LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Gülünç ifadesini içeren 26 kelime bulundu...

a'ceb-ül acaib / a'ceb-ül acâib

  • Çok acib ve gülünç olan.

adahik

  • (Tekili: Udhuke) Şakalar, gülünç şeyler.

dramatik

  • yun. Drama benzer. Heyecan verici, acıklı.
  • Temsil yapılmak üzere yazılan heyecan verici veya acıklı tiyatro eseri. Acıklı olanına Trajedi, gülünç olanına da Komedi denir.

hicv

  • (Hiciv) Birini şiir ile zemmetmek, onu gülünç hale koymak. Bu şekilde yazılan şiir veya manzume.
  • Alay etmek.
  • Birini şiirle yermek, gülünç hale koymak, alay etmek.

istihza

  • Alay etmek, birisi ile eğlenmek.
  • Birisini gülünç duruma düşürmek, maskara etmek.

karikatür

  • Bir insanın veya bir şeyin gülünç bir tarzda yapılan resmi.
  • Kaba, âdi ve mizahi resim.

keşr

  • Gülünce dişlerin görünmesi.

komedi

  • yun. Cemiyetin gülünç ve kusurlu hâllerini ortaya koyan tiyatro eseri.
  • Uydurma, yapmacık hareket veya söz.
  • Gülünecek hareketler.

mashara

  • Maskara, soytarı.
  • Tuhaflıklar yapan kimse.
  • Komik, gülünç.
  • Zevklenme, eğlenme.
  • Kepaze, utanmaz, rezil.

maskara

  • Gülünç, rezil.

maskara-alud / maskara-âlûd

  • Gülünç duruma düşmüş.

maskaraca

  • Gülünç, rezil olarak.

maskaralık

  • Gülünç ve alay edilir hale gelme.

mazhak

  • (Çoğulu: Mezâhık) Gülünç kimse.

mudhak

  • Kendisine gülünen. Soytarı. Gülünç hâle düşen.

mudhike

  • Gülünç şey, gülünecek hâl. Komedya.
  • Gülünç hâle düşen.

müdhike

  • Gülünç, komedi.

mudhike / مضحكه / مُضْحِكَه

  • Gülünç. (Arapça)
  • Gülünç şey.

nekre

  • Belirsiz olan.
  • Çıban ve yaradan çıkan kan ve irin.
  • Garip ve gülünç fıkralar.
  • Hoş sohbet ve hazır cevap kimse.
  • Gr: Belirtilmemiş isim, neye delâlet ettiği belli olmayan (harf-i tarifsiz) isim.

nekre-gu / nekre-gû

  • Tuhaf hikâyeler fıkralar anlatan. Gülünç sözler söyleyen. (Farsça)

suhre

  • Maskara, gülünç, eğlenceli.
  • Zoraki iş gören, ücretsiz zoraki çalışan kimse ve hayvan.

suhriyen

  • (Sıhriyya) Musahhar kılınan, hizmette çalıştırılan.
  • Gülünç olan.

tesahhur

  • (Çoğulu: Tesahhurât) Zevklenip alay etme.
  • Aleme gülünç olma. Maskara olma.

tuhaf / تحف

  • (Tekili: Tuhfe) Hediyeler.
  • Münâsebetsiz hâl.
  • Eğlenceli, gülünç.
  • Garip iş veya şey.
  • Hoşa giden ve az bulunur şeyler.
  • İlginç. (Arapça)
  • Hediyeler. (Arapça)
  • Gülünç. (Arapça)

ucab

  • (Uccâb) Çok şaşılacak fazla gülünç olan şey.

udhuke

  • Gülünç şeyler. Komedi.