LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Dik kelimesini içeren 122 kelime bulundu...

adem-i dikkat

  • Dikkatsizlik.

adem-i mübalat / adem-i mübâlât

  • Dikkatsizlik.

ahen-aşiyan / ahen-âşiyân

  • Dikiş yüksüğü. (Farsça)

amud

  • Dik, dikine. Sütun, direk.

amuden / amûden / عمودا

  • Dik olarak, dikine. Dik surette.
  • Dikine. (Arapça)

amudi / amûdî / عمودی

  • Dikine, direk gibi.
  • Dikey. (Arapça)

bahye

  • Dikiş, teyel. (Farsça)

bi-har / bî-har

  • Dikensiz. (Farsça)

bühma / bühmâ

  • Dikenli ağaç.

ca-yı dikkat / câ-yı dikkat

  • Dikkat çekici, ilginç.

calib-i dikkat / câlib-i dikkat / جالب دقت

  • Dikkat çeken.
  • Dikkat çekici.
  • Dikkati çekici.
  • Dikkat çekici.

calib-i nazar-ı dikkat / câlib-i nazar-ı dikkat

  • Dikkatleri üzerine çeken.

cay-ı dikkat / cây-ı dikkat

  • Dikkat edilecek nokta.
  • Dikkat çekici.
  • Dikkat edilecek nokta. Dikkat edilecek yer veya şey.

celb-i dikkat / جَلْبِ دِقَّتْ

  • Dikkat çekme.
  • Dikkat çekme.

çeşm-i im'an / çeşm-i im'ân

  • Dikkatli bakan göz.

dakik / dakîk

  • Dikkatli.

dikkat-i muvazenet

  • Dikkatli bir denge.

dikkat-i nazar

  • Dikkatle bakmak.

dikkati calip / dikkati câlip

  • Dikkat çeken.

diktatorya

  • Diktatörlük, baskıcılık.

duz

  • Dikici, diken, dikmiş. (Farsça)

ehl-i dikkat

  • Dikkat sahipleri.
  • Dikkatliler, dikkat sahipleri.

ehl-i tetkik

  • Dikkatle ve titizlikle araştıran kimseler.

engüştane

  • Dikiş yüksüğü. (Farsça)

enzar-ı dikkat / enzâr-ı dikkat

  • Dikkatli bakışlar, dikkatli görüşler.
  • Dikkatli bakışlar.

gafil

  • Dikkatsiz, iyi düşünmeyen, uyanık olmayan. Haberi olmayan, ihtiyatsız, başına geleceği önceden düşünmeyen. Allah'ı unutan. Kendi gayr-ı meşru zevkine dalan. (Günde bir taşı binâ-yı ömrümün düştü yere,Can yatar gafil, binası oldu viran bîhaber. (Niyazi-i Mısrî)

gaflet

  • Dikkatsizlik, endişesizlik, vurdumduymazlık. En mühim vazifeyi düşünmeyip, Cenab-ı Hakk'a itaat gibi işleri bilmeyip, başka kıymetsiz şeylerle uğraşmak. Nefsine ve hevesâtına tâbi olarak Allahı ve emirlerini unutmak.

gars etme

  • Dikme, ekme.

gars olunan

  • Dikilen.

geven

  • Dikenli bir tür çalı.
  • Dikenli bir bitki.

guful

  • Dikkatsizlikten veya şaşırmaktan dolayı bir işte hata yapma.

har / hâr / خار

  • Diken.
  • Diken. (Farsça)
  • Diken. (Farsça)

haristan / hâristan / خارستان

  • Dikenlik. (Farsça)

harz

  • Dikmek.

harzar / hârzâr / خارزار

  • Dikenlik. (Farsça)

hasr-ı nazar / حَصْرِ نَظَرْ

  • Dikkati sadece bir yere yöneltme.
  • Dikkatini toplama.

hazer et

  • Dikkatli ol.

heras

  • Dikenli ağaç.

het'

  • Dikkatle bakmak. Acele etmek.

hiyaset

  • Dikmek.

hıyatet-hane

  • Dikimevi, dikişevi, terzihane. (Farsça)

hızad

  • Dikensiz ağaç.

hodserane / hodserâne

  • Dik başlılıkla, serkeşcesine. Kimseyi dinlemeden. (Farsça)

hurdeşinas

  • Dikkatli. İncelikleri ve nükteleri anlayan. (Farsça)

ibsar

  • Dikkatle bakmak, tetkik etmek.

ihmalci

  • Dikkat etmeyen, dikkatsiz, müsamahacı. (Türkçe)

ihtimamkarane / ihtimamkârâne

  • Dikkatlice ve özenle çalışarak.

ihtimamkarlık / ihtimamkârlık

  • Dikkatle çalışma, özenle iş görme.

irtab

  • Dikme veya dikilme.

jerfbin / jerfbîn

  • Dikkat sâhibi, dikkatli. (Farsça)

ketib

  • Dikici, diken.

kütbe

  • Dikiş.

mahdud

  • Dikeni kesilmiş ağaç.

medar-ı dikkat

  • Dikkat edilmesi gereken yer.

medar-ı nazar / medâr-ı nazar / مَدَارِ نَظَرْ

  • Dikkatle bakmaya sebeb.

merkuz / merkûz / مركوز

  • Dikili, dikilmiş. (Arapça)

merkuziyet

  • Dikilme, saplanma.

mesele-i şeriat

  • Dikkat; şeriat ile alâkalı mesele.

mübalat / mübâlât

  • Dikkat, itina.

mübalat-kar / mübalat-kâr

  • Dikkat, itina ve düşünce ile kaygılanan. (Farsça)

mucib-i merak / mûcib-i merak

  • Dikkati çeken, merak sebebi.

müdakkik / مُدَقِّقْ

  • Dikkatli.
  • Dikkatle inceleyen.

müdakkikane / müdakkikâne

  • Dikkatlice, araştırıp inceleyerek.

müdekkik

  • Dikkatle araştıran. İnceden inceye tetkik eden. En ufak gizli şeyleri bilmeğe, görmeğe çalışan. (Konuşurken ekseriyetle müdakkik denir.)

muk

  • Diken. (Farsça)

mülahaza / mülâhaza

  • Dikkatle bakma, iyice düşünme.

mülahaza etme / mülâhaza etme

  • Dikkatle bakma etraflıca düşünme.

müstebidane / müstebîdane

  • Diktatör gibi, baskı yaparcasına.

müstebit

  • Diktatör.

müstektib

  • Dikte eden, söyleyip yazdıran.

müşvike

  • Dikenli ağaç.

mütalaa / mütâlaa / مُطَالَعَه

  • Dikkatle okuma, inceleme.
  • Dikkatle okuma.

mütalaa eden / mütalâa eden

  • Dikkatli okuyan, inceleyen.

mütalaagah / mütalâagâh

  • Dikkatlice okuma ve inceleme yeri.

mütali / mütâli

  • Dikkatlice okuyup inceleyen.

mütekassi

  • Dikkatle araştıran.

mütekayyidane / mütekayyidâne

  • Dikkatli davranarak, kayıtlı bulunarak. (Farsça)

mütenassıb

  • Dikilen. Ayakta dikilip duran.

mütenazzır

  • Dikkatle bakarak düşünen. Düşünerek dikkatle bakan.

mütenazzirane / mütenazzirâne

  • Dikkatle bakıp düşünerek. (Farsça)

mütetebbi'

  • Dikkatle araştıran. Tetebbu eden.

nasb

  • Dikme, bir rütbe alma, bir memurluğa atama. Bazı Arapça kelimelerin sonunun üstünlü olma durumu.

nazar / نَظَرْ

  • Dikkat.
  • Dikkate alma.

nazar-ı dikkat / نَظَرِ دِقَّتْ

  • Dikkatle bakış.
  • Dikkatli bakış.

nazar-ı dikkate almak

  • Dikkate almak, göz önünde bulundurmak.

nazar-ı dikkati celb etme

  • Dikkat çekme.

nazar-ı dikkati celb etmek

  • Dikkat çekmek.

nazar-ı ehl-i dikkat

  • Dikkatli olan kimselerin gözü, bakışı, ilgisi.

nazar-ı itibar

  • Dikkate alma.

nazar-ı itibara alınma

  • Dikkate alınma, göz önüne alınma.

nazar-ı itibara alınmadı

  • Dikkate alınmadı.

nazar-ı itibara almak

  • Dikkate almak.

nazar-ı mütalaa / nazar-ı mütalâa / nazar-ı mütâlaa / نَظَرِ مُطَالَعَه

  • Dikkatlice bakıp anlamaya çalışmak.
  • Dikkatli okuma gayeli bakış.

nazara alınma

  • Dikkate alınma.

nazara alınmama

  • Dikkate alınmama.

nazara alma

  • Dikkate alma.

nazara almak

  • Dikkate almak.

nazarı cazip

  • Dikkat çeken.

ned'

  • Dikkat etmek.

nişhar

  • Diken batmış, iğnelenmiş. (Farsça)

nükte

  • Dikkat edilince anlaşılabilen ince mânâ.

rekz / ركز

  • Dikme, yere saplayıp sabit kılma.
  • Dikmek, yerleştirmek, delil getirmek.
  • Dikme, saplanıp kalma.
  • Dikme. (Arapça)
  • Rekz edilmek: Dikilmek. (Arapça)
  • Rekz etmek: Dikmek. (Arapça)

saal

  • Dikkat.

şaik

  • Dikenli.

şakulen / şâkulen

  • Dik olarak.

sarp

  • Dik, çıkması ve geçilmesi güç (yer).

şayan-ı dikkat / şâyân-ı dikkat

  • Dikkate değer, ilginç.

sedm

  • Dik fışkıran su.

serkeş / سركش

  • Dikkafalı, inatçı. (Farsça)

serkeşi / serkeşî / سركشى

  • Dikkafalılık, inatçılık. (Farsça)

şevkistan

  • Dikenlik. (Farsça)

siyac

  • Dikenli duvar.

tahammüc

  • Dikkatle bakmak.

tekahül / tekâhül

  • Dikkatsizlik, ihmal.

temerrüd / تمرد

  • Dikbaşlılık, direniş. (Arapça)
  • Temerrüd etmek: Direnmek, dikbaşlılık etmek. (Arapça)

tenassüb

  • Dikilip durma.

tenazzur

  • Dikkatle bakarak düşünme. Düşünerek dikkatle bakma.

tevennuk

  • Dikkatle bakmak.

vakf-ı nazar

  • Dikkatin bir konu üzerinde yoğunlaşması.

vech-i dikkat

  • Dikkat ve ferasetle.

vekb

  • Dikilmek.

yenbub

  • Dikenli bir ağaç.