LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Faaliyet ifadesini içeren 72 kelime bulundu...

aktivizm

  • Hakikatin, düşüncede kalmasından ziyade, hayat ve fiile intikalini ve bütün ilimlerin, cemiyetin gelişmesine hizmet etmesini isteyen ve böylece iradenin faaliyet ve tesirliliğini açıklayan felsefî bir meslek.

alüfte madam / âlüfte madam

  • Namus dışı hareketlerde ve faaliyetlerde bulunan kadın.

atıl / âtıl

  • Yazı yazmayı bırakan, faaliyet göstermeyip boş duran.

bülten

  • Halka bilgi veren, özet olarak yazılmış resmi yazı. (Fransızca)
  • Bir müessesenin, kurumun faaliyetlerini tanıtan ve belli zaman aralıklarıyla yayınlanan mevkute. (Fransızca)

cem'iyyet

  • (Cemiyet) Topluluk, birlik. Hey'et.
  • Bir yere cem' olma.
  • Mânevi birlik teşkil eden cemaat.
  • Huk: Kazanç paylaşmaktan başka bir maksadla, ikiden ziyade şahsın ilim ve mâlumâtlarını ve faaliyetlerini devamlı bir şekilde birleştirmek suretiyle bir esas nizamnameye müstenid

cerbeze-alud / cerbeze-âlûd

  • Cerbezeli. Cerbeze ile olan faaliyet.

cereyan / cereyân

  • Akma, akış, gidiş. Hareket. Akıntı. Gezme. Mürûr. Vuku, vâki olma.
  • Mc: Aynı fikir ve gaye etrafında toplananların meydana getirdikleri faaliyet ve hareket. Bu hareket; dinî, fikrî veya siyasî hareketler gibi birbirlerinden farklı sahalarda olabilir.

cevelan-ı zihn / cevelân-ı zihn

  • Düşünce turu, fikir faaliyeti.

daire-i hareket

  • Hareket, faaliyet alanı.

düstur-u faaliyet

  • Faaliyet prensibi, kuralı.

ef'al-i hakime / ef'âl-i hakîme

  • Hikmetli fiiller; bir gaye ve faydaya yönelik olarak, tam yerli yerinde olan işler, faaliyetler.

ef'al-i ruhiye / ef'âl-i ruhiye

  • Ruha ait faaliyetler, işler.

fa'alün lima-yürid

  • "Kayyumiyet sırrıyla ve faaliyet-i daimesiyle her an istediğini istediği gibi yapar." meâlinde bir âyettir.

faaliyet-i daime

  • Sürekli faaliyet, iş.

faaliyet-i hayretnüma / faaliyet-i hayretnümâ

  • Hayret veren, hayranlık uyandıran faaliyet.

faaliyet-i ilahiye / faaliyet-i ilâhiye

  • Allah'ın varlık âleminde gerçekleştirdiği faaliyetler.

faaliyet-i mu'ciznüma / faaliyet-i mu'ciznümâ

  • Mu'cizeli faaliyet.

faaliyet-i müstevliye

  • Her tarafı istila eden, kaplayan faaliyet.

faaliyet-i rabbaniye / faaliyet-i rabbâniye

  • Herşeyi terbiye ve idare edip egemenliği altında bulunduran Allah'ın faaliyet ve icraatı.

faaliyet-i rububiyet

  • Herşeyi terbiye ve idare eden Allah'ın faaliyeti.
  • Allah'ın rububiyet faaliyeti ve icraatı.

faaliyetkarane / faaliyetkârâne

  • Faaliyet göstererek.

fail-i muhtar / fâil-i muhtâr

  • Kendi iradesiyle faaliyette bulunan, istediğini yapan Allah.

garaib-i icraat

  • Alışılmışın dışında garip uygulamalar, faaliyetler.

hal-i faaliyet

  • Faaliyet hâli.

harekat-ı ruhiye / harekât-ı ruhiye

  • Mânevî âlemlerde ruh ile yapılan faaliyetler.

hummalı

  • Ateşli, kızgın.
  • Çok faaliyetli. Hararetli.

icra-i faaliyet

  • Faaliyette bulunma.

icra-yı tedris

  • Ders verme, eğitme faaliyeti.

icraat

  • Faaliyet, iş.

icraat-ı aliye / icraat-ı âliye

  • Yüksek icraatlar, büyük iş ve faaliyetler.

icraat-ı celaliye / icraat-ı celâliye

  • Allah'ın celâl sıfatıyla ilgili işleri, faaliyetleri.

icraat-ı rububiyet

  • Allah'ın bütün varlıkları kuşatan idare ve terbiyesinin ve egemenliğinin sonucu olan faaliyetler.

iktisad / iktisâd

  • Orta yol, orta hâl. Tutumlu olma, gereği kadar ölçülü harcama.
  • Üretim ve tüketim faâliyetlerinin nasıl düzenlendiğini inceleyen ilim dalı.

istihsalat

  • (Tekili: İstihsal) Üretilen şeyler. Bir memleketin veya fabrika gibi faaliyet merkezlerinin çıkardığı, yetiştirdiği şeyler.

ittihad-ı islam cemiyet-i kudsiyesi / ittihad-ı islâm cemiyet-i kudsiyesi

  • Bütün Müslümanların birliğini sağlama gibi mukaddes bir hedef için faaliyet gösteren bir topluluk.

kampanya

  • Sıkı bir iş ve çalışma devresi.
  • Maksatlı uğraşma. Bir maksad için faaliyete geçme.

kavanin-i icraat / kavânîn-i icraat

  • Kâinattaki, tabiattaki İlâhî icraat ve faaliyet kanunları.

komite

  • Belli bir amaç için bir araya gelen ve faaliyet gösteren topluluk.

komiteci

  • Belli bir amaç için bir araya gelip, faaliyet gösteren.

komitecilik

  • Belli bir amaç için bir araya gelme ve faaliyet gösterme.

merkez-i faaliyet

  • Faaliyet merkezi.

meziyyet

  • İyilik. İyi ve salih hareket ve faaliyet.

misyonerlik

  • Propaganda yaparak belirli bir fikir ve inancı yayma işi. Dar anlamda, henüz hıristiyanlığı kabûl etmemiş ülkelerde veya hıristiyan ülkelerde çeşitli isimler altında hıristiyanlığı yayma ve hıristiyanlık propagandası yapma faâliyeti. Bu çalışmaları yürüten râhib, papaz ve din adamlarına misyoner, bu

muharrik-i vicdan

  • Vicdanı harekete geçiren, faaliyet azmi veren.

mutasarrıf-ı fa'al / mutasarrıf-ı fa'âl

  • Her zaman Zâtına has ve lâyık iş yapan, daima faaliyette bulunan, idâre eden ve tasarrufta bulunan Cenâb-ı Hak.

nefs-i faaliyet

  • Faaliyetin kendisi.

netice-i faaliyet

  • Faaliyetin neticesi.

ordu

  • t. Bir devletin dinini, namusunu, vatan ve istiklâlini her çeşit yabancı taarruz ve tecavüzüne karşı koruyan askerî en büyük üç kuvvetten biri. Hava Ordusu, Deniz Ordusu, Kara Ordusu gibi.
  • En büyük askerî birlik.
  • Aynı iman ve düşünce sahiplerinin faaliyette olanlarının hepsi.

propaganda

  • Bir fikrin tanıtılması faaliyeti.

sahife-i icraat

  • İcraat ve faaliyet sayfası.

sinema-i rabbaniye / sinema-i rabbâniye

  • Rabbâni sinema; Cenâb-ı Hakkın tedbir ve irâdesiyle, bütün faaliyetlerinin âdeta sinema perdeleri ve levhaları gibi gösterildiği âlem.

şuun / şuûn

  • İşler, faaliyetler.

şuunat / şuûnât

  • İşler, faaliyetler; Cenâb-ı Hakkın yüce sıfatlarının mahiyetlerinde bulunan ve onları tecellîye sevk eden Zâtına ait mukaddes özellikler.
  • İşler, faaliyetler
  • Cenâb-ı Hakkın yüce sıfatlarının mahiyetlerinde bulunan ve onları tecellîye sevk eden Zâtına ait mukaddes özellikler.

şuunat-ı askeriye / şuûnât-ı askeriye

  • Askerliğe ait işler, faaliyetler.

şuunat-ı seyyale / şuûnât-ı seyyâle

  • Akıp giden haller, işler, faaliyetler.

ta'til / ta'tîl / تعطيل

  • Durdurma. (Arapça)
  • Kapatma. (Arapça)
  • Faaliyete son verme. (Arapça)

tabiat bataklığı

  • Materyalist düşünce; tabiat için, "insan faaliyetlerinin dışında kendi kendini sürekli olarak yeniden yaratan ve değiştiren güç" düşüncesi.

tabiat dalaleti / tabiat dalâleti

  • Materyalist düşünce; tabiat için, "insan faaliyetlerinin dışında kendi kendini sürekli olarak yeniden yaratan ve değiştiren güç" düşüncesi.

tabiat fikri

  • Materyalist düşünce; tabiat için söylenen, "insan faaliyetlerinin dışında kendi kendini sürekli olarak yeniden yaratan ve değiştiren güç" düşüncesi.

taht-eş şuur

  • Şuur altı. Şuur haricinde olarak açılıp yayılan zihnî faaliyet.

tarikatçılık / tarîkatçılık

  • Tarikat faaliyeti yürütme veya herhangi bir tarikata taraftar olma.

tasarruf

  • Faaliyet, icraat, dilediği gibi kullanma.

tasarruf-u amm / tasarruf-u âmm

  • Genel tasarruf; bütün kâinatta görülen faaliyet ve icraat.

tasarruf-u hallakıyet / tasarruf-u hallâkıyet

  • Allah'ın varlıkları istediği şekilde yaratma faaliyeti.

tasarrufat / tasarrufât

  • Faaliyetler, istediği şekilde yönlendirmeler.

tasarrufat-ı azime-i bahariye / tasarrufât-ı azîme-i bahariye

  • Bahar mevsimindeki büyük tasarruflar, faaliyetler.

tasarrufat-ı azime-i yevmiye / tasarrufât-ı azîme-i yevmiye

  • Hergün meydana gelen büyük tasarruflar, faaliyetler.

tasarrufat-ı beşeriye / tasarrufât-ı beşeriye

  • İnsanların gerçekleştirdikleri tavır, davranış, faaliyet ve uygulamalar.

tasarrufat-ı kudret / tasarrufât-ı kudret

  • Allah'ın kudretiyle dilediği gibi icraat ve faaliyetlerde bulunması.

tedbir-i rububiyet

  • Her şeyi idare ve terbiye eden Allah'ın kâinat ve varlıklar üzerindeki hikmetli faaliyeti, emri altında tutması, idaresi.

tenbih

  • (Çoğulu: Tenbihât) Göz açtırmak.
  • Gafletten ikaz etmek. Faaliyetini arttırmak.
  • Sıkı emir vermek.
  • Bir işin yapılacağı hakkında yapılan nasihat.

zenberek

  • (Zenburek) Hareket ettirmeğe yarıyan yay. Saatin zenbereği. (Farsça)
  • Hayvan üzerinde taşınan ve ateşlenebilen küçük top. (Farsça)
  • Mc: Faaliyet ve harekete sebep olan şey. (Farsça)

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR