LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Eskimiş ifadesini içeren 18 kelime bulundu...

akmi / akmî

  • Yıpranmış, eskimiş.
  • Anlaşılmaz.

carin

  • Aşınmış ve eskimiş bez.
  • Belirsiz yol.
  • Yılan yavrusu.

daşte

  • Köhne, harab olmuş, eskimiş, yıpranmış. (Farsça)
  • Mâlik olmuş. (Farsça)

fersud

  • Eskimiş, yıpranmış. (Farsça)
  • Eski, yırtık. (Farsça)

halak

  • Eskimiş ve yıpranmış bez. Paçavra.

hamide / hâmide

  • Uzun müddet geçmesi sebebi ile rengine tegayyür ve siyahlık gelip eskimiş olan.
  • Nebatsız kuru yer.
  • Yanmış kül olmuş.

haşif

  • Eskimiş ve yıpranmış elbise.

kalavra

  • Eskimiş meşin eşya veya yamalı ayakkabı.

köhne

  • Eski, eskimiş. (Farsça)
  • Zamanı geçmiş. Demode olmuş. (Farsça)

kühensal / kühensâl

  • Yaşlanmış, ihtiyarlamış, kocamış. Eskimiş. (Farsça)

libas-ı fersude

  • Eskimiş elbise.

ma'bed-i fersude

  • Eskimiş, yıpranmış mâbed. (Farsça)

medrus

  • Eskimiş elbise.
  • Deli, mecnun.
  • Ders olarak okunmuş.

mefzur

  • Eskimiş.
  • Parçalanmış.

müzmin

  • Eskimiş. Üzerinden zaman geçmiş. Zamanla yerleşmiş olan (hastalık).

resis

  • Yaralı, mecruh.
  • Köhne, eski. Eskimiş, yıpranmış.

rümme

  • (Çoğulu: Rumem-Rumam) Eskimiş urgan parçası.

sayide

  • Eskimiş, yıpranmış. (Farsça)
  • Ezilmiş, sürülmüş. (Farsça)