LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Güzel ol ifadesini içeren 57 kelime bulundu...

abv

  • Yüzün güzel olması. Nizamlı oluş.

ahsen-i takvim / ahsen-i takvîm

  • En güzel boy ve sûret. Bedenen ve rûhen en güzel olan.

ahseniyet

  • En güzel olma.

ahsenü'l-kasas

  • Kur'ân'daki kıssaların en hoş ve güzel olanı.

ahu

  • Ceylân. (Farsça)
  • Gözleri çok güzel olan. Çok güzel göz. (Farsça)
  • Gazâl. (Farsça)
  • Mc: Dilber. Mahbub. (Farsça)

bahteri / bahterî

  • Salına salına yürüyen, yürüyüşü güzel olan adam.
  • Mağrur, kibirli. Kendini beğenmiş.

basil

  • Kahraman, cesur, yiğit kimse.
  • Fena, sert, kırıcı, kötü söz.
  • Haram olan şey.
  • Güzel olmayan, çirkin kimse.

bedi-i pür-maani / bedi-i pür-maânî

  • Çok mânâları bulunup bedi' olan. Çok mânaların bedi' ve güzel oluşu.

bedia / bedîa

  • Benzersiz güzel olan.

bedii / bedîî

  • Bedi' ve güzel olan. Ebedî ve güzel olan. İlahî ve güzel eserlere müteallik bulunan.

beyt-ül gazel

  • Edb: Gazelin en güzel olan beyti.

cemil / cemîl

  • Sonsuz güzel olan ve bütün güzelliklerin sahibi bulunan Allah.

cemile / cemîle

  • Güzel olan.

çirkin

  • Güzel olmıyan. (Farsça)
  • Çok kirli. (Farsça)
  • Kanlı, irinli çıban veya yara. (Farsça)

edeb-i kelam / edeb-i kelâm

  • Söz güzelliği, söz zarifliği.
  • Edb: İfade arasında bayağı ve çirkin tabirlerin bulunmaması. İfadenin güzel oluşu.

ehasin

  • Pek güzel, en güzel olan şeyler.

erva'

  • Çok güzel olan genç.
  • Son derece yiğit, cesur ve bahadır adam.
  • Korkmak.

evarin

  • Güzel olmayan, çirkin. (Farsça)

fenn-i bedii / fenn-i bedîi

  • Sözün güzel olması usûl ve kaidelerinden bahseden belâgat ilminin bir bölümü.

hal ehli / hâl ehli

  • Hâli tavrı güzel olan gönül sâhibi kişi. Velî zat.

hasen

  • Güzel. Hüsünlü. Güzellik.
  • Güzel olmak.

hoşavaz

  • Sesi güzel olan. Güzel sesli. (Farsça)

hoşeda

  • Hareket ve davranışı hoş ve güzel olan. (Farsça)

hoşmanzar

  • Manzarası güzel. Güzel görünen. (Farsça)
  • Mc: Güzel yüzlü. Siması güzel olan. (Farsça)

hoşneva

  • Sesi güzel olan. Güzel sesli. (Farsça)

hub-avaz

  • Güzel sesli, sesi güzel olan. (Farsça)

hubruy

  • (Çoğulu: Hubruyân) Yüzü güzel olan. Güzel yüz.

hubş

  • Sesi güzel olan bir kuş.

huri

  • (Ahver ve Havrâ kelimelerinin çoğulu) Ahu gözlüler. Gözlerinin akı karasından çok olan, pek güzel ve güzellikleri tarif ve tavsif edilemiyecek derecede güzel olan Cennet kızları.

hüsn-ü bilgayr

  • Dolayısı ile, neticeleri ciheti ile güzel olan.

hüsn-ü bizzat

  • Kendisi bizzat güzel olan.

hüsn-ü mücerred

  • Gayr olsun olmasın bizzat güzel olan şey. Bazı âza veya çizgilerin mütenasib terkib ve tertibiyle hâsıl olan hüsün, hüsn-ü mücerred değildir. Şartları zâil olsa, hüsün de zâil olur. Fakat, vücud, hayat, iman gibi varlıklar hüsn-ü mücerreddir ve bizzat güzeldirler. Güzellikleri başka şeylere

hüsn-ü ta'lil

  • Edb: Herhangi bir hâdisenin hakiki sebebini saklayarak, güzel ve hayalî bir sebep göstermeye hüsn-ü ta'lil denir. Bu gösterilen sebep hakiki olmamalı, fakat güzel olmalıdır.Bağ-ı âlemde yüzün menendi bir gül isteyüp.Cüst ü cu idüp gezer gülzarı bülbül şah şah. (Fatih Sultan Mehmed)Bülbülün, gül bahç

hüsniyyat

  • Güzel olan hususlar.

ibrin

  • Yüzü çok parlak ve güzel olan sevgili.

ibsan

  • Bir kimsenin huyunun veya yüzünün güzel olması.

kabih-ül vech

  • Çirkin yüzlü. Suratı, siması güzel olmayan.

kady

  • Yemeğin kokusu güzel olmak.

lezz

  • Uyku, nevm.
  • Sözü güzel olan, tatlı konuşan kişi.
  • Tatlı, leziz, lezzetli.

lezzat

  • (Tekili: Lezzet) Tatlılıklar. Lezzetler. Tadı hoş ve güzel olan şeyler.

lezzet

  • (Çoğulu: Lezzât) Tad, çeşni. Hoş ve güzel olan şey.

mehpeyker

  • Nurlu, ay yüzlü. Yüzü ay gibi parlak ve güzel olan.

melek

  • Nurdan yaratılmış, fıtratları sâfi, masum mahluk.
  • Güzel huylu ve güzel olan kimse.

mübettel

  • Islanmış.
  • Çok güzel olan.

mülha

  • (Çoğulu: Mülâh) Siyah ile karışık olan beyaz.
  • Lâtif ve güzel olan söz.

münşi

  • (Neş'et. den) İnşâ eden, yapan. Yapısı, üslubu güzel olan.
  • Edb: Maksadı kâğıt üzerinde tasvir ve tesvid eden. İyi nesir yazı yazan, kâtib.

mürtecir

  • Kişnemesi güzel olan at.

nikmanzar

  • (Nîk-manzar) Görünüşü ve manzarası güzel olan. (Farsça)

nur-i mücessem

  • Çok parlak ve güzel olan. Canlı kılığına girmiş gibi olan nur.

reşik

  • Boyu, endamı lâtif ve güzel olan.

rev'a

  • Korkak kadın.
  • Kendisini görenleri şaşırtacak derecede güzel olan kadın veya kız. (Müz: Ervâ)REVA' : Tatlı.

sanem

  • Kâfirlerin, önünde ibadet ettikleri heykel, put.
  • Mc: Çok güzel olan.
  • Putperestlerin İlâhı.

şehnaz

  • Eski Osmanlı müziğinde meşhur bir makam ismi. (Farsça)
  • Meşhur bir dünya güzelinin ismi. (Farsça)
  • Çok güzel olan. (Farsça)

sıbah

  • Güzel şeyler. Güzel olanlar. şule.

üksum

  • Çimenlik yer. Çayırı bol ve güzel olan bahçe.

vesam

  • (Vesâmet) Güzel olma. Güzellik.

yek-avaz / yek-âvâz

  • Tek sesli, bir sesli. (Farsça)
  • Mc: Bir tarzda, bir şekil üzerine. (Farsça)
  • Edb: Başından sonuna kadar aynı kuvvette güzel olan manzume. (Farsça)