LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te EKİM ifadesini içeren 79 kelime bulundu...

alem-i cezb / âlem-i cezb

  • Çekim âlemi, dünyası.

arraf

  • Falcı, kâhin, müneccim.
  • Hekim.
  • Göçebe Arab aşiretlerinin örfe vâkıf umumi bilgileri. (Müe: Arrâfe)

asistan

  • Profesör veya hekim yardımcısı. (Fransızca)

baytara

  • Hayvan hekimliği, baytarlık.

berz

  • Ziraat, ekim. (Farsça)

beytar

  • Nalbant.
  • Baytar, veteriner. Hayvan hastalıkları hekimi.

beytara

  • Yarılmak.
  • Hayvan hekimliği, baytarlık.

bezr

  • Ziraat, ekim. (Farsça)

biçişk

  • Doktor, hekim. (Farsça)

bizişk

  • Tabib, hekim, doktor. (Farsça)

bizişki / bizişkî

  • Doktorluk, hekimlik, cerrahlık. (Farsça)

Bolşevik

  • Kongrede Lenin yanlıları çoğunlukta olduğu için Rusça "çoğunluk" anlamına gelen Bolşevik olarak, azınlıktaki Martov yanlıları da Menşevik olarak adlandırılacaktır.

    Kongreden sonra iki taraf arasında birleşme girişimleri olsa da birleşme gerçekleşmeyecek ve 1912 yılında kesin ayrım yaşanacaktır. Bolşevikler Ekim Devrimi ile iktidarı alacaklar ve Sovyetler Birliği’ni kuracaklardır. Lenin ve Martov yandaşları kongredeki durumlarına göre Rusça “bolshinstvo” (çoğunluk) ve “menshinstvo” (azınlık) olarak adlandırılırlar. Kongredeki delegeler sürekli olarak saf değiştirdikleri için birleşim başarısız olacak ve parti fiilen ikiye bölünecektir.
  • Kongrede Lenin yanlıları çoğunlukta olduğu için Rusça "çoğunluk" anlamına gelen Bolşevik olarak, azınlıktaki Martov yanlıları da Menşevik olarak adlandırılacaktır.

    Kongreden sonra iki taraf arasında birleşme girişimleri olsa da birleşme gerçekleşmeyecek ve 1912 yılında kesin ayrım yaşanacaktır. Bolşevikler Ekim Devrimi ile iktidarı alacaklar ve Sovyetler Birliği’ni kuracaklardır. Lenin ve Martov yandaşları kongredeki durumlarına göre Rusça “bolshinstvo” (çoğunluk) ve “menshinstvo” (azınlık) olarak adlandırılırlar. Kongredeki delegeler sürekli olarak saf değiştirdikleri için birleşim başarısız olacak ve parti fiilen ikiye bölünecektir.

bolşeviklik

  • Bolşevik, çoğunluktan yana anlamına gelen Rusça kelime, 1903 yılında düzenlenen Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi'nin İkinci Kongresi'nde Vladimir Lenin ve Julius Martov arasında yeni kurulmakta olan partinin üyelik tanımı üzerine başlayan görüş ayrılığı sonucu yaşanan ayrışmadaki taraflardan Lenin yanlısı grup. Kongrede Lenin yanlıları çoğunlukta olduğu için Rusça çoğunluk anlamına gelen Bolşevik olarak, azınlıktaki Martov yanlıları da Menşevik olarak adlandırılacaktır.

    Kongreden sonra iki taraf arasında birleşme girişimleri olsa da birleşme gerçekleşmeyecek ve 1912 yılında kesin ayrım yaşanacaktır. Bolşevikler Ekim Devrimi ile iktidarı alacaklar ve Sovyetler Birliği'ni kuracaklardır.


cazibe / câzibe

  • Cezbeden, çeken, yer çekimi.
  • Çekim, çekim gücü.

cazibe-i azime / cazibe-i azîme

  • Büyük çekim.

cazibe-i rahmet

  • Rahmet çekimi.

cazibe-i umumi / câzibe-i umumi

  • Genel çekim gücü.

cazibe-i umumi kanunu / cazibe-i umumî kanunu

  • Genel çekim kanunu.

cazibe-i umumi-i vatani / cazibe-i umumî-i vatanî

  • Vatana ait genel çekim gücü.

cazibe-i umumiye / câzibe-i umumîye

  • Genel çekim kanunu.

cazibe-i umumiye-i islamiye / câzibe-i umumiye-i islâmiye

  • İslâm dininin genel çekim gücü.

cazibe-i umumiye-i kainat / cazibe-i umumiye-i kâinat

  • Kainatın her yerinde olan genel çekim özelliği.

cazibe-i umumiyye kanunu / câzibe-i umûmiyye kanunu

  • Yerçekimi kanunu.

elsine-i terkibiye ve tasrifiye

  • Kök üzerine hace ilâveli ve fiil çekimli diller.

emr-i vehmi / emr-i vehmî

  • Maddi bir varlığı olmayan, ancak itibar edilen, varsayılan olgu; meridyen çizgileri ve maddedeki çekim kanunu gibi.

etibba-i hassa

  • Saray hekimleri, saray doktorları.

hakim-i derd / hakîm-i derd

  • Hekim, doktor.

hakim-i kalban / hakîm-i kalbân

  • Kalplerin hekimi, doktoru.

hatt-ı şakul / hatt-ı şâkul

  • Çekül doğrultusu. Yer çekimi istikametinde, dünyanın merkezine doğru.
  • Çekül doğrultusu; yer çekimi istikametinde yerin merkezine doğru uzanan hat.

hıfzıssıhha

  • (Hıfz-üs sıhha) Sağlıklı yaşamak için doğrudan doğruya kişi ve içinde bulunan çevrenin sağlıkla alâkalı şartlarını tetkik edip inceleyen, gerekli tedbirleri olan ve bu çeşit çalışmalardan bahseden hekimlik kolu veya sağlık bilgisi.
  • Sıhhatini korumak. Sağlığını muhafaza etmek.

hımye

  • Tıb: Hastanın, hekim tarafından verilen ilaçlarla kanaat edip ve tavsiyelerine uyup o hududun dışına çıkmaması.

ilahi cazibe / ilâhî cazibe

  • Allah tarafından verilen bir çekicilik, çekim gücü.

ilkteşrin

  • Ekim ayı. Teşrin-i evvel.

ilm-i beden

  • (İlm-ül ebdân) Hekimlik bilgisi, tabâbet.

irs / ارث

  • Ölen kişinin mirasçılarına kalan mal veya para.
  • Veraset, soya çekim.
  • Miras. (Arapça)
  • Soyaçekim, kalıtım. (Arapça)

istinkaf / istinkâf / استنكاف

  • Çekimserlik, uzak durma.
  • Kabul etmeme, yüz çevirme, çekimser kalma, reddetme.
  • Kabul etmemek. Çekimser kalmak.
  • Çekimserlik. (Arapça)
  • İstinkâf etmek: Çekimser kalmak. (Arapça)

istinkaf-ı manidar / istinkâf-ı mânidar

  • Anlamlı çekimserlik.

istitbab

  • (Tıbb. dan) Doktora başvurma, kendini hekime gösterme.
  • İlâç arama.
  • Çare isteme, derdine devâ arama.

itibari emir / itibarî emir

  • Gerçekte öyle olmadığı hâlde öyleymiş gibi kabul edilen, saymaca; maddedeki çekim kanunu gibi saymaca şey.

kehhal / kehhâl / كحال

  • Göze sürme çeken. (Arapça)
  • Göz hekimi. (Arapça)

kema hiye / kemâ hiye

  • (Kemâ hüve) Onun gibi, nitekim, olduğu gibi.

kihalet / kihâlet / كحالت

  • Göz hekimliği. (Arapça)
  • Sürmecilik. (Arapça)

kur'a çekmek

  • Müşterek malın ortaklar arasında çekim yoluyla taksîm edilmesine verilen isim.

kuvve-i cazibe / kuvve-i câzibe

  • Çekim gücü.

kuvve-i mıknatısiye

  • Mıknatısın çekim gücü.

mebni

  • Yapılmış. Kurulmuş.
  • Bir şeye dayanan. Nazar ve itibâr ve isnad olunarak.
  • ... den dolayı... e binâen.
  • Gr: Son harfi harekesi değişmeyen kelime. Tasrife tâbi olmayan (fiil çekimine uğramıyan) kelime.

medde

  • Uzatma; çekim harfleri; yazıldığı halde okunmayan, kendisi harekesiz olup, kendinden önceki harfi uzatan elif, vav, ye harfleri.

meşarit

  • (Tekili: Mişrat) Keskin bıçaklar. Ameliyatta kullanılan keskin hekim bıçakları.

mihraf

  • Hekimin yarayı muâyene ettiği âlet.

mıkra'

  • Hekimlerin, hastanın vücudunu dinledikleri âlet.

muarriye

  • Hekim bıçağı.

muayenehane

  • Hekimlerin, hastaları muayene ettikleri yer. (Farsça)

münasebat-ı nahviye ve sarfiye / münasebât-ı nahviye ve sarfiye

  • Dilbilgisi kurallarına ait münasebetler; fiil çekimi ve cümle yapısı ile ilgili kurallara ait bağlar.

müstenkif

  • İstinkâf eden, geri duran. Kaçınan, çekimser.
  • Kaçınan, çekimser.
  • Çekimser, kaçınan.

müstenkifane

  • Çekimser kalarak.

mutatabbib

  • (Tıbb. dan) Yalandan hekim. Doktorluk taslıyan.

nadi

  • Nidâ eden, haykıran, çağıran.
  • Halkın, meşveret gibi, birşey konuşmak üzere bir yere toplanmaları. Nitekim İslâmdan evvel Mekke'de Kureyş'in toplandığı meclis binasına "Darünnedve" denilirdi. Nâdi; orada ve o gibi yerlerde toplanan heyettir ki; bezm, meclis, mahfil, kongre tâbirleri g

neşter

  • Ameliyat bıçağı. Hekim bıçağı.

nişter

  • Hekim bıçağı, neşter. (Farsça)

reşahat-ı kuvvet

  • Güç, enerji sızıntıları (yani çekimi).

sari kanun / sâri kanun

  • Her şeye geçen, yayılan, her şeyde bulunan; yerçekimi kanunu gibi.

siga

  • Gr: Fiilin tasrifinden (çekiminden) meydana gelen çeşitli şekillerden her biri. Kip.
  • Kip, fiil çekim şekli.
  • Fiilin çekiminden meydana gelen çeşitli şekillerden her biri.

siga-i mübalağa / siga-i mübâlağa

  • Bir şeyin pek çok, pek büyük, pek ileri olduğunu gösteren kelime hâli. Fiilin mübâlağalı çekimi. Hallâk, Rezzak, Kahhar, Rauf gibi.

sıhhiye

  • Sağlık ve hekimlik işleriyle uğraşan dâire.
  • Sağlık işleri.

siyaset tabibleri

  • Siyasî hastalıkların hekimleri, doktorları; siyasî meselelere çözüm arayanlar.

tababet

  • Hekimlik. Doktorluk.
  • Hekimlik, tıp doktorluğu.

tabib

  • Hekim, tıp doktoru.
  • (Çoğulu: Tabibân-Etibbâ) Doktor, hekim.
  • Doktor, hekim.

tabiban / tabibân

  • (Tekili: Tabib) Doktorlar, tabibler, hekimler.

tabip

  • Doktor, hekim.

tasrif / tasrîf / تصریف

  • Çekip çevirme, çekim.
  • Fiil çekimi. (Arapça)
  • Tasrîf etmek: Fiil çekmek. (Arapça)

teşrin-i evvel / teşrîn-i evvel / تشرین اول

  • Ekim ayı.
  • Ekim ayı.
  • Ekim. (Arapça - Farsça)

teşrinievvel / teşrînievvel

  • Ekim ayı.

tetabbub

  • (Tıbb. dan) Hekim olmadığı hâlde hekimlik yapma.

tıbbi / tıbbî

  • Hekimliğe ait. Doktorlukla alâkalı.
  • Hekimce.

Troçkizm / Troçkist

  • Troçkizm, Marksizm'in Troçki'nin bakış açısıyla yorumlanmasıdır. Aynı zamanda 1917 Ekim Devrimi'nden sonra ortaya çıkmış bir ayrımı ifade eder. Sovyetler Birliği'nde "sol muhalefet" olarak örgütlenmiş, Troçki'nin kurduğu 4. Enternasyonal'le başlayarak günümüze kadar gelmiştir. Troçkizm'in en önemli unsurları; özgürlüğü ortadan kaldıracak bir sistem olarak görülen "tek ülkede sosyalizmi" fikrinin reddi, dünya devrimi fikri, enternasyonalin gerekliliği, sürekli devrim ve Doğu Bloku ülkelerinin gerçek sosyalizm olmadığı fikirleridir.

    Kaynak: Wikipedia: https://tr.wikipedia.org/wiki/Troçkizm


vizite

  • ing. Ziyaret.
  • Doktorun bir hastayı ziyareti.
  • Hekim ücreti.

zer' / زرع

  • Ekim. (Arapça)

zer'iyyat

  • Ekim işleri.

zerre-i cazibe / zerre-i câzibe

  • Çekim zerresi; çekim gücüne sahip parça, çekirdek.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın