LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Dikenli ifadesini içeren 40 kelime bulundu...

abey-seran

  • Fesliğen.
  • Şiddetli emir.
  • Şer ve mekruh nesne.
  • Bir dikenli ağaç.

akkub

  • Devenin çok yediği yassı yapraklı bir dikenli ot.

ar'ar / عرعر

  • Dikenli ardıç ağacı, dağ selvisi.
  • Mc: Güzelin boyu bosu.
  • Anırma. (Arapça)
  • Dikenli ardıç. (Arapça)

bahire / bâhire

  • Dikenli ağaç.
  • Çok koşan cins bir deve.
  • Çok koşan cins deve.
  • Dikenli ağaç.

bühma / bühmâ

  • Dikenli ağaç.

dari / darî

  • Acı ve dikenli bir ağaç.

dari'

  • Hurma dikeni. Acı ve dikenli bir ağaç.

dicac

  • Ummanda yetişen büyük bir dikenli ağacın suyudur ve sabun gibi kiri izâle eder.

dunehu hart-ül katat

  • "Elini dikenli ağaç üzerine çekmek, ondan daha kolay." meâlinde bir tabirdir.

esl

  • Dikenli ağaç.
  • Süngü.
  • Hasır otu.

gada

  • (Tekili: Gazâ) (Gadat) Dağ armudu ağaçları. Dikenli ağaçlar.
  • Ateşi uzun müddet devam eden seksek ağacı.

garkad

  • Bir dikenli ağaç.
  • Medine-i Münevvere'de olan kabristana "Baki-ul Garkad" denir.

gazat

  • (Çoğulu: Guzâ) Dağ armudunun ağacı.
  • Dikenli ağaç.
  • Seksek ağacı.

geven

  • Dikenli bir tür çalı.
  • Çalı. Dikenli ve bir karış kadar boyunda bir nebat. Aslı Gevân'dır. (Türkçe)
  • Dikenli bir bitki.

gül

  • Küçük ve dikenli bir ağaçta olup şeklinin ve kokusunun güzelliği ile meşhurdur. Şairlere göre bülbülün sevgilisidir. Pek çok cinsi vardır. (Farsça)

har-zar

  • Çalılık, dikenlik. (Farsça)

haristan / hâristan / خارستان

  • Çalılık, dikenlik. (Farsça)
  • Dikenlik. (Farsça)

harzar / hârzâr / خارزار

  • Dikenlik. (Farsça)

heras

  • Dikenli ağaç.

ız

  • (Çoğulu: Uzuz-A'zâz) Çok zekâlı kötü adam.
  • Dikenli ağaçların küçüğü.

ızahet

  • (Çoğulu: Izât) Dikenli büyük ağaç.
  • Yalan, sihir, bühtan.

ızat

  • Yalan. Sihir. Bühtan.
  • Dikenli büyük ağaç.

katade

  • (Çoğulu: Kutad) Dikenli ot. Mugaylan dikeni.

kıtade

  • Geven, dikenli ot.

küseyra

  • Bir dikenli ağacın zamkı.

mıtla

  • (Çoğulu: Metâli) Dikenli otlar biten yumuşak yer.

mugaylan

  • Çölde yetişen bir nevi dikenli çalı. Deve dikeni.

mugaylanzar

  • Dünya. (Farsça)
  • Deve dikeni biten yer, dikenlik. (Farsça)

müşevvek

  • (şevk. den) Dikenli. Diken şeklinde sivri olan.

müşvike

  • Dikenli ağaç.

sa'dane

  • (Çoğulu: Sâdân) Develerin yediği dikenli ot.
  • Devenin göğsü.
  • Tırnak dibinin siniri.
  • Terâzi kefesinin iplerinin altındaki düğme.
  • Kadın memesinin etrafı.

şaik

  • Dikenli.

semure

  • Dikenli bir ağaç.
  • Sakız ağacı.

şevkistan

  • Dikenlik. (Farsça)

siyac

  • Dikenli duvar.

teşvik

  • Diken bitmek.
  • Ağacın dikenli olması.

tursus

  • (Çoğulu: Tarâsis) Kalkan denilen dikenli ot.

uşere

  • (Çoğulu: Uşur-Uşerat) Sütleğen cinsinden dikenli, yassı yapraklı ağaç.

yenbub

  • Dikenli bir ağaç.

yez

  • Bağ, bahçe, tarla vs. gibi arazilerin etrafına çekilen dikenli çalı. Çit. (Farsça)