LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Durdurma ifadesini içeren 25 kelime bulundu...

a'vak

  • (Tekili: Avk) Mani olmalar. Alıkoymalar, durdurmalar. Vazgeçirmeler.

andem

  • Tıb: Kanı durdurmak için kullanılan bir çeşit reçine.

avk

  • (Çoğulu: A'vâk) Mâni olma, alıkoyma, durdurma, vazgeçirme, geciktirme.

ce'cee

  • Geri durdurmak.
  • Deveyi suya çağırmak.
  • Eşek boncuğu denilen bir boncuk.

elibab

  • Durdurmak. Lâzım olmak.

hatd

  • Durdurmak. İkâmet.

hid'

  • Koyunlar ürküp dağıldıklarında, onları durdurmak için söylenen bir kelimedir.

ikaf

  • (Vakf. dan) Vakfetme, malını vakıf şekline koyma.
  • Bir işten vaz geçme, durdurma.

ilbas

  • Durdurma, mâni olma, alıkoyma.

irsah

  • Yerinde tutma, durdurma. Bir şeyi sağlamlaştırma.

ishar

  • Uyundırma.
  • Gece uyutmayıp, uyanık durdurma.

kebc

  • Davarı durdurmak için dizginini çekmek.

kemc

  • Atı dizgini ile durdurmak.

men'

  • Yasak etmek. Durdurmak. Bırakmamak. Bir şeyi diriğ etmek, esirgemek.

men-i muhakeme

  • Muhakemeyi durdurmak, muhakemeye lüzum görmeyip menetmek.

mükud

  • Durmak veya durdurmak.

mütareke

  • İki tarafın geçici bir zaman için savaşı durdurması, ateşkes.

rübud

  • Dâim.
  • Yüreğin oynaması.
  • Durdurmak.
  • Hapsetmek.

sektedar / sektedâr

  • Sektedâr etmek: Durdurmak, sekteye uğratmak.

ta'til / ta'tîl / تعطيل

  • Çalışmağa ara vermek. Çalışmayı durdurmak. İzine başlamak.
  • Kesmek.
  • Muattal bırakmak.
  • Ziynetsiz etmek, süssüz yapmak.
  • Allah'ın sıfatlarını inkâr eden felsefecilerin mesleği.
  • Durdurma. (Arapça)
  • Kapatma. (Arapça)
  • Faaliyete son verme. (Arapça)

takaus

  • Durdurmak. Sonraya bırakmak.

tatil-i eşgal / tâtil-i eşgâl

  • Çalışmayı durdurma, görevini yapmama.

te'lis

  • Durdurmak, ikâmet.
  • Yağmurun devamlı yağması.

tevkif / tevkîf / توقيف

  • Alıkoyma, tutma. Hapis olarak bekletme. Vakfetme.
  • Arafatta mevkaf olan yerde durdurmak.
  • Bir kimsenin koluna bilezik takmak.
  • Alıkoyma, durdurma.
  • Durdurma. (Arapça)
  • Kapatma. (Arapça)
  • Tutuklama. (Arapça)
  • Tevkîf edilmek: (Arapça)
  • Durdurulmak. (Arapça)
  • Kapatılmak. (Arapça)
  • Tutuklanmak. (Arapça)
  • Tevkîf etmek: (Arapça)
  • Durdurmak. (Arapça)
  • Kapatmak. (Arapça)
  • Tutuklamak. (Arapça)
  • < (Arapça)

vakf / وقف

  • Bir kimseyi veya bir şeyi alıkoymak, durdurmak. Kımıldatmamak.
  • Hareketten fariğ olmak, imsak etmek. Hapsetmek. Aslâ satılmamak, başka şeye tebdil olunmamak şartı ile bir mülkü Allah yoluna vermek. Menfaatı hayır nevilerinden birisine âit olmak üzere bir mülkü ilelebed vermek.
  • Durma, duruş. (Arapça)
  • Durdurma. (Arapça)
  • Vakıf. (Arapça)
  • Adama. (Arapça)

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın