LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Fesat ifadesini içeren 31 kelime bulundu...

ateş-engiz

  • Dağlama aleti. (Farsça)
  • Mc: Fesatçı, ifsad yapan. (Farsça)

bilade

  • Müzevvir, fâsid, fesatçı, ispiyon eden. (Farsça)

dar-ün nedve / dâr-ün nedve

  • Müslümanlıktan evvel, Kureyş kabilesinin münakaşalar için toplandığı bir yerin adı olup, Kusey ibn-i Kilâb tarafından kurulmuştur. (Sonradan Hz. Muhammed'e (A.S.M.) karşı bulunanların toplanmalarından dolayı fesat ve münafıkların toplandıkları yer mânâsına kullanılmaya başlanmıştır.)

def-i mefasid

  • Bozgunculuk yapacak fiil ve sözlerden çekinme; fesatlıklardan kaçınma.

errac

  • Fesatçı, müzevir, yalancı adam, sahtekâr.

erş

  • Fesat, niza, ihtilaf, rüşvet.
  • Fışkırmak.
  • Tırmalamak.
  • Fık: Yaralanan veya kesilen bir uzuvdan dolayı verilmesi lâzım gelen diyet.

esbab-ı fesat ve ifsat

  • Fesat çıkarıcı ve bozucu sebepler.

esbab-ı ifsat

  • Fesat çıkarıcı ve bozucu sebepler.

fesad / fesâd / فساد

  • Fesat, bozukluk, karışıklık.
  • Fesat, bozukluk. (Arapça)
  • Kötülük. (Arapça)

fesad-amiz

  • Oyunbozanlık eden, fesat karıştıran. (Farsça)

fesadat / fesâdât

  • Fesatlar, bozukluklar, karışıklıklar.

fırak-ı fesadiye

  • Fesat, bozugunculuk çıkaran gruplar.

fitne-amiz / fitne-âmiz

  • Fitne çıkaran, fesat karıştıran. (Farsça)

fitne-cihan

  • Fitne koparan, fesat karıştıran, bozgunculuk yapan. (Farsça)

fitne-cu

  • Fesat arayan. (Farsça)

fitne-i diniye

  • Dine ve dindarların içine sokulan fitne, fesat.

ifsad-ı siyaset

  • Siyaseti bozma, siyasete fesat karıştırma.

işhas

  • Fesatçılık ve dedikoduculuk yapma. Çekiştirme. Gıybet etme.

istisare

  • Toz savurma, tozutmak, toz kaldırma.
  • Fesatçılık ve fitnecilik yapmak.

mefsedet

  • Bozukluk, fenâlık, fesatçılık. Münâfıklık.
  • Bozgunculuk, fesat, kötülük.
  • Fesatlık, bozukluk.

mekidet / mekîdet

  • Düzen, hile, fesat.

mezir

  • Fâsid olmak, fesatçılık yapmak.

müfsid

  • Fesat çıkaran, bozucu.
  • İfsat eden, bozan.
  • Fesatlık eden, ara açan.

müfsidin / müfsidîn

  • (Tekili: Müfsid) Bozanlar, ifsad edenler, müfsidler. Fesatlık yapanlar, ara açanlar.

nesais

  • (Tekili: Nesise) Fesatlık için yapılan fısıltılar.

nesise

  • (Çoğulu: Nesâis) Fesatlık için yapılan fısıltı.

pelade

  • Fesatçı. Müfsid. (Farsça)

şerr ü fesad

  • Kötülük ve bozukluk. şer ve fesat.

tahkim

  • Hakem tayin etmek. Hâkim nasbeylemek.
  • Kuvvetlendirme. Sağlamlaştırmak, kavileştirmek.
  • Birisini fesattan men'eylemek.
  • Mahkemede hasmın dâvalarının açıkça belli olması için hâkimi değiştirmek.

üştürdil

  • Kinci, fesatçı, hasedçi. (Farsça)

ye'cüc ve me'cüc

  • Kur'ân-ı Kerimde bahsi geçen ve ortalığı fitne, fesat ve anarşiye boğacak olan kavimler, anarşist topluluk.