LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Dir kelimesini içeren 49 kelime bulundu...

ahya / ahyâ / احيا

  • Diriler, canlılar.
  • Diriler. (Arapça)

ahya vü emvat / ahyâ vü emvât

  • Diriler ve ölüler.

amud / amûd / عمود

  • Direkler, sütunlar.
  • Direk, sütun.
  • Direk. (Arapça)

arac

  • Dirsek. (Farsça)

aran

  • Dirsek. (Farsça)

arec / ârec

  • Dirsek, kolun arka tarafı. (Farsça)

aret

  • Dirsek. (Farsça)

ayşe

  • Dirilik, hayat, yaşama.

ba's / بعث

  • Dirilme, diriltme, diriltilme. Kıyâmet koptuktan sonra Allahü teâlâ tarafından ölülerin diriltilmesi.
  • Diriliş. (Arapça)

darbam

  • Direk, kiriş. (Farsça)

derahim / derâhim / دراهم

  • Dirhemler. (Arapça)

direm / درم

  • Dirhem.
  • Dirhem, akçe, gümüş para. (Farsça)

diritnavt

  • Diritnot.

el-hayy

  • Diri ve devamlı hayat sâhibi. Zâtî hayat ile münferid, her şeyi bilen ve her şeye gücü yeten Allah (C.C.)

evtad / evtâd

  • Direkler, kazıklar.
  • Direkler, kazıklar.

füşürde

  • Direnen, inad eden, ısrar eden. (Farsça)

haşr / حشر

  • Dirilme.

haşruneşr

  • Dirilip toplanma ve yayılma.

hay / حَيْ

  • Diri.

hayat / hayât

  • Dirilik, canlılık.
  • Dirilik, canlılık.
  • Diri olmak, dirilik.
  • Allahü teâlâ hakkında bilmemiz vâcib olan sıfât-ı subûtiyye'den biri. Allahü teâlânın diri olması.
  • Bir insanın doğumundan ölümüne kadar geçen zaman.
  • Bir insanın ölümünden sonra başlayan ebedî (sonsuz) hayat.

hayy / حى

  • Diri, canlı.
  • Diri. (Arapça)

hayyen

  • Diri olarak. Diri, canlı olarak canlı olduğu halde.

himyan

  • Dirhem koydukları kap ve kemer.

i'mad

  • Direk dikme.

id'am

  • Direk vurmak.

idam-ı ebedi / idâm-ı ebedî

  • Dirilmemek üzere yok oluş; âhiret inancı olmadığı için ölümü ebedî yokluğa gitmek olarak görme.

ihya / ihyâ / احيا

  • Diriltme, hayat verme.
  • Diriltme.

ihya eden

  • Dirilten.

imad / imâd / عماد

  • Direk.
  • Direk. (Arapça)

inad / inâd

  • Direnmek, muhâlefette (karşı çıkmakta) ısrar etmek. Kendini büyük görüp, hakkı, doğruyu kabul etmeme.

ısrar / اصرار

  • Diretme, üsteleme. (Arapça)

kemal-i dirayet

  • Dirayetin son derecesi.

kırat

  • Dirhemin onaltıda birini ifade eden eski bir ağırlık ölçüsü.

mirfaka

  • Dirsek yastığı.

mukavemet

  • Direnç, dayanıklılık.

mukavemet etme

  • Direnme, karşı koyma.

mün'amid

  • Direğe dayanmış.

musırr

  • Direnen. Ayak direyen. Vaz geçmeyen. Sebat eden. Sözünden dönmeyen.

mütemerridane

  • Direnircesine.

rükün

  • Direk, sütun.

subh-u kıyamet

  • Diriliş sabahı.

sütun / sütûn / ستون

  • Direk.
  • Direk. (Farsça)

ta'limat / ta'lîmât / تعليمات

  • Direktif. (Arapça)
  • Ta'lîmât vermek: Direktif vermek. (Arapça)

ta'mid

  • Direk yapma, direklerle destekleme.

ta'yiş

  • Diri tutmak.

table

  • Dirhem.

tangis

  • Dirliğini tatsız etmek.

temerrüd

  • Direnme.

üstun

  • Direk. Sütun. (Farsça)

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR