LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Duy kelimesini içeren 65 kelime bulundu...

ahsas / ahsâs / احساس

  • Duygular. (Arapça)

bedihiyat-ı hissiye

  • Duyularla bilinen apaçık gerçekler; görme, işitme, tatma gibi duyularla idrak edilen şeyler.

dellal / dellâl

  • Duyurucu, ilân edici.

dikkat

  • Duygu ve düşünceyi bir noktada toplama, uyanıklık, incelik.

dil-mürde

  • Duygusuz, kalbi ölmüş. (Farsça)

ehsas / ehsâs / احساس

  • Duygular, hisler. (Arapça)

erakk-ı hissiyat

  • Duyguların en inceleri. Gizli hisler, ince duygular.

galat-ı his

  • Duygu yanılması.

gayr-ı meş'ur

  • Duyulmayan, hissedilmeyen.

gayr-ı meşhur

  • Duyulmayan, hissedilmeyen, bilinmeyen.

hassas / hassâs / حساس

  • Duyarlı.
  • Duygulu, hassas. (Arapça)

hassase / hassâse

  • Duyma melekesi.

hassasiyet / hassâsiyet

  • Duyarlı olma.
  • Duyarlılık.

hassasiyetli

  • Duyarlı, hassas.

hasse / hâsse / حَاسَّه / خاصه

  • Duyu.
  • Duyu, duygu.
  • Duygu.
  • Duygu uzvu. Bir şeye mahsus kuvvet. Hâl.
  • Duygu.
  • Duyu. (Arapça)

havarık-ı hissiye / havârık-ı hissiye

  • Duyularla, hislerle idrak olunan veya duyulara hitap eden mu'cizeler, olağanüstü şeyler; ağacın konuşması, parmaklardan suyun akması gibi.

havas

  • Duyular, hisler.

havass / havâss

  • Duyular, duygular.

hiddet-i havas / hiddet-i havâs

  • Duyguların keskinliği.

his

  • Duygu.

hiss / حس

  • Duyma kuvveti, duygu.
  • Duygu.
  • Duygu. (Arapça)
  • Hissetmek: Duymak, algılamak. (Arapça)
  • Hissolunmak: Duyulmak, hissedilmek. (Arapça)

hissen

  • Duygu olarak, hissederek.
  • Duygu bakımından.

hissi / hissî / حسى

  • Duygusal.
  • Duyguya ait, hisse müteallik. Ruhen ve kalben anlaşılan. Aklı muhakeme ile olmayıp his ile olan.
  • Duygulu. (Arapça)

hissiyat / hissiyât / حسيات

  • Duygular. Hisler.
  • Duygular.
  • Duygular. (Arapça)

hissiyatça

  • Duyguları açısından.

hissiye / حسيه

  • Duygu. (Arapça)

hissiyet

  • Duygululuk, hissîlik.

hissiyyat

  • Duygular, sezişler.

i'lan / اعلان

  • Duyurma.

ibtal-i hiss

  • Duygusunu battal etmek ve uyuşturmak.

ibtalihis / ibtâlihis

  • Duyguları uyuşturma, anestezi.

ifşaat

  • Duyurmalar, gizli şeyleri açığa çıkarmalar.

ihtiram-ı hissiyat

  • Duygulara, hislere saygı gösterme.

ihtisasat / ihtisâsât

  • Duygu ve düşünceler, izlenimler.

ilan / ilân

  • Duyuru.
  • Duyurma, duyuru.

ilan eden / ilân eden

  • Duyuran.

ilan etmek / ilân etmek

  • Duyurmak.

ilanname / ilânnâme

  • Duyurma yazısı.

işaa / işâa / اشاعه

  • Duyurma, yayma. (Arapça)

iştihar bulma

  • Duyulma, şöhret olma.

istihbar / istihbâr / استخبار

  • Duyum, haber alma. (Arapça)

istihbarat / istihbârât / استخبارات

  • Duyumlar, haber almalar. (Arapça)

kalb

  • Duyguların sultanı, gönül.

kuva / kuvâ

  • Duygular, hisler.

kuvve

  • Duygu, güç.

kuvveler

  • Duygular, duyular.

latife / lâtife / لطيفه / latîfe / لَط۪يفَه

  • Duygu, his; insanın mânevi yapısında bulunan ince duygular.
  • Duygu.
  • Duygu.

mesmu / mesmû / مسموع

  • Duyulan, işitilen. (Arapça)

mesmua

  • Duyulmuş. Kulakla dinlenmiş olan.

mesmuat / mesmûat / مسموعات

  • Duyulanlar, işitilenler. (Arapça)

mu'cizat-ı hissiye

  • Duygu ile bilinen, duyu ve duygulara hitap eden mu'cizeler; su, ağaç, taş, hayvan gibi varlıklar üzerinde Peygamber'in (a.s.m.) gösterdiği mu'cizeler.

müdavele-i hissiyat

  • Duyguların karşılıklı alışverişi.

münafi-i his ve bedahet / münâfi-i his ve bedâhet

  • Duygu ve açıklığa zıt.

mürtess

  • Duyulmuş, işitilmiş.

mütehassis / متحسس

  • Duygulanan.
  • Duygulu. (Arapça)

mütehassis olma

  • Duygulanma, hislenme, hassas olma.

mütehassisane / mütehassisâne

  • Duygulanarak, hislenerek. (Farsça)

na-şinide

  • Duyulmamış, işitilmemiş. (Farsça)

samia

  • Duyma, işitme duygusu, işitme kuvveti.

şayi / şâyi

  • Duyumlar; duyulma, yayılma.

sema'

  • Duyuş, duyma, işitme.

tahassüs / تحسس

  • Duygulanma.
  • Duygulanma, hislenme. (Arapça)

tenevvü-ü hissiyat

  • Duyguların çeşitliliği.

vücud-u hissi / vücud-u hissî

  • Duyu organları ile kavranabilen varlık.

zevi-l ehsas

  • Duygu sahibi olanlar, duyanlar, hissedenler.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın