LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Elde etmek ifadesini içeren 24 kelime bulundu...

batarya

  • İtl. Elektrik elde etmek için hazırlanmış şişeler takımı.
  • Ask: Bir subayın emrine verilen belli sayıdaki ağır silâhlarla bunların hizmetinde bulunan insan, hayvan ve malzemenin hepsine birden verilen isim.

ce'b

  • Kesbetmek, elde etmek, kazanmak.
  • Yaban eşeğinin büyüğü.
  • Kırmızı toprak boya.
  • Göbek.

celb ve gasp etmek

  • Çekip zorla elde etmek.

damping

  • ing. Bir pazarı elde etmek veya bir malı elden çıkartabilmek için benzerlerinden çok düşük fiyatla satma.

daşten

  • Tutmak, elde etmek, mâlik olmak, zimmetine geçirmek. (Farsça)
  • Zabtetmek, gasbetmek, almak. (Farsça)
  • Görüp gözetlemek. (Farsça)
  • Eskimek, yıpranmak, harab olmak, köhneleşmek. (Farsça)

derd-dest

  • Elde. Elde etmek, yakalamak, tutmak. Ahz.
  • Yapılmakta ve rüyet edilmekte olan.

destres / دسترس

  • Ulaşma, elde etmek. (Farsça)
  • Destres olmak: Ulaşmak, elde etmek. (Farsça)
  • Destres olunmak: Ulaşılmak. (Farsça)

feth

  • Açma, başlama.
  • Zaptetme. Ele geçirme. Zafer. Nusret.
  • Faydalı şeyleri elde etmek için yolları açmak. Muğlak şeyleri açmak. Bu iki suretle olur. Biri, basâr ile idrâk olunur. Gam ve kederi gidermek gibi. İkinci de: İki nevi olup birincisi; dünya işlerinde olur. Sürur vermekle g

ihraz / ihrâz / احراز

  • Kazanma, elde etme. (Arapça)
  • İhraz etmek: Kazanmak, elde etmek. (Arapça)

iktisab

  • Kazanmak. Tahsil etmek. Elde etmek.

istihal

  • Müstehak olmak, bir şeye ehil olmak.
  • Kolaylık elde etmek.

istihdas

  • Bir şeyi sonradan ve yeniden elde etmek.

istihsal

  • Hasıl etmek. Husule getirmek. Elde etmek. Üretmek.

istirzak

  • (Rızk. dan) Rızk ve nafaka elde etmek için çalışma.

kesb

  • Kazanç. Çalışmak. Sa'y ve amel ile kazanmak. Elde etmek. Edinmek. Kazanç yolu.
  • Fık: Bir insanın kendi kudret ve iktidarını bir işe sarfetmesi.

kumar

  • Para vs. karşılığında oynanılan oyun. Meşru bir ihtiyacın karşılanması için bir çalışma sonucu olmadan piyango ve şans oyunları gibi haram yollarla kazanç elde etmektir. Dinimizde böyle oyunların her türlüsü haramdır.

men talebe ve cedde, vecede

  • Kim birşeyi ister ve elde etmek için ciddî çalışırsa istediği şeye ulaşır.

meyl-üt tefevvuk

  • Üstünlük elde etmek meyil ve arzusu.

nail olmak / nâil olmak

  • Elde etmek, erişmek.

nailiyet

  • Ele geçirmek, murada ermek, elde etmek.

peyda etmek / peydâ etmek

  • Kazanmak, elde etmek.

tahsil etmek

  • Elde etmek, kazanmak.

tedarik etmek

  • Elde etmek.

tedarikatta bulunma / tedarikâtta bulunma

  • Elde etmek, sahip olmak için hazırlık yapma.