LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te GEMİn ifadesini içeren 33 kelime bulundu...

alabanda

  • İtl. Gemilerde dümeni tam sancağa veya iskeleye kırma, yahut geminin bir tarafındaki toplara ateş etme kumandası.
  • Mc:Şiddetle kınama ve azarlama.

ambargo

  • Bir para veya malın kullanılması veya başka bir yere götürülmesi ya da bir geminin bulunduğu limandan ayrılması yasağı.

bandıra

  • İtl. Geminin hangi devlete ait olduğnu gösteren bayrak.

bel

  • t. Geminin orta kısmı.
  • Bedenin ortası. Göğüs ile karnın arası.
  • Yüksek dağın iki zirvesi arasındaki kavisli kısmı veya alçakça olan geçit ve boğazı.

çarmıh

  • (Çar: Dört; Mıh: Çivi) Salib. Suçluyu haça germek için kurulmuş, haç şeklinde darağacı. (Farsça)
  • Geminin direkleri başından aşağıya inen kalın ipler. (Farsça)

devir dairesi

  • Denizde geminin çeşitli hızla ve muhtelif dümen açısı ile çizdiği dâire.

düsür

  • (Tekili: Disar) Perçinler, halatlar, kenetler. Geminin tahtalarını birbirine bağlayan rabıtalar.

gırandi direği

  • Geminin ortasındaki en büyük direk. Bu yekpâre olmayıp üst üste dört direkten mürekkepti.

güverte

  • Geminin anbar veya kamaralarının üstü, gezilecek kısmı.

hakeme

  • (Çoğulu: Hakemât) Damak geminin halkası.

ictisar

  • Cür'et ve cesâret göstermek.
  • Çölü aşıp gitmek.
  • Denizde geminin geçip gitmesi.

ifrac-ül bahire / ifrac-ül bâhire

  • Geminin kıyıdan veya iskeleden açılması.

irsa'

  • Sağlamlaştırma, sâbit kılma.
  • Geminin demir atması.
  • Pâyidar olmak.

ıskalariya

  • Geminin üst kısmına çıkabilmek için iskele, yani merdiven teşkil etmek üzere çarmıhlara aykırı ve kazık bağı ile bağlanmış ince halatlar.

ıskarça

  • İtl. Geminin yükünün pek sıkı olarak istif edilmesi.

ıskarso

  • İtl. Yelkenleri doldurur dik rüzgâr.
  • Geminin götürü olarak kiralanması.

kalafat

  • Geminin tahtalarının aralıklarını üstüpü vs. ile doldurup üzerine zift sürme işi.
  • Sahte süs, düzen.

kella

  • Geminin durup demirlediği yer.

kerempe

  • Yun. Denize doğru uzanan kayalık çıkıntı.
  • Dağın en yüksek yeri, tepesi.
  • Geminin baş tarafı.

kevsel

  • Geminin kıç tarafı.

kumanya

  • ing. Bir gemi içinde bulunan kimselerin beslenmeleri için gemiye doldurulan erzak. Gemi zahiresi.
  • Eskiden piyade kayığının arka kısmındaki dolapçık.
  • Gemi kileri. Geminin erzak koymağa mahsus yeri.

küpeşte

  • Geminin kenarlarındaki tahta siper.
  • Parmaklığın üzerindeki düz ve kalın tahta.

lasta

  • ing. Bir geminin alabildiği yük.

loça

  • Geminin baş tarafında ve iki yanda demir zincirin geçmesine mahsus delikler.

mishelan / mishelân

  • Geminin iki tarafındaki iki halka.

mürsa

  • Geminin demir attığı yer.

nüzul-i sefine

  • Geminin denize inişi.

orsa

  • Yelkenleri mümkün olduğu kadar rüzgârın estiği cihete yaklaştırarak seyretmek hâli.
  • Geminin sol tarafı, iskele.

rampa

  • İki geminin birbirine veya bir geminin iskeleye yanaşıp bitişmesi. (Fransızca)
  • Şose veya demiryolundaki yokuş. (Fransızca)
  • Trenin eşya almağa mahsus yanaştığı set. (Fransızca)

rota

  • Vapur ve gemilerde istikamet yolu. Geminin seyir yolu.

şecc

  • Baş yarma ve yarılma.
  • Geminin, denizi yararak yol alması.

siper-i saika / siper-i sâika

  • Yıldırımdan korunmak için gemilerle, minarelere ve büyük binalara konan âlet. Paratoner.Gemilerde direklerin şapkalarına konulur ve üzerlerine, bir ucu denize kadar sarkıtılmış bakır tel bağlanır. Direkleriyle teknesi ağaç olmayan gemilerde tel yoktur. Telin gördüğü nakil hizmetini geminin demir kıs

teleccüc

  • Geminin denizin derin yerine varması.