LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Dokunma ifadesini içeren 41 kelime bulundu...

dahil

  • (Bak: Dahl-Dehal) Girmek, karışmak. Dokunmak. Taarruz etmek, müdâhale eylemek.

hasse-i lems / hâsse-i lems

  • Elle dokunma kuvveti. Dokunma duyusu.

havass-ı aşere

  • On hasse, on duyu; görme, işitme, dokunma, koklama, tatma, hayal, akıl, vehim, hafıza ve tasarruf etme duyuları.

havass-ı hamse

  • Beş duyu. (Görme, tatma, işitme, dokunma, koklama)

havass-ı hamse-i zahiri / havass-ı hamse-i zâhirî

  • Zahirî beş duyu; tatma, görme, işitme, koklama, dokunma.

hay

  • Çiğneyen mânasına gelir ve birleşik kelimeler yapılır. Meselâ: Şeker-hâ : Şeker çiğneyen. (Farsça)
  • Mc: Tatlı sözlü, güzel ve dokunmaz sözler söyleyen. (Farsça)

hezheze

  • Cisimlerin, hava yahut başka bir şey dokunmasiyle titremesi.

hurmet-i müsahere / hurmet-i müsâhere

  • Erkeğin herhangi bir kadın ile zinâ etmesi veya herhangi bir yerine unutarak ve yanılarak da olsa şehvetle (lezzet alarak) dokunması hâlinde, o kadının neseb (soy) ile ve süt ile olan anası ve kızları ile; kadının da o erkeğin oğlu ve babası ile evle nmesinin ebedî, sonsuz olarak haram, yasak olması

hürriyet-i diniye

  • Din hürriyeti. Herhangi bir kimsenin mensub olduğu dinin emirlerini ve icablarını yapmakta asayişe ve başkasının haklarına dokunmamak şartiyle serbest olması.

ibtişak

  • Haysiyet ve nâmusa dokunma.
  • Yalan söyleme.

ihaş

  • Bir kimsenin namusuna dokunma, namusunu lekeleme.

ilişme

  • Dokunma.

ittisal

  • Ulaşmak. Bitişmek.
  • Birbirine dokunmak. Yakınlık. Bağlılık. Kavuşmak.

kedkede

  • Ağır ağır seğirtmek.
  • Katı bir cisme dokunmaktan çıkan ses.

kuvve-i lamise / kuvve-i lâmise

  • Dokunma ve hissetme duygusu. Sertliği ve yumuşaklığı anlama duygusu.

lamise / lâmise / لامسه

  • Dokunma hissi, duygusu. El ile olan his. Bir şeyin cesâmetini anlama duygusu.
  • Dokunma duyusu.
  • Dokunma duyusu.
  • Dokunma duyusu. (Arapça)

lems / لمس

  • Dokunmak, el ile tutmak, ellemek, yapışmak.
  • Beş duygudan biri, dokunma duygusu.
  • Dokunma. (Arapça)

lemsi / lemsî

  • Hissedilmeğe, dokunma ile duymağa ait ve müteallik.

lemsiyet

  • Bir cisme veya bir mâdene parmakla dokunmaktan gelen his.

maddi / maddî

  • (Maddiye) Cismâni. Madde ile alâkalı olan. Maddeye ait.
  • Paraca ve malca.
  • Paraya ve mala fazlaca ehemmiyet veren.
  • Dokunma, koklama, görme, işitme, tatma ile hissedilip duyulan şeyler.

melmusat

  • (Tekili: Melmus) El ile dokunmalar. El ile temas etmeler.

mesh

  • El sürme, dokunma.

mess

  • Yapışmak, değmek, dokunmak.
  • Meydana gelmek.

mess-i nisvan

  • Kadınlara dokunma.

mezy

  • Dokunma, bakma ve düşünme gibi sebeplerle erkekten gelen beyaz şeffâf sıvı.

misas

  • El sürme, değme, dokunma.
  • Cima etmek.
  • Almak.

mübaşeret / mübâşeret

  • Bir işe girişmek. Bir işe başlamak.
  • Karşılaşmak.
  • Başlamak ve devam etmek.
  • Temas etmek, dokunmak.
  • İnsanın derisinin, başkasının derisine dokunması.
  • Başlama, girişme, dokunma.

mülamese

  • (Lems. den) Birbirine dokunma, değme, el ile tutma, temas etme.
  • Yapışmak.

mümasse

  • Birbirine değme. Dokunma, temâs etme.

nescolmak

  • Dokunmak, örülmek, örülü hâle gelmek. Kumaş dokunması, bez dokunması. (Canlıların vücudundaki nescolunmak gibi)

ravh

  • Rahatlık. Rahmet ve kolaylık.
  • Serin serin esen rüzgârın vücuda dokunmasiyle verdiği serinlik ve sefa.
  • Koklamak.

reden

  • Hazz denilen kumaş.
  • Silâhların biribirine dokunmasından çıkan ses.
  • İplik eğirmek.

safizm

  • Kadının kadına şehvetle bakması ve dokunması. Kadınlar arasındaki homoseksüellik.

salkame

  • Azı dişlerinin birbirine dokunması.

salsale

  • Demirlerin birbirine dokunmaktan ses çıkarmaları.

şerare

  • (Şerâr) Kıvılcım. Elektrik kıvılcımı. Müsbet ve menfi (+ ve -) elektrik kutuplarının birbirine çok yakın olmasından veya dokunmasından hâsıl olan kıvılcımların parlayışı.

suziş

  • Yakma. Yanma. (Farsça)
  • Dokunma, te'sir etme, etki yapma. (Farsça)
  • Büyük acı. Yürek yanması. (Farsça)

telemmüs

  • (Lems. den) El ile dokunma.

temas / temâs / تماس

  • Dokunma, değme.
  • Dokunma. (Arapça)
  • Temâs etmek: Dokunmak. (Arapça)

tıktıka

  • Taşların birbirine dokunması sonucu çıkan ses.

vavik

  • Okun nişana dokunmayıp yanına düşmesi hâli.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın