LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Eyni ifadesini içeren 44 kelime bulundu...

ahvezi

  • Yeyni, hafif.
  • Tez, seri.

akmadde

  • Anatomi: Omuriliğin dış; beynin iç tabakasını meydana getiren sinir lifleri. Beyin hücrelerinin çoğunu, akmadde teşkil eder.

amme / âmme

  • Baş yarığı, insanın beynine kadar ulaşan baştaki yara.

amnezi

  • Psk. Hafıza kaybı, erken bunama, ihtiyarlık bunaması, histeri, beynin zedelenmesi gibi hâllerde meydana gelir. Hafıza kaybı kısmî veya umumi (genel) olabilir. Hasta, belli bir olaydan öncekini (retrofrat), yahut sonrakini (anterofrat) hiç hatırlamaz, yahut tamamen hafızasını kaybeder.

beyn-nas

  • İnsanlar arasında, halk beyninde.

cebban

  • (Çoğulu: Cebâbin) Peynirci.

cübn

  • (Cübün) Ürkeklik. Korkaklık. Korkak olmak.
  • Peynir.

cübni / cübnî

  • Peynirci.
  • Peynir hâlinde olan şey.

cübün

  • Peynir.
  • (Tekili: Cebin) Alınlar.

dimağ-ı insani / dimağ-ı insanî

  • İnsan beyni.

efih

  • Bir adamın beynine vurmak.

efsürde-dimag

  • Beyni donmuş. (Farsça)
  • Mc: Kabiliyetsiz. (Farsça)

emhar

  • (Tekili: Mehr) Mehrler, nikâh bedelleri. Zevceynin ayrılmaları halinde kadına verilecek olan ve nikâhta kararlaştırılan para ve sair eşyalar.
  • (Mühür) Taylar, at yavruları.

ezell

  • Kurtla sırtlandan doğan hayvan.
  • Oturak yerinin iki yanları arık ve yeyni olan.

halum

  • Yaş peynir gibi olan koyu yoğurt.

havz

  • Seri sevk, yeynilik, sür'atli oluş, hızlılık.

hefhaf

  • Yeynicek, hafif mizaçlı kimse.

heşaş

  • Açık yüzlü şen yeynicek kişi.
  • Sağan kimseye sevip sütünü veren koyun.

hıfaf

  • Yeyni, hafif.

hıffe

  • Yeynilik.Hafiflik, zayıflık.

jaji / jajî

  • Tereyağı ile karışık peynirin tuluma konan şekli. (Farsça)

kalehzem

  • Yeyni, hafif.
  • Suyu çok olan büyük deniz.

kaziye-i bedihiyye-i fıtriyye

  • Man: Aklın tarafeyni tasavvur ederken zihinde hâzır olan bir hadd-ı vasat vâsıtası ile nisbet-i hükmiyyeyi cezmen tasdik eylemesinden ibaret olan kaziyyeye denir.

keş

  • Yoğurt peyniri, yağsız âdi peynir.

kıhf

  • (Çoğulu: Akhâf) Kafatası. Beynin, içinde bulunduğu kafa kemiği.

kılv

  • Yeyni eşek.
  • Çelik oyunu oynamak.

mas

  • Yeyni, hafif kimse.

medl

  • Zayıf, yeyni kimse.

mindas

  • Yeyni avret, hafif kadın.

minfeha

  • Peynir mayası.

nakiz

  • (Nakz. dan) Zıt, karşı. Birbirine karşı, zıt olan şey veya iş.
  • Man: Bir şeyin, bir kaziyenin hükmüne, mânasına muhalif olan veya ondan başka kaziye. Bir şeyi ref'eden şey. (Meselâ: "Her insan hayvandır. Bazı insan hayvan değildir." kaziyeleri birbirinin nakizidir. Nakiz ile zıd beyni

nemga

  • Çocukların beyni deprendiği yer.
  • Dağ üstü.

penir / penîr / پنير

  • Peynir. (Farsça)
  • Peynir. (Farsça)

rende

  • Tahtaların yüzlerini pürüzlerden kurtarıp dümdüz etmek için marangozların kullandıkları âlet. (Farsça)
  • Mutfakta peynir, soğan, havuç gibi şeyleri ufalamak için kullanılan tenekeden veya ona benzer maddelerden yapılan âlet. (Farsça)

şa'şa'

  • Yıldıramak, parıldamak.
  • Uzun ve yeynicek olmak.

şedide-i mechure

  • Elif, cim, dal, tı, ba harfleridir. Bunların zıddı: Rehavet (rahvet) ile Beyniye sıfatıdır.

sefenc

  • Yeyni, hafif.

şemille

  • Yeyni, hafif.

şı'şa'

  • Uzun, yeynicek kimse.
  • Uzun boyunlu deve.

tayiş

  • Yeynicek kimse.
  • Hafiflik.

ürne

  • Taze peynir.
  • Keler tuzağı olan yer.

uzhul

  • (Çoğulu: Azâhil) Yeyni, hafif.
  • Yük vurulmayan deve.

zakzak

  • Yeynicek, hafif.
  • Bir karınca cinsi.

zehf

  • Yeynilik, hafiflik.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın