LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Görmeme ifadesini içeren 26 kelime bulundu...

adem-i rü'yet / عَدَمِ رُؤْيَتْ

  • Görmeme.

adem-i rüyet

  • Görmeme.

adem-i ta'kib

  • Takibsizlik.
  • Huk: Muhakemeye lüzum görmemek.

adem-i tezkiye

  • Temize çıkarmama; hoş görmeme.

aşu

  • Kör olmak. Görmemek.
  • Mc: Görmemezlikten gelmek.

derare

  • Deyyus. Karısının kötü hâllerini görmemezlikten gelen kişi.

haser

  • Gözün tam görmemesi, göz nurunun zayıf olması.

hicab-ı gaflet

  • Gaflet perdesi; Allah'a inanmayı, emir ve yasaklarına uymayı engelleyen şeyler; mâneviyatı görmeme ve düşünmeme hâli.

igmaz

  • Müsamaha etmek. Görmemezliğe gelmek.

igmaz-ı ayn

  • Göz yummak. Aldırmamak, görmemezlikten gelmek.

igza'

  • Görmemezliğe gelme.

istiklal / istiklâl

  • (Kıllet. den) Kendi başına olmak, kimseye bağlı olmayış, müstakil oluş.
  • Az bulma, kâfi görmeme.
  • Rey sahibi olup keyfi iş görme ve başkasının emrine ve fikrine tâbi olmaktan uzak kalma.

küfr

  • Örtmek mânâsınadır. Kalbe âit bir sıfattır. Hak dini inkâr edip, hakkı inkâr edene ve gizleyene "kâfir" denilir. Kâfirliğin sıfatı küfürdür.
  • Allaha inanmamak. Hakkı görmemek. İmansızlık.
  • Allaha (C.C.) yakışmıyan sıfatlar uydurmak. Müslümanlığa uymayan şeylere inanmak.

lüzum-u beyyin

  • İspata ihtiyacı olmayan şey, apaçık gereklilik. Meselâ körlük görmemenin, cahillik ilimsizliğin lüzûm-u beyyinidir.
  • İsbata ihtiyacı olmayan şey. Cehil, ilimsizliğe lüzum olması gibi. Ve yine meselâ: Kör olmak, görmemezliğe delildir. (Lüzum-u beyyin'in zıddı: "Lüzum-u gayr-ı beyyin"dir. İsbata ihtiyacı olan şey demektir.)

mücaveze

  • Haddinden ileri geçmek. Normali aşmak. Bir şeyin, hadd-i itidâli geçmesi.
  • Birini suç ve günahı ile muâheze eylemeyip görmemezlik ile afv ve müsamaha eylemek.

müsamaha / müsâmaha

  • Hoş görü, tolerans, görmemezlikten gelme, göz yumma.
  • Hoş görü, başkasının kabahatini görmeme.
  • Terk edilmesi gerekmeyen şeyleri başkasına faydalı olmak için terk etmek.

müsamahakar / müsamahakâr

  • Müsamaha eden. Göz yuman, hoş gören, görmemezlikten gelen. (Farsça)
  • Aldırmayan, ihmalci. (Farsça)

müsamahakarane / müsamahakârâne

  • Görmemezliğe gelerek, müsamaha ederek, hoş görerek. (Farsça)

müteami / müteamî

  • (Amâ. dan) Görmemezlikten gelen.

müteamiyane / müteamiyâne

  • Görmemezlikten gelerek. (Farsça)

mütesamih

  • Müsamaha eden, göz yuman, görmemezlikten gelen, hoş gören.

ta'n

  • Hoş görmemek. Kötülemek. Birisinin ayıp ve kusurlarını beyan etmek.
  • Küfretmek.
  • Muhalifin iddialarını çürütmek.
  • Vurmak.
  • Duhul etmek, dâhil olmak, girmek.
  • Hoş görmemek, kötülemek.
  • Birisinin ayıp ve kusurlarını söylemek.
  • Küfretmek.
  • Muhalifin iddialarını çürütmek.

tenkirat

  • Hoş görmeme, yasaklama.

tevazu' / tevâzu'

  • Alçak gönüllülük; kendisini başkaları ile bir görmek, başkalarından daha üstün ve daha aşağı görmemek.

tevhid-i şuhudi / tevhîd-i şuhûdî

  • Mâsivâyı (Allahü teâlâdan başka her şeyi) görmemek ve düşünmemek.

vatvata

  • Geceleyin gözün görmemesi.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın