn, mütesavvifîn ve mütesavvife'dir.

nazar-ı gaflet / نَظَرِ غَفْلَتْ

  • Gafletle bakma.

nevm-i gaflet

  • Gaflet uykusu.

perde-i gaflet

  • Gaflet, umursamazlık ve duyarsızlık perdesi.

sahun

  • Gafiller. Allah'ın (C. C.) emrinden gaflet edenler.

sıracü'l-gafilin

  • Gaflete düşenlerin meşalesi anlamına gelen ve Gençlik Rehberi için kullanılan bir isim.

teamüs

  • Gaflet etmek. Câhillik etmek.

teaşi

  • Gafil görünmek.

tegafül

  • Gaflet etme, duyarsızlıklık, mânevî sorumluluklarından habersiz davranma.

zeval-i gaflet

  • Gafletin dağılması; Allah'ın emir ve yasaklarına duyarsız davranma hâlinin sona ermesi.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın