LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Engel olma ifadesini içeren 62 kelime bulundu...

dar'

  • Men'etmek, engel olmak.
  • Ansızın haberli olmak.
  • Eğrilik.

def-i fesat

  • Bozgunculuğu def etmek, ona engel olmak.

derh

  • Men etmek, engel olmak.

diritnavt

  • Düşman saldırılarına engel olmak için yapılan hareketli kale.

gazr

  • (Gazâre) (Çoğulu: Gazâyir) Men etmek, engel olmak.
  • Hapsetmek.
  • Geçim kolaylığı, maişet genişliği.
  • Büyük çanak.

hadr

  • Evmek, acele etmek.
  • Vücutta bir organın şişip yumrulaşması.
  • Men etmek, engel olmak.
  • Saçak bükmek.

hafv

  • Men etmek, mâni olmak, engel olmak.

hakn

  • Sütü tuluma koyup toplamak ve sağıldıkça üzerine koymak.
  • Men etmek, engel olmak.

hal'

  • Debbâğların dibâgat ettikleri derinin kazıntısı.
  • Vurmak.
  • Men etmek, engel olmak.
  • Hediye vermek, atâ etmek.
  • Cima etmek.

hared

  • Hışım etmek.
  • Menetmek, engel olmak.

hasv

  • Men etmek, engel olmak.

hatv

  • Rengin değişmesi.
  • Engel olmak, menetmek.
  • İplik bükmek.

hazel

  • Gayret.
  • Men etmek, engel olmak.

i'tiyak

  • Alıkoymak, engel olmak, mani olmak.

icham

  • Men'etmek, engel olmak.

icyam

  • Men'etmek, engel olmak.

ısdad

  • Men'etmek, engel olmak, geri döndürmek.

ısnakat

  • El darlığı.
  • Men'etmek, engel olmak.

istikla

  • Te'hir etme. Sonraya bırakma.
  • Alıkoyma, mâni olma, engel olma.
  • Veresiye alma, borç olarak alma.

ka'kea

  • Men'etmek, engel olmak.
  • Hapsetmek.

kad'

  • Men etmek, engel olmak.

kadh

  • Zemmetme, çekiştirme. Bir kimsenin ayıb ve kusurlarını söyleyerek gıybet etme.
  • Men'etmek, engel olmak.
  • Çakmak taşını çakmak.
  • Bir kimsenin işine halel vermek.

kefkefe

  • Men'etmek, engel olmak.

kehm

  • Men'etmek, engel olmak.
  • Kaldırmak.

kehr

  • Yüz pörtürmek.
  • Men'etmek, engel olmak.

kezm

  • Kızgınlığı yenme. Öfke ve hiddeti meydana çıkarmama.
  • Men'etmek, engel olmak.
  • Hapsetmek.
  • Nefesin çıktığı yer.

kürur

  • Bir şeyin tekrarlanması.
  • Geri çekmek.
  • Menetmek, engel olmak.

lazz

  • Devamlı yağan yağmur.
  • Men'etmek, engel olmak.

leslese

  • Men'etmek, engel olmak.

mani / معنى

  • Engel. (Arapça)
  • Mani olmak: Engel olmak. (Arapça)

mani olmak / mâni olmak

  • Engel olmak.

men' / منع

  • Engel olma, alıkoyma. (Arapça)
  • Engel olunma, alıkonulma. (Arapça)
  • Yasaklama. (Arapça)
  • Yasaklanma. (Arapça)
  • Men' edilmek: Yasaklanmak. (Arapça)
  • Men' etmek: (Arapça)
  • Engel olmak, alıkoymak. (Arapça)
  • Yasaklamak. (Arapça)
    • (Arapça)

    muhacere

    • Birbirini men'etmek, birbirine engel olmak.

    muharede

    • Men'etmek, engel olmak.

    mükadere / mükâdere

    • Men'etmek, engel olmak. Reddetmek, kabul etmemek.

    mümanaa

    • Birbirine engel olma.

    mümanaat / mümânaat

    • Mani olma, engel olma.

    mümanaat etmek

    • Engel olmak.

    müzahametsiz

    • Birbirine engel olmaksızın, birbirini zorlamaksızın.

    müzayakasız

    • Birbirini sıkıştırıp birbirine engel olmaksızın.

    nasa

    • Kaldırmak.
    • Engel olmak, men'etmek.

    necnece

    • Geriye döndürmek.
    • Engel olmak, men'etmek. Bir nesneyi aşağı getirmek.
    • Zayıf etmek, zayıflatmak.

    nedh

    • Men'etmek, engel olmak.

    neht

    • Çağırmak.
    • Ses, avaz.
    • Men'etmek, engel olmak.

    rad'

    • Men'etmek, engel olmak.
    • Bırakmak, terk etmek.
    • Güzellik eseri.
    • Kına.

    rebs

    • Hapsetmek.
    • Engel olmak, men'etmek.

    sabn

    • Men'etmek, engel olmak.

    saddetmek

    • Bir şeyin gediğini kapamak, tıkamak, engel olmak.

    sebr

    • Men'etmek, engel olmak.
    • Helâk etmek.
    • Hapsetmek.

    sedd

    • Tıkamak, engel olmak.
    • Baraj.
    • Perde. Engel.
    • Rıhtım.
    • Set, tümsek.

    sevvib

    • Geri çekmek.
    • Men'etmek, engel olmak.

    sudud

    • Men'etmek, engel olmak.

    tahacüz

    • Men'edişmek, karşılıklı engel olmak.

    tahbiye

    • Hıfzetmek, korumak.
    • Engel olmak, men'etmek.

    temni'

    • (Mübalağa ile) Men etmek, engel olmak.

    tenehnüh

    • Nefsini menetmek. Nefsinin isteklerine engel olmak.

    teza'zu'

    • Mâni olma, önleme, engel olma.

    vez'

    • (Çoğulu: Evzâ) Hapsetmek.
    • Engel olmak, men'etmek.
    • Islah etmek, yerli yerince etmek, düzeltmek.
    • Topluluk, cemaat.

    zabzab

    • Men'etmek, engel olmak.
    • Ayıp.
    • Zahmet. Maraz, hastalık.

    zecr

    • Menetme, engel olma. Nehyetme.
    • Zorlama, zorla yaptırma.
    • Önleme. Sıkma.
    • Kovma. Eziyet etme.
    • Angarya olarak çalıştırma.
    • Köpek balığı.
    • Çağırma.
    • Sürme.

    zecre

    • Çağırmak, bağırmak, sayha.
    • Men'etmek, engel olmak.

    zenyan

    • Men'etmek, engel olmak. Kabul etmemek, reddetmek.
    • Evmek, acele etmek.
    • Rüzgârın sert esmesi.