LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Eklil ifadesini içeren 61 kelime bulundu...

bekà

  • Devamlılık, süreklilik.

besalet

  • Yiğitlik, bahadırlık, sağlam yüreklilik.

cesaret / cesâret

  • Yüreklilik, korkusuzluk.

dall-bi'l-iktiza / dâll-bi'l-iktizâ

  • İktiza ile delalet etme, sözün gereklilik yolu ile delâlet etmesi.

derece-i lüzum

  • Gereklilik seviyesi.

devam / devâm / دوام

  • Süreklilik. (Arapça)
  • Kalıcılık. (Arapça)
  • Devam. (Arapça)

dil-averan / dil-âverân

  • (Tekili: Dil-aver) Dilaverler, yürekliler, yiğitler.

diliran / dilirân

  • (Tekili: Dilir) Bahadırlar, cesurlar, cesaretliler, yiğitler, yürekliler.

diliri / dilirî

  • Mertlik, yiğitlik, yüreklilik. (Farsça)

elzemiyet

  • Daha gereklilik.

elzemiyyet

  • Pek lüzumlu ve gerekli olan bir şeyin hâli. Son derecede lüzum, gereklilik.

fenn-i maani / fenn-i maânî

  • Mânâ ilmi, anlam bilim; sözün maksada, duruma ve yerine uygunluğundan bahseden ve hâlin gerekliliğine yakışması yollarını gösteren ilim.

hacet / hâcet

  • İhtiyaç, gereklilik.
  • Def-i hâcet: Abdest bozma.
  • Arz-ı hâcet: Eksiğini, isteğini bildirme.

hahişgeran / hâhişgeran

  • Hâhişgerler, istekliler, tâlibler. (Farsça)

hald

  • Devamlılık. Süreklilik. Dâimi. Bâki.

harika-i şecaat

  • Yiğitlik ve yüreklilikte benzersiz olma.

heveskaran / heveskârân

  • (Tekili: Heveskâr) İstekliler, hevesliler.

hilafetname

  • Tarikata intisab ile usulü dairesinde belirli mevkilere çıkarak irşad mertebesine yükselenlerden isteklilerin irşad ve terbiyesine ruhsat ve izni mutazammın şeyhi tarafından verilen mühürlü vesika.

hulud / hulûd

  • Ölmezlik, süreklilik, devamlılık.
  • Yevm-i hulûd: Kıyamet günü.

icabat / îcâbât / ایجابات

  • Gereklilikler, gerekler. (Arapça)

ilca

  • Gereklilik, zorlama.

ilcaat / ilcaât

  • Gereklilikler, zorlamalar.

imkan ve cünub / imkân ve cünûb

  • Mümkün ve gereklilik.

iştiha

  • Meyil. Haz. Fazla istek. Arzu.
  • Açlıktan gelen yemeğe karşı fazla isteklilik.

istimrar / istimrâr / استمرار

  • Devam etme, süreklilik.
  • Süreklilik. (Arapça)

kemal-i sermediyet / kemâl-i sermediyet

  • Tam ve kusursuz süreklilik.

lazıme / lâzıme

  • Gereklilik.

lazime / lâzime

  • Gereklilik, zorunlu olarak ayrılmaz nitelik.

lazime-i zaruriye-i beyyine / lâzime-i zaruriye-i beyyine

  • Apaçık zorunlu bir gereklilik şeklinde; bir şeyin apaçık zorunlu niteliği.

lazime-i zaruriye-i zatiye / lâzime-i zaruriye-i zâtiye

  • Zâtının ayrılmaz ve zorunlu gerekliliği.

lüzum / لزوم

  • Lâzım olmak. Bir şey bir şeyden aslâ ayrı olmayıp onunla sâbit ve dâim olmak. Gereklilik.
  • Gereklilik.
  • Gereklilik.
  • Gereklilik, lazım olma. (Arapça)
  • Lüzum görmek: Gerekli bulmak. (Arapça)

lüzum-u beyyin

  • İspata ihtiyacı olmayan şey, apaçık gereklilik. Meselâ körlük görmemenin, cahillik ilimsizliğin lüzûm-u beyyinidir.

lüzum-u kat'i / lüzum-u kat'î

  • Kesin gereklilik.

lüzumi / lüzumî

  • Gereklilik, lüzumluluk.

maye-i bekà / mâye-i bekà

  • Bekà mayası; bekàyı ve süreklilği sağlayan maya.

merbutiyyet

  • Bağlılık. Mensub oluş. Mensubiyyet. Eklilik.

mütekaidin / mütekaidîn

  • (Tekili: Mütekaid) Emekliler, emekliye ayrılmış olanlar.

paydari / paydarî

  • Devamlılık, süreklilik. (Farsça)

payendegi / payendegî

  • Devamlılık, süreklilik. (Farsça)

rikkat

  • Acıma, incelik, yufka yüreklilik. Yumuşaklık.
  • Acıma, yufka yüreklilik.
  • Acıma, yumuşaklık, yufka yüreklilik, kalb inceliği.

rütub

  • Sâbit olmak, kaim olmak, devamlılık, süreklilik.

sebeb-i istimrar-ı zaman

  • Zamanın sürekliliğinin sebebi.

sermed

  • Süreklilik, devamlılık.

sermediyet

  • Süreklilik, devamlılık.
  • Daimlik, süreklilik. Sonsuzluk, ebedîlik.
  • Rabbanîlik ve uluhiyyet.
  • Ebedîlik, süreklilik.

sermediyet-i uluhiyet / sermediyet-i ulûhiyet

  • Allah'ın ortak kabul etmeyen ilâhlığının sonsuzluğu ve sürekliliği.

şiddet-i lüzum

  • Şiddetli gereklilik, ihtiyaç.

sırr-ı lüzum

  • Gerekliliğin sırrı.

tahdid-i sinn

  • Yaş haddi. Emeklilik.

talebe / طلبه

  • (Tekili: Tâlib) İstekliler.
  • Şakird. Tahsile çalışan. Öğrenen. Öğrenci.
  • Öğrenci. (Arapça)
  • İstekliler. (Arapça)

tekaüd / tekâüd / تقاعد

  • Oturma. Fârig olma.
  • Karşılıklı oturma.
  • Emeklilik.
  • Emeklilik.
  • Emeklilik. (Arapça)
  • Tekâüd olmak: Emekliye ayrılmak, emekli olmak. (Arapça)

tesbih

  • Dâim olmak, süreklilik.
  • Bir kimseyi hayatında sena edip övmek.

teşnegan / teşnegân

  • (Tekili: Teşne) İstekliler. (Farsça)
  • Susamışlar. (Farsça)

Troçkizm / Troçkist

  • Troçkizm, Marksizm'in Troçki'nin bakış açısıyla yorumlanmasıdır. Aynı zamanda 1917 Ekim Devrimi'nden sonra ortaya çıkmış bir ayrımı ifade eder. Sovyetler Birliği'nde "sol muhalefet" olarak örgütlenmiş, Troçki'nin kurduğu 4. Enternasyonal'le başlayarak günümüze kadar gelmiştir. Troçkizm'in en önemli unsurları; özgürlüğü ortadan kaldıracak bir sistem olarak görülen "tek ülkede sosyalizmi" fikrinin reddi, dünya devrimi fikri, enternasyonalin gerekliliği, sürekli devrim ve Doğu Bloku ülkelerinin gerçek sosyalizm olmadığı fikirleridir.

    Kaynak: Wikipedia: https://tr.wikipedia.org/wiki/Troçkizm


tulleb

  • (Tekili: Tâlib) İstekliler, tâlibler, isteyenler.

vücub / vücûb / وجوب

  • Sınırsız gereklilik.
  • Gereklilik. (Arapça)

vücub ve lüzum

  • Zorunluluk ve gereklilik.

vücub-u sani / vücub-u sâni

  • Herşeyi san'atlı bir şekilde yaratan Allah'ın varlığının gerekliliği.

vücub-u teşebbüs

  • Girişimin gerekliliği.

vücup

  • Kesinlik, gereklilik.

vüzub

  • Lüzumluluk, icab etme, gereklilik.

zaruret / zarûret

  • Zorunluluk, gereklilik.