LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Eyha ifadesini içeren 33 kelime bulundu...

ab-ı harabat / âb-ı harâbât / آب خرابات

  • (meyhane suyu) şarap.

aleyh

  • (Aleyhi - Aleyhâ) (Alâ edatının zamirle birleştiği zamanki şekli.) Aleyhinde, onun hakkında, onun üzerine.

amine / âmine

  • Emin olan. Kalbinde korku olmayan kadın.
  • Peygamberimiz Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmın öz annesinin adı. Yirmi sene yaşamıştır. Hazret-i İbrahim Aleyhisselâmın dini üzere idi. (R. Aleyha)

badefüruş / bâdefürûş / باده فروش

  • Meyhaneci. (Farsça)

beyhaki / beyhakî

  • (Hi: 384-458) Büyük hadis ve fıkıh âlimlerinden olup asıl adı Ebubekir Ahmed bin Hüseyn'dir. İmam-ı Şâfii mezhebinde sözü sened yerine geçen büyük bir hadis âlimidir. Kendisi gibi daha birçok faziletli âlimler yetiştiren Beyhak bölgesinin Hüsrevcurd köyündendir. "Kitab-ün Nusus-uş-Şafiî" ile "Kitab-

esis

  • Titremek.
  • Küp veya desti saksısı ki, içinde reyhan ekerler.

eyvah

  • Heyhât, yazık. (Farsça)

ferancemşek

  • Reyhan karanfili.

feyayih

  • (Tekili: Feyhâ) Genişlikler, enginlikler, boşluklar.

hammar / hammâr / خمار

  • (Hamr. den) Şarap yapan veya satan kimse. Meyhaneci, şarapcı.
  • Tas: Mc: Mürşid, şeyh, kılavuz.
  • Meyhaneci. (Arapça)

hanat

  • (Tekili: Hân) Dükkânlar, meyhaneler.

hane

  • Meyhane.

hanut

  • (Çoğulu: Havânit) Meyhane, içki içilen yer.
  • Dükkân.

harabat / hârâbat / harâbat / خرابات

  • Harabeler. Viraneler. Meyhâneler.
  • Harabeler, viraneler, meyhaneler. (Ziya Paşa'nın meşhur antolojisi).
  • Meyhane. (Arapça)

havanit

  • (Tekili: Hânut) Dükkânlar.
  • Meyhaneler, işrethâneler.

heft-kalem

  • Yedi çeşit yazı. Tâlik, sülüs, tevki, muhfak, reyhanî, rik'a ve nesih.

humhane / humhâne / خم خانه

  • Meyhane. (Farsça)
  • Şarap küplerinin konulduğu yer. (Farsça)
  • Tas: Âşığın kalbi. (Farsça)
  • Şarap mahzeni. (Farsça)
  • Meyhane. (Farsça)

imam-ı beyhaki / imam-ı beyhakî

  • (Bak: Beyhaki)

işrethane

  • İşret yapmaya mahsus yer. Meyhane. (Farsça)
  • Mc: Bu dünya. (Farsça)

mahur

  • Kumarhâne. Meyhâne. (Farsça)

mastaba / مصطبه

  • Meyhane. (Arapça)
  • Sedir. (Arapça)

mey-füruş

  • Şarap satan, meyhâneci, şarapçı. (Farsça)

meykede / ميكده

  • Meyhane. (Farsça)

mug-beçegan / mug-beçegân

  • (Tekili: Mugbeçe) Mecusi çocukları. (Farsça)
  • Meyhâne çırakları. (Farsça)

mug-kede

  • Meyhane. (Farsça)
  • Ateşe tapanların ibadethanesi. (Farsça)

mugbeçe

  • (Çoğulu: Mugbeçegân) Meyhaneci çırağı. (Farsça)
  • Mecusi çocuğu. (Farsça)

muma-ileyh

  • (Mumâileyhâ) Kendisine işâret edilen. İsmi evvelce geçen.

muma-ileyhinn

  • (Tekili: Mumâ-ileyhâ) Adı geçen kadınlar, yukarıda anılan kızlar, imâ edilenler.

pir-i moğan

  • (Pir-i muğan) Meyhaneci.
  • Mc: Mürşid.

şeyheyn

  • (Bak: şeyhan)

teyh

  • (Teyhâ) Şaşkınlık.
  • Hayran olmak.
  • Tekebbürlenmek, gururlanmak.

veyh

  • Heyhât!

zeyh

  • (Zeyhân) Zulüm etmek. Haktan uzaklaşmak.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın