LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Görevli ifadesini içeren 56 kelime bulundu...

ağleb-i enbiya

  • İlâhî mesajı insanlara iletmekle görevli olan peygamberlerin büyük çoğunluğu.

ashab-ı vezaif / ashab-ı vezâif

  • Görevli kişiler.

azrail / azrâil

  • Can almakla görevli melek.

bürokrasi

  • Hükûmet dairelerinde aşırı kırtasiyecilik, muamele çokluğu. İşlerin yürütülmesinde şekilciliğin ve idarî işlemlerin ağır basması hâli. Devlet görevlilerinden meydana gelen zümre veya sınıf. Memurlar sınıfı. Bürokrasi, her çeşit rejimde tahakküm vasıtası olmaktadır. Oysa İslâmiyet'te devlet makamları (Fransızca)

cebrail / cebrâil

  • Allah tarafından peygamberlere vahiy getirmekle görevli melek.

çımacı

  • Vapurda ve iskelede çımayı atıp tutmak vazifesiyle görevli tayfa.

cop

  • Polis ve polis görevlisi askerlerin taşıdığı, kauçuktan yapılma sopa.

emirkulu

  • Aldığı emri yapmağa mecbur olan, verilen emri yerine getirmekle görevli kimse.

gardiyan

  • Hapistekileri bekleyen görevli.

haccam / haccâm

  • Kan alma görevlisi.

halife-i şahsi / halife-i şahsî

  • Fahr-i Kâinat (a.s.m.) Efendimizin vekili olarak Müslümanların başkanlığını yapan ve İslâmiyeti korumak ve yaşatmakla görevli olan zâtın şahsı, kendisi.

hamele-i arş

  • Arşı taşımakla görevli dört büyük melek.

haseki

  • Tar: Vaktiyle sarayda görevli bazı subaylara verilen isim.

hayta

  • Serseri, serkeş kimse.
  • Ask: Osmanlılarda görevli bir sınıf askere verilen ad. Hayta birlikleri, üstün savaş kabiliyeti olan askerlerden kurulur, lüzumunda düşman topraklarına akın yapmak için de kullanılırdı. Sonraları düzenleri bozulduğunda eşkiyalığa başladılar; bundan dolayı "hayt

hazinedar / hazînedâr

  • Hazine görevlisi.

hazret-i azrail / hazret-i azrâil

  • Ruhları kabzetmekle görevli melek.

hulefa / hulefâ

  • Halifeler; Fahr-i Kâinat (a.s.m.) Efendimizin vekili olarak Müslümanların başkanlığını yapan ve İslâmiyeti korumak ve yaşatmakla görevli olan zâtlar.

imam hatip mektebi

  • İmam ve hatip olarak din görevlisi yetiştirmek üzere kurulan okul.

imame / imâme

  • Eskiden müslümanların başlarına sardığı, bugün ise, sadece din görevlilerinin namaz kıldırırken ve dînî vazîfeleri yerine getirirken giydikleri başlık üzerine sarılan sarık.
  • Tesbîhin ucundaki uzun tâne.

israfil / isrâfil

  • Sur borusunu üflemekle görevli büyük bir melek.

jandarma

  • Asayişle görevli asker.

kazaskerler

  • Osmanlı Devletinde ilmiye sınıfının en yüksek mertebesinde bulunan devlet görevlileri; askerî kadılar.

melaike-i müekkel / melâike-i müekkel

  • Görevli melekler.

melek-i müekkel

  • Vekil tayin edilmiş, görevli melek.

memur / مأمور

  • Görevli.
  • Görevli. (Arapça)
  • Devlet memuru. (Arapça)

memur-u siyasi / memur-u siyasî

  • Siyasette görevli memur.

memurin / memurîn / مأمورین

  • Memurlar, görevliler.
  • Memurlar, görevliler. (Arapça)

memurin-i siyasiye / memurîn-i siyasiye

  • Siyaset görevlileri.

mikail / mikâil

  • Dünya işlerini düzenlemekle görevli melek.

mikail aleyhisselam / mîkâil aleyhisselâm

  • Dört büyük melekten biri. Ucuzluk, pahalılık, kıtlık, bolluk yapmak, ferah ve huzûr getirmek ve her maddeyi hareket ettirmekle görevli melek.

misyoner

  • Hıristiyanlığı yaymakla görevli kimse.

mubassır / مبصر

  • Okul düzenini sağlayan görevli. (Arapça)

müekkel

  • Görevli, vekil tayin edilmiş.

mührdar

  • Eskiden bir bakanlık veya dairenin resmi mührünü kullanmakla görevli olan kimseye verilen ad. Hususi kalem müdürü. (Farsça)

mükellefiyet

  • Mükellef olma, yükümlülük, görevli oluş.

murahhas

  • Delege, devlet adına görevli kimse.

muvazzaf / موظف

  • Görevli.
  • Vazifeli, görevli.
  • Görevli. (Arapça)

perdedar / پرده دار

  • Kapı görevlisi. (Farsça)

rahibe / râhibe

  • Kadın râhib. Hiç evlenmeyen, yalnız ve bekâr olarak yaşayan, kilisede ibâdetle meşgûl olan görevli kadın.

ratibehar / ratibehâr

  • Vazifeli. Görevli. (Farsça)

rüşvet

  • Bir iş gördürmek, haksızı haklı göstermek gibi maksatlarla bir görevliye verilen para, mal veya sağlanan menfaat.

şahne / شحنه

  • Güvenlik görevlisi, polis. (Arapça)

şahşah

  • Görevli, vazifeli.

selef / سلف

  • Öncekiler, önceki görevliler. (Arapça)

şeyhülislam / şeyhülislâm

  • Osmanlılarda en büyük din görevlisi.

şıhne / شحنه

  • Güvenlik görevlisi, inzibat görevlisi. (Arapça)

temyiz mahkemesi

  • Yargıtay; alt mahkeme kararlarının doğru verilip verilmediğini incelemekle görevli üst makam.

teşrifatçı / teşrîfatçı

  • Protokol görevlisi. (Arapça - Türkçe)

ummal / ummâl / عمال

  • Görevliler. (Arapça)
  • Yöneticiler. (Arapça)

vasi / vasî

  • Çocuk, yetim, hasta, deli gibi zayıf kimselerin mal ve işlerini idare eden görevli.

vazifedar / vazifedâr / vazîfedâr / وظيفه دار

  • (Çoğulu: Vazifedârân) Vazifeli, görevli. (Farsça)
  • Memur. (Farsça)
  • Vazifeli, görevli.
  • Görevli. (Arapça - Farsça)

vazifedarlık

  • Görevlilik.

vazifeten

  • Görevli olarak.

veznedar / veznedâr / وزنه دار

  • Gişe görevlisi. (Arapça - Farsça)

yaver / yâver

  • Komutanların yanında bulunan ve onların emirlerini yazmakla ve gerektiğinde yerine ulaştırmakla görevli subay.

zabıta / zâbıta / ضابطه / ضَابِطَه

  • Emniyet görevlisi.
  • Güvenlik görevlisi. (Arapça)
  • Emniyet görevlisi.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın