LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Fit kelimesini içeren 32 kelime bulundu...

aşk-ı kimyevi / aşk-ı kimyevî

  • Fıtrî meyil ve alâka. Kimyevî unsurlar arasında birbirlerine karşı olan cazibe ve birleşme meyelanları ki; birer İlâhi emir ve kanunlardır.Fransızcası: Affinite (afinite) dir.

ayb-gu / ayb-gû

  • Fitneci, fitnekâr, dedikoducu.

bab-ı fitne

  • Fitne kapısı.

bayram namazı

  • Fıtr (Ramazan) ve Kurban bayramının birinci günü güneş doğduktan yaklaşık 45 dakika sonra erkeklerin cemâat hâlinde kılmaları vâcib olan iki rek'atlik namaz.

bed-gu / bed-gû

  • Fitnekâr, dedikoducu. (Farsça)

cesaret-i fıtriye

  • Fıtrî bir cesaret, yaratılıştan gelen cesaret.

desatir-i fıtrat / desâtir-i fıtrat

  • Fıtrata, yaratılışa ait düsturlar, prensipler.

fetak

  • Fıtık. Kasığı şişmiş olan kimse.

fetile / fetîle / فتيله

  • Fitil. (Arapça)

fiten / فتن

  • Fitneler.
  • Fitneler. (Arapça)

fitne-amiz / fitne-âmiz

  • Fitne çıkaran, fesat karıştıran. (Farsça)

fitne-cihan

  • Fitne koparan, fesat karıştıran, bozgunculuk yapan. (Farsça)

fitne-engiz

  • Fitne çıkaran. (Farsça)
  • Fitne verici, fitneye yol açıcı.

fitneengiz

  • Fitne sesebi olan.

fitnekar / fitnekâr

  • Fitneci, ortalığı bozmaya çalışan.

fıtra

  • Fitre; ihtiyâcı olan eşyâdan ve borçlarından fazla olarak nisab (dinde zenginlik ölçüsü) miktârı malı, parası olan her hür müslümanın Ramazan bayramının birinci günü sabahı fakirlere vermekle yükümlü oldukları belli miktardaki buğday veya arpa yahut hurma veya kuru üzüm veya kıymetleri kadar altın v
  • Fitre: Ramazan'da bölünmeden verilmesi şer'ân vacip olan fıtr, sadaka.
  • Fitre, her zenginin vermesi gereken sadaka.

gammazane

  • Fitnecilikle, gammazlıkla, koğuculukla. (Farsça)

gayr-i fıtri / gayr-i fıtrî

  • Fıtrî olmayan. Doğuştan olmayan.

hararet-i gariziye

  • Fıtrî vücut ısısı.

id-i fıtr / îd-i fıtr

  • Fıtr Bayramı, Ramazan Bayramı.

ihtiyacat-ı fıtriye

  • Fıtrî, yaratılıştan gelen ihtiyaçlar.

iptida-yı tahsil-i fıtri / iptidâ-yı tahsil-i fıtrî

  • Fıtrî, doğal öğrenimin başlangıcı.

küçük günah

  • Fitne çıkarmak, adam öldürmek, zinâ etmek gibi büyük günahlara göre daha küçük sayılan günahlar, yasaklar, mekrûhlar.

kurat

  • Fitil ucundan yanmış yer.

letafet-i fıtriye / letâfet-i fıtriye

  • Fıtrî letâfet, doğal şirinlik.

maklud

  • Fitil gibi bükülmüş olan.

meftuk

  • Fıtıklı.

mürcif

  • Fitneci, yalancı.
  • Fitne ve fesada dalan, bozguncu haber yayan.

müzahrefiyet

  • Fıtri olmayan, yapmacık.

şegab

  • Fitne uyandıran.

selamet-i fıtrat / selâmet-i fıtrat

  • Fıtratın temizliği; kusursuzluğu, doğruluğu.

vaziyet-i fıtriye

  • Fıtrî vaziyet, doğal durum.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın