LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Gülme ifadesini içeren 36 kelime bulundu...

dahıke

  • (Çoğulu: Davâhık) Gülme ânında çıkan dört dişin birisi.

dahk

  • Gülmek, kendi işiteceği kadar gülmek.

dıbne

  • Gülmek.
  • Maymun sesi.

dıhk

  • Gülme.

handa hand

  • Devamlı gülme, sürekli olarak gülme. (Farsça)
  • Devamlı gülen, sürekli gülen. (Farsça)

hande

  • Gülme, gülüş. (Farsça)

hande-i aftab / hande-i âftâb

  • Güneşin gülmesi. Güneşin doğması.

handefeşan

  • Gülümsemeler dağıtan, gülmeler saçan. (Farsça)

handehariş

  • Bir kimseye alay tarzında gülme. (Farsça)

handemu'tad

  • Devamlı gülmeye alışmış olan, her zaman gülme alışkanlığı olan. (Farsça)

hanin / hanîn

  • Burun içinden ağlamak.
  • Burun içinden gülmek.

herzeka

  • Çirkin gülmek.

iftirar

  • Gülmek.

ihzak

  • Kahkaha ile gülme. Çok gülme.

inkilal

  • Yavaşça gülme, tebessüm etme.
  • Körlenme, kesmez hâle gelme.

irta'

  • Zoraki ve istemeyerek gülme.

istibhac

  • (Behcet. den) Yüzü gülme, sevinme, mesrur olma.

kahkaha

  • Yüksek sesle ve çokça gülme.
  • Yanındakiler işitecek kadar gülmek.

karkara

  • Karın gurultusu.
  • Kumru kuşunun ötmesi.
  • Kahkaha ile gülmek.
  • Su içerken bardağın guruldayıp ötmesi.

ketkete

  • Kahkaha derecesinden azca gülmek.
  • Toy kuşunun sesi.

kişre

  • Yüzüne gülmek.

mizah / mizâh

  • Komedi, gülmece.

müdamele

  • İdare etme, yüzü gülme.

müdara / müdârâ

  • Dost gibi görünme. Yüze gülme.
  • Başkalarının fikirlerine uyarcasına hareket etmek.
  • Sulh ve salâh üzere bulunmak. (Meşru bir surette ve iyi bir netice için yapılan müdârâ memduhtur. Fena bir netice için ise, kötüdür; İslâmlığa yakışmaz, İslâm onu men'eder.)
  • Yüze gülme, yüze gülücülük.

müdarat

  • (Dery. den) Dost gibi görünme, yüze gülme.

nefs

  • Gülme hususunda ifrata gitmek.
  • Çok fazla gülmek.

netg

  • Alayla gülmek.
  • Bir kimseyi ayıplamak.

pür-hande / pür-hânde

  • Neş'e dolu, çok gülme ve sevinç dolu. Sevinçli, neşeli.

rişhand

  • Bıyık altından gülme. Alay. (Farsça)

sahk

  • Döğüp yumuşatma. Döğme, döğülme.
  • Kırma, kırılma.
  • Sürtme.

sarim

  • Kesilmiş.
  • Biçilmiş ekin, döğülmemiş harman.

ta'diye

  • Tecavüz ettirmek, geçirmek.
  • Gr: Bir fiili müteaddi hâle koymak. Meselâ: "Gülmek. den: Güldürmek. Ölmek. den: Öldürmek" gibi.

tebessüm

  • Gülümseme. Nazikâne ve dişlerini göstermeyerek gülme.
  • Gülümseme, kendinin işitmeyeceği şekilde sessiz gülme.

tehellül

  • Sevinme, açık yüzlü olma. Yüzü gülme. Beşâretten yüzdeki parlama eseri.

tıga

  • Yüksek sesle gülme.

zehr-hand

  • Acı acı gülme. (Farsça)

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR