LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te ETEK ifadesini içeren 34 kelime bulundu...

asale

  • Bal peteği, petek.

assale

  • Arı, bal arısı.
  • Arı kovanı, kovan.
  • Petek, bal peteği.

bus

  • "Öpen" mânasına gelerek birleşik kelimeler yapılır. Meselâ: Damen-bus : Etek öpen. (Farsça)

çarşaf

  • Yatağın üstüne serilen veya yorgana kaplanan bez örtü.
  • Kadınların kullandığı baştan örtülen, pelerinli eteklikli sokak elbisesi. Kadınların örtünmesi farzdır. Bu maksatla çarşaf ucuz, pratik, hafif olması ve zengin fakir herkesin kolayca sağlıyabilmesi bakımından yaygın olarak kulanı

daman / dâmân / دامان

  • Etek. (Farsça)

damen / dâmen / دامن

  • Etek. Kenar. Taraf. Zeyl. Elbise veya dağ eteği. (Farsça)
  • Etek.
  • Etek.
  • Etek. (Farsça)

damen-bus

  • Etek öpen. (Farsça)

damen-gir

  • Eteğe yapışan, etek tutan. (Farsça)
  • Dâvacı, hasım, şikâyetçi. (Farsça)

damen-i mualla / dâmen-i muallâ

  • Yüksek şerefli dâmen, muallâ etek.
  • Mc: Yüksek namus sâhibi.
  • Yüksek namus sahibi; yüce, yüksek etek.

damenbus / dâmenbûs / دامن بوس

  • Etek öpen. (Farsça)

dameni / damenî

  • Eteklik. (Farsça)
  • Kadın başörtüsü. (Farsça)

damenkeş-i tesir-i hakiki / dâmenkeş-i tesir-i hakikî

  • Gerçek tesirden el etek çeken.

dest ü damen-i mualla / dest ü dâmen-i muallâ

  • Yüce el ve etek.

dest ve damen-i kerimane / dest ve dâmen-i kerimane

  • Şerefli ve izzetli olan el ve etekler.

dest ve damen-i mualla / dest ve dâmen-i muallâ

  • Yüce, yüksek el ve etek.

dest ve damen-i mübarek / dest ve dâmen-i mübarek

  • Mübarek el ve etek.

dest-i damen-i kerimane / dest-i dâmen-i kerîmâne

  • Değerli, yüce el ve etek.

ekvar

  • (Tekili: Küvâre) Petek. Arı kovanları.

hatar

  • Bir şeyin etrafını çevreleyen çember nev'inden şeyler.
  • Çadırın eteklerine bağlanan parça.

izale

  • Halsiz bırakma.
  • Uzun etekli elbise.
  • Kadın yaşmağını açma.
  • Sarığın ucunu uzatma.

jaketatay

  • Arkası yırtmaçlı, etekleri uzun ve ön köşeleri yuvarlakça kesilmiş olan resmi ceket. (Fransızca)

kartak

  • (Çoğulu: Karâtit) Kadife.
  • Terlik.
  • Etekli kaftan.

kevar

  • Meyve veya üzüm küfesi. (Farsça)
  • Bal arısı gömeci, petek. (Farsça)
  • Geceleri havada peyda olan bulut. Sis. (Farsça)

kivare

  • Petek.

küvar

  • (Kivar) Petek, bal peteği, kiler. (Farsça)
  • Petek, kovan.

menba-ı kevser

  • Cenneteki Kevser nehrinin kaynağı.

müzal

  • Ek, ilâve, zeyl.
  • Etek, kuyruk.
  • Hor ve hakir.

refl

  • Kaftanını uzun diktirip yürürken eteklerini çekip sallamak.

taif

  • Etrafını dolaşarak ziyaret eden. Tavaf eden. Dolaşan.
  • Hicaz'da Mekke-i Mükerreme'nin yüz kilometre güneydoğusunda, Gazva Dağı'nın güney eteklerinde ve bir takım tepelerin batı eteklerinde olarak 1882 metrelik yükseklikte bir şehirdir. Peygamber (A.S.M.) hicretin sekizinci yılında Hun

tenize

  • Uç, etek.

zayil

  • Uzun etekli gömlek.
  • Uzun kuyruklu at. (Müe: Zâyile)

zelazil

  • (Tekili: Zilzil) Uzun etekler.

zeyl / ذیل

  • Zeyil, ek, ilave, etek.
  • Ek, ilâve, bir şeyin altı, devamı.
  • Etek.
  • Ek, zeyil. (Arapça)
  • Etek. (Arapça)

zeyyal

  • Kuyruklu.
  • Uzun etekli.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın