LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Etene ifadesini içeren 72 kelime bulundu...

adem-i kabiliyet

  • Yeteneğin olmayışı.

basar

  • Görme, görüş, görme yeteneği.
  • Zihnî algı.

belagat

  • İyi konuşma, sözle inandırma yeteneği ve sanatı, uzdillik.

bilistidad

  • Yetenekle.

bilkuvve

  • Potansiyel; yetenek ve kabiliyet halinde.

cevahir-i insaniyet

  • İnsanlığın cevherleri, yetenekleri.

çiredest / çîredest / چيره دست

  • Yetenekli, becerikli. (Farsça)

dahi / dâhî

  • Üstün yetenekli.

dahiye

  • Üstün yetenekli kimse.

derece-i istidat

  • Yetenek, kabiliyet derecesi.

dirayet / dirâyet

  • Yetenek, beceri, sezgi.

dirayetli / dirâyetli

  • Bilgili ve kavrama yeteneği olan. (Arapça - Türkçe)

ehl-i keşif ve keramet

  • Allah'ın bir ikramı olarak, olağanüstü hal ve hareketlerin kendilerinde görüldüğü velî zâtlar ve mâneviyat âlemlerinde iman hakikatlerini gözleme yeteneğine sahip insanlar, veliler.

ehl-i keşif ve velayet / ehl-i keşif ve velâyet

  • Maneviyat âlemlerinde iman hakikatlerini gözleme yeteneğine sahip insanlar, veliler.

ehl-i keşif ve zevk ve şuhud ve müşahede

  • Maneviyat âlemlerinde iman hakikatlerini Allah'ın lütuf ve ihsanıyla gözleme yeteneğine sahip olan veli zâtlar (k-ş-f;.

ehl-i tahkik ve keşif

  • Maneviyat âlemlerinde iman hakikatlerini gözleme yeteneğine sahip insanlar.

ehl-i velayet ve şuhud / ehl-i velâyet ve şuhud

  • Mâneviyat âlemlerinde iman hakikatlerini Allah'ın lütuf ve ihsanıyla gözleme yeteneğine sahip insanlar, velîler.

ehliyetsiz

  • Yeteneksiz.

hafıza / hâfıza

  • Ezberleme yeteneği.

hayat-ı istidad

  • Yeteneklerin hayatı.

hazık / hâzık / حاذق

  • Usta, yetenekli, ehil. (Arapça)

intak

  • Nutka getirmek, söyleme yeteneği olmayanı söyletmek.

isti'dadat

  • (Tekili: İsti'dad) İstidadlar, kabiliyetler, yetenekler.

istidad / istidâd / istîdâd / استعداد

  • İstidat, yetenek.
  • Kabiliyet, yetenek.
  • Yetenek. (Arapça)

istidad vermek

  • Yetenekli kılmak, filiz verecek tohumlar hâline getirmek,.

istidad-ı beşer

  • İnsanların yetenekleri.

istidad-ı efkar / istidad-ı efkâr

  • Düşünce yeteneği.

istidad-ı fıtri / istidad-ı fıtrî

  • Doğal, yaratılıştan gelen yetenek.

istidad-ı gayr-ı mütenahi / istidad-ı gayr-ı mütenâhî

  • Sonsuz yetenek.

istidad-ı habis

  • Kötü yetenekli, ruhsal özelliği bozuk.

istidad-ı hayatiye

  • Hayatî kabiliyet, yetenek.

istidad-ı hususi / istidad-ı hususî

  • Özel yetenek.

istidad-ı isyan ve tehevvür

  • Maddî veya mânevî hiçbir şeyden korkmama ve isyan etme yeteneği.

istidad-ı kemal / istidad-ı kemâl

  • Mükemmellik ve olgunluk yeteneği.

istidad-ı tahkik ve terakki

  • Delilleriyle inceleme ve ilerleme istidadı, yeteneği.

istidad-ı terakki / istidâd-ı terakki

  • İlerleme ve kalkınma yeteneği.

istidad-ı zatiye / istidad-ı zâtiye

  • Zâtındaki istidat, kabiliyet, yetenek.

istidadat

  • Yetenekler.

istidadat-ı beşeriye / istidâdât-ı beşeriye

  • İnsandaki kabiliyetler, yetenekler.

istidadat-ı gayr-ı mahdud / istidâdât-ı gayr-ı mahdud

  • Sınırsız kabileyetler, yetenekler.

istidadat-ı gayr-ı mahdude / istidâdât-ı gayr-ı mahdude

  • Sayısız ve sınırsız yetenekler.

istidadat-ı gayr-ı mahdude-i insaniye / istidâdât-ı gayr-ı mahdude-i insaniye

  • İnsanın sınırsız istidat ve potansiyel yetenekleri.

istidadat-ı kalbiye / istidâdât-ı kalbiye

  • Kalpteki yetenekler.

istidadat-ı kemal / istidâdât-ı kemâl

  • Mükemmellik ve olgunluk yetenekleri, çekirdekleri.

istidadat-ı kemaliye / istidâdât-ı kemâliye

  • Mükemmel yetenekler.

istidaden

  • Kabiliyet, yetenek olarak.

istidadi / istidadî

  • Kàbiliyet ve yetenek icabı, gereği.
  • Yetenekle ilgili.

istidadsız

  • Kabiliyetsiz, yeteneksiz.

istidat

  • Kabiliyet, yetenek.

istidat-ı şure / istidat-ı şûre

  • Çorak, verimsiz yetenek.

kabil / kâbil / قابل

  • Mümkün. (Arapça)
  • Yetenekli. (Arapça)

kabiliyat / kabiliyât

  • Kabiliyetler, yetenekler.

kabiliyet / kabilîyet / kâbiliyet / قابليت

  • Yetenek.
  • Yetenek, etkilenebilirlik.
  • Yetenek. (Arapça)

kabiliyet-i mahiyet

  • Mahiyetindeki kabiliyet, yetenek.

kabiliyet-i ruhiye

  • Ruhâ ait yetenek.

kabiliyet-i san'at

  • San'at kabiliyeti, bir şeyi san'atlı bir şekilde yapabilme yeteneği.

kàbiliyetsizlik

  • Yeteneksizlik.

kabiliyyat / kâbiliyyât / قابليات

  • Yetenekler. (Arapça)

kamet-i istidad

  • İstidadın, yeteneklerin endamı, boyu.

kamet-i merdane-i istidad-ı milliye / kâmet-i merdane-i istidad-ı milliye

  • Millî yeteneğin mert görünüşlü endamı, boyu.

kuvve

  • Kuvvet, düşünce, duygu, yetenek.

kuvve-i inbatiye

  • Bitkilerin filiz verip yetişme yeteneği, kabiliyeti.

lisan-ı istidat

  • Yetenek dili.

maharetli

  • Becerikli, yetenekli.

melekat-ı akliye / melekât-ı akliye

  • Aklî melekeler, yetenekler.

meleke

  • Alışkanlık, yetenek, maharet, iktidar.

meleke-i ilmiye

  • İlmi kàbiliyet, yetenek.

müstaid / مستعد

  • Yetenekli, uygun.
  • Yetenekli. (Arapça)

müstait

  • Kabiliyetli, yetenekli.

selika / selîka / سليقه

  • Güzel konuşma ve yazma yeteneği. (Arapça)

sima-yı istidadi / sima-yı istidadî

  • Yetenek ve kabiliyet yüzü.

sima-yı istidadiye-i hususiye

  • Bir insanda özel yeteneklerin oluşturduğu yüz.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın