LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Eğlenme ifadesini içeren 43 kelime bulundu...

akl-ı meaş / akl-ı meâş

  • Yemek, içmek, evlenmek, helâl, haram demeden kazanmak ve eğlenmek gibi hep bedenin râhatını ve nefsin menfaatini düşünüp, âhireti düşünmeyen akıl; akl-ı meâdın zıddı.

aram / ârâm

  • Durma, dinlenme. (Farsça)
  • Yerleşme, rahat etme, karar kılma. (Farsça)
  • Eğlenme. (Farsça)

bi-direng / bî-direng

  • Durmıyan, oyalanmayan, eğlenmeyen, çabuk. (Farsça)

butv

  • Eğlenmek, geç gelmek.

ena'

  • Eğlenmek.

fina / finâ

  • Şehir kenarı, büyük mezarlıklar (fabrika, mektep, kışlalar) ve kasabadakilerin harman yapmak, hayvan koşturmak, eğlenmek için devamlı kullandıkları yerler.

haya-huy

  • Çığlık, vâveyla. (Farsça)
  • Çalıp eğlenmeden çıkan gürültü, ses. (Farsça)

iltiha'

  • Oynama, eğlenme.

iş / îş / عيش

  • Yaşama. (Arapça)
  • Eğlenme, gününü gün etme. (Arapça)

istidhak

  • (Dıhk. den) Alaya alma, eğlenme.

istihşaş

  • Zevklenme, eğlenme.

istihza / istihzâ

  • Alay etmek, birisi ile eğlenmek.
  • Birisini gülünç duruma düşürmek, maskara etmek.
  • Söz, yazı, işâret veya çeşitli davranışlarla bir kişinin ayıp ve eksikliklerini ortaya çıkarmak, onunla eğlenmek, alay etmek.

istishar

  • Alay etme, zevklenme, eğlenme.

lüvse

  • Zayıflık.
  • Eğlenmek.
  • İsabet etmek.

mashara

  • Maskara, soytarı.
  • Tuhaflıklar yapan kimse.
  • Komik, gülünç.
  • Zevklenme, eğlenme.
  • Kepaze, utanmaz, rezil.

meks

  • Durma, eğlenme, bekleme.

müks

  • (Meks) Ağır ağır, vakit vakit.
  • Eğlenme, muntazır olma, durma, bekleme.

mülaabe

  • (La'b. dan) Oynayıp eğlenme. Oynaşma.

mülaebe

  • (La'b. dan) Oynaşıp eğlenme. Oynaşma.

müstehzi / müstehzî

  • İstihza eden. Biriyle eğlenen. Herkesle eğlenmek isteyen.

müteferric

  • (Çoğulu: Müteferricîn) (Ferc. den) Gezinen, dolaşan. Gezip eğlenmeğe giden.

müteferricin / müteferricîn

  • (Tekili: Müteferric) Gezinenler, dolaşanlar, hava almağa eğlenmeğe gidenler.

nasnaa

  • Depretmek.
  • Devenin, kalkarken dizi üstünde çok eğlenmesi.

nüzhet

  • İç açıklığı, safa, eğlenme, gönül ferahlığı. (Farsça)
  • Temizlik, paklık. (Farsça)
  • Karışık, bulaşık ve kalabalık yerlerden uzak olmak. Buud. (Farsça)

reys

  • Eğlenmek, eğlendirmek.

sefa / sefâ

  • Eğlenme.

seyr

  • Yürüyüş.
  • Eğlenme ve ibret için bakma. Gezip görme.
  • Görülecek şey ve yer.
  • Uzaktan bakıp karışmama.
  • Yolculuk.

seyrangah / seyrangâh

  • Seyir yeri. Gezme ve eğlenme yeri. (Farsça)

sofizm

  • Fls: Sofestaiye. Safsatacılık. Alemde hakikat olarak hiç bir şey tanımayan ve hakikatı araştırmaktan sarf-ı nazar ederek zevk ü safâ ve şiir gibi şeylerle eğlenmeği tercih eden bâtıl bir meslek. İnâdiye, indiye ve Lâedriye "Septizm" adlarıyla üç kısma ayrılırlar. (Mesail-i İlm-i Kelâm'dan) (Fransızca)

sümud

  • Taganni eylemek.
  • Eğlenmek.
  • Kibirlenip somurtmak.
  • Kafa tutmak.
  • Sersem olmak.

tahaci'

  • Eğlenmek.
  • Tenbellik etmek.

tanz / طنز

  • Herkesle eğlenme. Alay etmek.
  • Alaya alma, eğlenme. (Arapça)

te'ye

  • Eğlenmek, durmak, oyalanmak.

tehekküm

  • İstihza.
  • Tevbih. Şiddetle azarlama. Görünüşte ciddi, hakikatta alaydan ibaret olan eğlenme.
  • Edb: Tarizin tesirli olan kısmı.
  • "Hekeme"den:
  • Alay etme, eğlenme.
  • Görünüşte ciddi, hakikatte alaydan ibaret olan eğlenme.

tehekkümat / tehekkümât

  • (Tekili: Tehekküm) Ciddi tavır takınarak eğlenmeler.

tekeddün

  • Eğlenmek.

telebbün

  • (Leben. den) Durma, eğlenme.
  • Memeden sütün damla damla akması.

teleddün

  • Eğlenmek.

terebbüt

  • Eğlenmek.

tesebbüt

  • Eğlenmek, oyalanmak. Geç gelmek.

tevakkufat / tevakkufât

  • (Tekili: Tevakkuf) Beklemeler, durmalar, eğlenmeler.

tezyif

  • Çürütmek. Küçük düşürmek. Eğlenmek, alaya almak.
  • Bir şeyin dışını tezyin ve tanzim edip, içini fena yapmak. Kötü ayar etmek.
  • Tahkir etmek.

zevk

  • Lezzet alma, hoşa gitme, tatma.
  • Hoş, hoşa giden. Mânevi haz.
  • Boş vakit geçirmek. Eğlenmek.
  • Alay etmek. Güzeli çirkinden ayırma kabiliyeti.