LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te El bir ifadesini içeren 137 kelime bulundu...

ahsen-i takvim

  • İnsanın en güzel bir şekilde ve tam kıvamında yaratılmış olması.

ahsenü'l-halıkin / ahsenü'l-hâlıkîn

  • Herşeyi en güzel bir tarzda ve şekilde yaratan Allah.

arz ve semavat san'atkarı / arz ve semâvât san'atkârı

  • Dünyayı ve gökleri mükemmel bir san'atla yaratan Allah.

azamet-i sani / azamet-i sâni

  • Herşeyi san'atlı ve mükemmel bir şekilde yaratan Allah'ın yüceliği, büyüklüğü.

bari / bâri

  • Varlıklara biçim verip şekillendiren ve onları mükemmel bir surette yaratan Allah.

bari' teala ve tekaddes / bâri' teâlâ ve tekaddes

  • Varlıklara biçim verip şekillendiren, onları mükemmel bir surette yaratan, yüce ve her türlü eksiklikten uzak Allah.

bari-i teala / bâri-i teâlâ

  • Varlıklara biçim verip şekillendiren, onları mükemmel bir şekilde yaratan ve her türlü kusur ve eksiklikten uzak ve yüce olan Allah.

batın / bâtın

  • Bütün varlıkların iç yüzünü ve özellikle canlıların içlerini mükemmel bir fabrikanın harika makineleri gibi yaratan ve işleten Allah.

behramen

  • Bir çeşit kırmızı yakut. (Farsça)
  • Kadınların kullandıkları allık. (Farsça)
  • İpekten dokunan güzel bir kumaş. (Farsça)
  • Kırmızı gül, asfur çiçeği. (Farsça)

beligane / beligâne

  • Beliğ bir şekilde, noksansız ve güzel bir şekilde.

beraat-ül istihlal / berâat-ül istihlâl

  • Bir eserin içindekilerini güzel bir başlangıçla baş tarafında anlatmak. İyi bir alâmet. Güzel bir başlangıç.
  • Bir ibarede müradif ve mukni birkaç kelime bulunması, hüsn ve insicamdaki ibarenin vech-i mergub üzere te'lif ve terkibi.
  • Maaş, rütbe, nişan için hükümetçe bildirilen

beraatü'l-istihlal / beraatü'l-istihlâl

  • Güzel bir alâmet, başlangıç.

beraatülistihlal / berâatülistihlâl

  • Güzel bir başlangıç.

bilittifak

  • İttifakla, beraberce, el birliğiyle.

burhan-ı sani / burhan-ı sâni

  • Allah'ın herşeyi mükemmel bir şekilde ve san'atla yaratmasının delili.

camiiyet-i tamme / câmiiyet-i tâmme

  • İnsanın İlâhî ilimlerin tecellîlerini mükemmel bir şekilde mahiyetinde toplanması.

cemilane / cemîlâne

  • Çok güzel bir şekilde.

cüz-ü cüz'i / cüz-ü cüz'î

  • Ferdî, bireysel bir parça.

delil-i sani / delil-i sâni

  • Herşeyi mükemmel bir san'atla yaratan Allah'ın delili.

ders-i ekmel

  • Mükemmel bir ders.

ekmeliyet

  • En mükemmel bir şekilde.

fa'al / fa'âl

  • Dilediği şeyi dilediği gibi ve mükemmel bir şekilde devamlı yapan.

fenni bir nazar / fennî bir nazar

  • İlmî, bilimsel bir bakış.

ferd-i hasna / ferd-i hasnâ

  • Güzel bir kadın.

gazel

  • Tek kişinin özel bir ahenkle okuduğu manzume. (Aşk ve nefis gibi hislere ait olup, anlamı dine aykırı olursa ve kadın sesi ile câiz değildir.)
  • Edb: Klâsik şark şiirlerinin en çok kullanılan ve (5-15) beyitlik şekil.
  • Sonbaharda ağaç üzerinde kuruyan yapraklar.
  • Ceylân.<

gıbta

  • İmrenme. Aynı iyi hâli isteme. Şiddetle başkasının güzel bir halinin kendisinde de olmasını arzu etme.

hayız

  • Kadınlarda her ayın belirli günlerinde kanama ile kendini gösteren özel bir hâl, âdet hâli, hayz.

hüsn-ü akıbet / hüsn-ü âkıbet

  • Güzel bir sonuç.

hüsn-ü isabet

  • Güzel bir şekilde ve doğru bir tarzda gayeyi gösterme.

hüsn-ü rıza / hüsn-ü rızâ

  • Güzel bir şekilde razı olma, hoş karşılama.

hüsn-ü tenasüp

  • Güzel bir uygunluk.

hüve'l-batın / hüve'l-bâtın

  • O Bâtındır; bütün varlıkların içyüzlerini mükemmel bir fabrikanın harika makineleri gibi yaratıp işleten ve herşeyin iç âlemine hükmeden Allah'tır.

i'mal

  • Yapmak. İşlemek. İhdas eylemek.
  • Kullanmak.
  • Zabt, idare ve hâkimlik etmek.
  • Fık: Sözü mühmel bırakmayıp bir mâna ile mukayyed ve yüklü eylemek.

i'tizar

  • Kusurunu bilerek özür dilemek. Kusurunu beyan edip ve anlayıp af dilemek. (Takdire şayan güzel bir haslettir.)

ihlas-ı etem / ihlâs-ı etem

  • En mükemmel bir ihlâs, samimiyet; ibadet ve davranışlarda sadece Allah'ın rızasını gözetme.

ihlas-ı etemm / ihlâs-ı etemm

  • Mükemmel bir ihlas, samimiyet; ibadet ve davranışlarda sadece Allah'ın rızasını gözetme.

ihraz

  • Nail olmak. Erişmek.
  • Kazanmak. Kesbetmek.
  • Birisini güzel bir surette korumak.

irtiba'

  • Bahar mevsiminde güzel bir yerde oturma.

ism-i batın / ism-i bâtın

  • Allah'ın, bütün varlıkların iç yüzünü ve özellikle canlıların içlerini mükemmel bir fabrikanın harika makineleri gibi yaratıp işlettiğini gösteren ismi.

istikra / istikrâ

  • Ayrı ayrı olaylardan genel bir hüküm çıkarma.

istikraen / istikrâen

  • Eldeki verilerden hareketle genel bir hüküm verme şeklinde.

ittihad-ı umumi / ittihâd-ı umumî

  • Genel birlik, herkesin bir noktada birleşmesi.

ittisafkarane / ittisafkârâne

  • Güzel bir şekilde niteleyen ve tanıtan.

izn-i bari / izn-i bâri

  • Varlıklara biçim verip şekillendiren ve onları mükemmel bir surette yaratan Allah'ın izni.

kamilane / kâmilâne

  • Mükemmel bir şekilde.

kelam-ı mahsus / kelâm-ı mahsus

  • Özel bir söz, ifade.

kemal-i aşk / kemâl-i aşk

  • Tam ve mükemmel bir aşk.

kemal-i belagat / kemâl-i belâgat

  • Hal neyi gerektiriyorsa tam ona göre, mükemmel bir şekilde konuşma.

kemal-i ehemmiyet / kemâl-i ehemmiyet

  • Tam ve mükemmel bir önem.

kemal-i hakkaniyet / kemâl-i hakkaniyet

  • Tam ve mükemmel bir hakkaniyet, gerçeklik.

kemal-i haşmet / kemâl-i haşmet

  • Mükemmel bir büyüklük ve heybet.

kemal-i hikmet / kemâl-i hikmet

  • Mükemmel bir hikmet.

kemal-i hikmet ve inayet / kemâl-i hikmet ve inayet

  • Mükemmel bir hikmet ve düzenlilik.

kemal-i hikmet ve intizam / kemâl-i hikmet ve intizam

  • Mükemmel bir hikmet ve düzen.

kemal-i içtihad / kemâl-i içtihad

  • Tam ve mükemmel bir içtihad; dinen kesin olarak belirtilmeyen bir konuda Kur'ân ve hadisten hüküm çıkarma.

kemal-i iman / kemâl-i iman

  • Tam ve mükemmel bir iman.

kemal-i imtiyaz / kemâl-i imtiyaz

  • Bir şeyi mükemmel bir şekilde diğerlerinden ayırma.

kemal-i imtiyaz ve teşhis / kemâl-i imtiyaz ve teşhis

  • Mükemmel bir seçme ve ayırma.

kemal-i intizam / kemâl-i intizam

  • Tam ve mükemmel bir düzen.

kemal-i intizam ve hikmet / kemâl-i intizam ve hikmet

  • Mükemmel bir düzen ve hikmet.

kemal-i intizam ve itaat / kemâl-i intizam ve itaat

  • Mükemmel bir düzen ve itaat.

kemal-i intizam ve ıttırad / kemâl-i intizam ve ıttırad

  • Tam ve mükemmel bir düzen, sistem ve ahenk.

kemal-i intizam ve mizan / kemâl-i intizam ve mizan

  • Mükemmel bir düzen ve ölçü.

kemal-i iştiyak / kemâl-i iştiyâk / كَمَالِ اِشْتِيَاقْ

  • Mükemmel bir arzu.

kemal-i itimad / kemâl-i itimad

  • Mükemmel bir güven.

kemal-i ittifak / kemâl-i ittifak

  • Tam ve mükemmel birlik.

kemal-i ittifak ve intizam / kemâl-i ittifak ve intizam

  • Tam ve mükemmel birlik ve düzen.

kemal-i izah / kemâl-i izah

  • Tam ve mükemmel bir açıklama.

kemal-i izzet ve şecaat

  • Mükemmel bir izzet, haysiyet ve kahramanlık.

kemal-i merhamet ve mürüvvet / kemâl-i merhamet ve mürüvvet

  • Mükemmel bir şefkat ve insanlık.

kemal-i metanet / kemâl-i metanet

  • Tam ve mükemmel bir sağlamlık.

kemal-i mevzuniyet / kemâl-i mevzuniyet

  • Mükemmel bir ölçü ve denge.

kemal-i mizan / kemâl-i mîzân / كمَاَلِ م۪يزَانْ

  • Mükemmel bir ölçü.

kemal-i muhabbet / kemâl-i muhabbet

  • Mükemmel bir sevgi.

kemal-i münasebet / kemâl-i münasebet

  • Mükemmel bir uygunluk.

kemal-i nizam / kemâl-i nizam

  • Mükemmel bir düzen.

kemal-i nizam ve intizam / kemâl-i nizam ve intizam

  • Mükemmel bir düzen ve tertip.

kemal-i rahmet ve kerem / kemâl-i rahmet ve kerem

  • Mükemmel bir ikram, şefkat ve merhamet.

kemal-i rahmet ve merhamet / kemâl-i rahmet ve merhamet

  • Mükemmel bir şefkat ve merhamet.

kemal-i sabır ve metanet / kemâl-i sabır ve metanet

  • Tam ve mükemmel bir sabır ve dayanıklılık.

kemal-i selamet / kemâl-i selâmet

  • Mükemmel bir güvenlilikle.

kemal-i şetaret / kemâl-i şetâret

  • Mükemmel bir özgüven ve görüntü.

kemal-i şevk / kemâl-i şevk / كَمَالِ شَوْقْ

  • Mükemmel bir şevk.

kemal-i takdir ve tahsin / kemâl-i takdir ve tahsin

  • Mükemmel bir takdir ve güzel bulma; çok beğenme.

kemal-i tazim / kemâl-i tâzim

  • Allah'ın sonsuz büyüklüğünü mükemmel bir şekilde dile getirme. Büyük saygı, hürmet.

kıyas-ı mukassim

  • Man: İki şıkkı bulunan ve her iki şıkkın neticesi aynı olan kıyas. (Sultan Mehmed Fatihin, babasına gönderdiği şu haber buna güzel bir numunedir. "Padişan sen isen ordunun başına geç; yok padişah ben isem, sana emrediyorum ordunun başına geç.")

komisyon

  • Özel bir maksad için kurulan heyet.

kürtaj

  • Dölyatağı (rahim) veya kemik apsesi boşlukları içinde bulunan yabancı cisim veya hasta organları özel bir âletle çıkarıp almak işlemi. Rahmin temizlenmesi ameliyesi.

kuss ibn-i saide

  • İslâmiyetten önce Arabistan'da yaşamış İyâd Kabilesinin ileri gelenlerinden, mühim hakikatlı bir şâirdir. Cârud gibi hakperesttir. Henüz Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm genç iken Suk-ı Ukaz panayırındaki hitabeti ile meşhurdur. Hitabesinde bir Hak Peygamber geleceğini ve onun en güzel bir d

latifane / lâtifâne

  • Hoş ve güzel bir şekilde.

layetezelzel

  • Sarsılmaz. Tezelzül etmez. (Tahkikî iman sâhibleri, lâyetezelzel bir itikada sâhibdirler.)

lütuf ve inayet-i bari / lütuf ve inâyet-i bâri

  • Varlıklara biçim verip şekillendiren ve onları mükemmel bir şekilde yaratan Allah'ın lütuf ve yardımı.

makine-i alem / makine-i âlem

  • Bir makine gibi mükemmel bir şekilde çalışan âlem, dünya makinesi.

manzume-i kainat / manzume-i kâinat

  • Kâinat sistemi; son derece mükemmel bir denge ve düzen içinde işleyen kâinat.

maruzat-ı hususiye / mâruzât-ı hususiye

  • Arz edilen, sunulan özel bir mesele.

mil

  • İnce metal, sel birikintisi.

mucez

  • (İcaz. dan) İcaz yoluyla. Muhtasar ve mücmel bir tarzda. Kısaca.

mücmelen

  • Mücmel bir tarzda. Kısa olarak, muhtasaran, hülâsa olarak.

muhakkik-i kamil / muhakkik-i kâmil

  • Gerçekleri mükemmel bir şekilde araştıran ve bilen âlim.

mükemmelen

  • Mükemmel bir biçimde.
  • En iyi ve mükemmel bir şekilde.

munazzım

  • Herşeyi en güzel bir şekilde düzenleyen Allah.

münhasif

  • (Husuf. dan) İnhisaf eden, sönükleşen, daha mükemmel bir şeyin yanında sönük kalan. Değersiz. Gölgelenmiş.

musannıf

  • Herşeyi istediği surette ve mükemmel bir şekilde sınıflandıran, düzenleyen Allah.

müstahzar

  • Özel bir maksatla hazırlanan.

rabb

  • Varlıkları eksik bir hâlden mükemmel bir hâle doğru götürürken bütün ihtiyaçlarını veren Allah.

reyhan

  • Güzel bir koku, hoş kokulu bir bitki.

rıza-yı bari / rıza-yı bârî

  • Varlıklara biçim verip şekillendiren ve onları mükemmel bir surette yaratan Allah'ın rızası.

rububiyet / rubûbiyet

  • İlâhî terbiye, Allahın bütün varlıkları eksik bir hâlden mükemmel bir hâle doğru götürmesi, bu esnada her nevi ihtiyaçlarını vermesi ve onları emrine itaat ettirmesi.

rüşd-ü irşad

  • Mükemmel bir şekilde doğru yola sevk etmek.

sabrıcemil / sabrıcemîl

  • Güzel bir sabır.

safa-yı sermedi ve cavidani / safâ-yı sermedî ve câvidânî

  • Kesintisiz ve pek güzel bir huzur, rahat.

san'atkar / san'atkâr

  • Herşeyi san'atlı ve mükemmel bir şekilde yaratan Allah.

sani' / sâni'

  • Herşeyi mükemmel bir san'atla yaratan Allah.

sani-i ebedi / sâni-i ebedî

  • Varlığının sonu olmayan ve herşeyi mükemmel bir san'atla yaratan Allah.

sani-i ezeli / sâni-i ezelî

  • Varlığının başlangıcı olmayan ve herşeyi san'atlı ve mükemmel bir şekilde yaratan Allah.

sani-i kadim-i ezeli / sâni-i kadîm-i ezelî

  • Varlığının başlangıcı ve sonu olmayan ve her şeyi san'atlı ve mükemmel bir şekilde yaratan Allah.

sani-i kainat / sâni-i kâinat

  • Kâinatı ve herşeyi mükemmel bir sanatla yaratan Allah.

sani-i rahman / sâni-i rahmân

  • Sonsuz şefkatiyle yaratıklarını esirgeyip rızıklandıran ve herşeyi mükemmel birşekilde san'atlı olarak yaratan Allah.

şefkat-i rahimane / şefkat-i rahîmâne

  • Çok mükemmel bir şefkat ve merhamet duygusu.

serd

  • Sözü muttasıl ve güzel bir eda ile söylemek.
  • Halkaları birbirine geçirmek.
  • Delmek.
  • Dikmek.
  • Vurmak.
  • Sözü peş peşe ve güzel bir edâ ile söyleme.

serd-i kelam / serd-i kelâm

  • Güzel bir şekilde ifade etmek, söz etmek.

serdetmek

  • Tertipli ve güzel bir şekilde konuşmak.

siyak ve sibaka mülayemet / siyak ve sibaka mülâyemet

  • Sözün evveline güzel bir netice, sonrasına iyi bir başlangıç olması.

suret-i mahsusa

  • Özel bir şekil, görüntü.

tahsis

  • Hâs kılma, özelleştirme; genel bir mânâ ve hüküm ifade eden bir sözü, belirli bir hükme mahsus kılma, belirli bir mânâda kullanma.

takyid

  • Sınırsız, genel bir mânâ ifade eden bir sözü, nitelik, durum, gaye bakımından belirli şartlara bağlı olarak bir mânâya gelecek şekilde sınırlama.

tarh

  • Uzaklaştırmak.
  • Vaz' etmek.
  • İndirmek.
  • Bırakmak, elinden atmak.
  • Yerleştirmek.
  • Temel bırakmak.
  • Mat: Çıkarma.

tartib-i lisan

  • Güzel bir söz söyleyerek dili mânen tatlılaştırma.

teenni-i hikmet / teennî-i hikmet

  • Bilimsel bir süre veya bekleme, ihtiyatlı hareket.

tefarık / tefârık

  • Güzel bir koku.

tekaddüm

  • Geçmiş bulunma.
  • Öne geçme. İlerleme.
  • Birine gelmesi muhtemel bir zararın def'i için evvelceden iş'ar ve tenbih eylemek.
  • Fık: Mürur-u zaman olmak. Zamanı geçmiş bulunmak.

tembelkarane / tembelkârâne

  • Tembel bir şekilde.

tertib-i mahlukat / tertib-i mahlûkat

  • Varlıkların mükemmel bir düzenlemeyle yaratılması.

teşbih-i latif-i kudsi / teşbih-i lâtif-i kudsî

  • Kutsal ve güzel bir benzetme.

tevhid-i zahiri / tevhid-i zâhirî

  • Yüzeysel bir bakış açısıyla "Allah'ın ortağı yok ve bu kâinat Onun mülküdür" şeklindeki îmânî tasdik.

vatan-ı hususiye

  • Özel bir yer, yurt.

vaz-ı hasen

  • Güzel bir konum.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR