REKLAM ENGELLEMEYİ GERİ ALMA KODU BURADA BAŞLAR --> REKLAM ENGELLEMEYİ GERİ ALMA KODU BURADA BİTER -->

LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Görünmek ifadesini içeren 48 kelime bulundu...

aşkbazi / aşkbazî

  • Aşk oyunu. Sever görünmek. Aşk-ı kâzib. (Farsça)

avamperestane nümayiş

  • Avamca gösteriş, halka hoş görünmek için farklı tarzlara yeltenme.

azamet-füruş / azamet-fürûş

  • Kibirlenen. Büyük görünmek isteyen.

beruz / berûz

  • Zâhir olmak, zuhur etmek, görünmek.

büruz / bürûz

  • Zâhir olmak. Görünmek, ortaya çıkmak. Olgun bir velînin sevenlerinde bâzı sıfatlarının zâhir olması, görünmesi.

cedel

  • Konuşmada kavga etme. Niza. Hakkı bulmak için olmayıp, galib görünmek için çekişme. (Diyalektik)
  • Man: Meşhur veya müsellem mukaddemelerden terekküb eden kıyastır.

cehr

  • Görünmek, zâhir olmak.
  • Açıktan ve yüksek sesle olan söylemek veya okumak.
  • Tecvid'de: Harf hareke ile okunduğu zaman, mahreçte aralık kalmıyarak nefesin akmayıp, küllisi veya ekserisi hapsolmuş bir şekilde sesin çıkmasına denir.

cehret

  • Görünmek, zahir olmak.

cehvere

  • Zâhir olmak, görünmek.

dahv

  • Zâhir olmak, görünmek.

füşv

  • Aşikâre ve zâhir olmak. Görünmek.

gaibane / gaibâne

  • Görünmeksizin.
  • Hazırda görünmeksizin, yüzyüze olmadan. Gizliden. (Farsça)

hafy

  • Gizlemek.
  • Setretmek, örtmek.
  • İzhar etmek, görünmek.
  • Parlamak, yıldıramak.

hilal-i savm / hilâl-i savm

  • Oruç hilâli. Ramazanın geldiği kendisi görünmekle bilinen hilâl.

huyela / huyelâ

  • Harbde düşmana karşı tekebbür etmek (büyüklenmek, üstün görünmek), kibirlenmek.

ihtimal

  • (Haml. den) Mümkün olma, belki. Olması mümkün görünmek.
  • Kabul eylemek.
  • Yükselip götürmek.
  • İhsana mukabil şükretmek.
  • Kızma ve hiddetlenmekten dolayı yüzünün rengi değişmek.

itham

  • Kabahatli görmek. Suç isnad etmek. Töhmetlendirmek. Kabahatli görünmek. Töhmetli olmak.

meşhud olmak

  • Görünmek.

muayene

  • Zâhir ve âşikâre olmak, görünmek, belli olmak.
  • Gözden geçirme, yoklama, kontrol etmek.

müdahene

  • Dalkavukluk. Menfaat beklediği bir kimseyi yüzüne karşı medhetmek. Koltuklamak. Bir kimsenin yüzüne karşı iyi görünmek. Münâfıklık.

nat'

  • (Çoğulu: Nütu'-Entâ') Sahtiyan döşek.
  • Zahir olmak, âşikâre olmak, görünmek.

nebg

  • Un öğütülürken tozan un.
  • Görünmek, zâhir olmak.

nifak / nifâk

  • Münâfıklık; kalbiyle, îmân etmediği hâlde inanmış görünmek; için dışa uymaması, kâfir.
  • Dışı içine uymayan, iki yüzlü.

nücum

  • Tulu' etmek, doğmak.
  • Görünmek, zuhur etmek.

nümayan / نمایان

  • Görünen. (Farsça)
  • Nümayan olmak: Görünmek. (Farsça)

rücu'

  • Geri dönme, vazgeçme, cayma. Sözünden dönme.
  • Edb: Bir fikri daha kuvvetli anlatmak için söylenilen sözden caymış gibi görünmek.

şevk

  • Diken.
  • Birinin hiddet ve şevketi görünmek.
  • Ekin.

şiya'

  • Zahir olmak, görünmek.
  • Çobanın kavalından çıkan ses.
  • Odun takıltısı.

şühre

  • Zahir ve vâzıh olmak. Görünmek. Açık olmak.

sütu'

  • Zâhir olmak, görünmek.
  • Yükselmek, yüksek olmak.

taazum

  • Gözünde büyümek. Büyük görünmek.

teami / teâmî

  • Görmez gibi görünmek, görmezden gelmek.

teaşi

  • Gafil görünmek.

teayyün

  • Bellibaşlı olmak.
  • Meydana çıkmak. Görünmek. Belirmek.
  • Anlaşılma. Zâhir ve âşikâr olma.

teazum

  • Gözde büyümek. Azametlenmek. Büyük görünmek.

tebarük

  • Çoğalmak, ziyâde olmak.
  • Uzamak.
  • Büyüklük.
  • Genişlemek.
  • Zâhir olmak, görünmek.

tebaruz etmek

  • Açığa çıkmak, görünmek.

tecelli / tecellî / تجلى

  • Görünme, ortaya çıkma. (Arapça)
  • Kader. (Arapça)
  • Tecellî etmek: Görünmek. (Arapça)

tecelli etmek / tecellî etmek

  • Görünmek, yansımak.

tecessüm

  • Cisim şekline girmek. Maddeleşmek. Göz önüne gelmek. Mücessem olup görünmek. Cisimleşmek.

tegafül

  • Bilmez görünmek, anlamazlıktan gelmek. Kasden kendisini gafil göstermek.

tekeşşüf

  • Açılmak, görünmek, sıyrılmak, meydana çıkmak.
  • Rüsvay olmak. Sırları açığa çıkmak.

tenasi

  • Unutmuş görünmek. Unutmak. Kendini unutmuş gibi göstermek.

terettül

  • Zâhir olmak, görünmek.

tesakkub

  • (Çoğulu: Tesakkubât) (Sakb. dan) Delme, delinme.
  • Zâhir olmak, görünmek.
  • Parlamak, ruşen olmak.

tezahür etmek

  • Görünmek.

uruz

  • Zâhir olmak, görünmek.
  • Gelme, ârız olma.
  • (Tekili: Arz) Bildirmeler, keyfiyetler.

zahir / zâhir / ظاهر

  • Ortaya çıkan, görünen, zuhur eden. (Arapça)
  • Belli, açık, aşikâr. (Arapça)
  • Sanırım (Arapça)
  • Görünüş, dış yüz. (Arapça)
  • Zâhir olmak: Ortaya çıkmak, görünmek, zuhur etmek. (Arapça)

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın