LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Deney ifadesini içeren 36 kelime bulundu...

acemi / acemî / عجمى

  • Deneyimsiz, acemi. (Arapça)
  • İranlı. (Arapça)

acemiyan / acemiyân / عجميان

  • Deneyimsizler. (Arapça - Farsça)
  • İranlılar. (Arapça - Farsça)

akılcılık

  • (Rasyonalizm) fels. İnsanın, akılla gerçeğe uygun bilgiyi bulabileceğini, aklın doğru kabul ettiği bilginin şübhe götürmez kesinlikte doğru olduğunu kabul ettiği felsefe. Tenkitçi felsefe, deneyci felsefe, psikoloji ve sosyoloji bu felsefenin aşırı iddialarını çürütmüştür. Bugünkü ilim adamları herş

ampirizm

  • (Deneyci felsefe) Her çeşit bilginin kaynağının duyu organlarının kullanılması sonucu kazanılan tecrübe olduğunu, duyu organlarının kullanılmadan hiçbir bilginin akılda yer alamıyacağını savunan felsefe. Akılcı felsefe gibi bu felsefenin de aşırı iddiasının yanlışlığını, tenkitçi felsefe ve psikoloj

apriori

  • fels. Tecrübeden önce insan aklında varlığı kabul edilen bilgi ve düşünceyi anlatmak için kullanılan bir sıfat. Meselâ: "Her sayı kendine eşittir" hakikatı hiçbir deneye baş vurmadan bilinen bir apriori bilgidir.

can

  • Yaşayış. Diride olan kudret, kuvvet. Hayat cevheri. Madde ilimleri, maddenin; hayat ilimleri (biyolojik ilimler) hayatın ne olduğunu açıklıyamamışlardır. Aslında bunların konusu da madde, hayat ve ruhun kendisi değil, bunların tezahürleri yani olay haline gelen tesirleridir. Deney ilimlerini (Farsça)

çeş

  • "Deneyen, sınayan, tadına bakan" mânâsına gelerek kelimelere eklenir. (Farsça)

deneycilik

  • (Ampirizm) Fels: İnsan zihninde mevcut her bilginin ve her düşüncenin kaynağı tecrübe (deney) olduğunu iddia eden felsefi görüş. Bu görüş, tecrübenin ehemmiyetini belirtirken aklın ve dinin rolünü inkâr ediyor. Tecrübe maddi dünyayı anlamak için gerekli ama, yeterli değildir. Tecrübe görüneni ve müş

ebcedhan / ebcedhân / ابجدخوان

  • Okula yeni başlamış öğrenci. (Arapça - Farsça)
  • Acemi, deneyimsiz. (Arapça - Farsça)

hibre / خبره

  • Deneyim. (Arapça)

ispritizma

  • Ölülerin ruhlarıyla bazı şartlar altında haberleşmenin mümkün olduğuna inanan görüş ve bu maksatla yapılan deneyler.

ispritizmacı

  • Ölülerin ruhlarıyla bazı şartlar altında haberleşmenin mümkün olduğuna inanan ve bu maksatla deneyler yapan kişi.

kimyahane / kimyahâne / kimyâhâne

  • Kimya deneylerinin yapıldığı laboratuvar.
  • Deneyevi.

ma'kul ilimler / ma'kûl ilimler

  • His organları ile duyularak, akıl ile incelenerek, tecrübe (deney, gözlem) ile ve hesâb edilerek elde edilen ilimler, fen bilgileri.

mücerreb / مجرب

  • Deneyimli. (Arapça)

mücerrib

  • Tecrübe eden. Deneyen. Sınayan.

mücerriban / mücerribân

  • (Tekili: Mücerribîn) (Mücerrib) Deneyenler, sınayanlar, tecrübe edenler.

muhteber

  • Tecrübe ve imtihan eden, deneyen.

muhtebir

  • Yoklayan, deneyen, tecrübe eden.
  • Sağlam haberi olan. İyice bilen.

mümtehin

  • (Mehn. den) Tecrübe eden, deneyen. İmtihan eden.

müşahedet

  • Gözlem, deney, tecrübe.

pozitif ilimler

  • Deneye dayanan matematik, fizik gibi fen ilimleri.

pozitivizm

  • Gerçeğin deney ve gözlemle elde edilebileceği görüşünü savunan felsefî doktrin.
  • Gerçeğe erişmek için sadece deneye güvenen sapık felsefe.

sahibnazar / sâhibnazar / صاحب نظر

  • Görüş sahibi, deneyimli. (Arapça - Farsça)

saldide / sâldîde / سال دیده

  • Yaşlı. (Farsça)
  • Deneyimli. (Farsça)

tecarüb / tecârüb

  • Tecrübeler, deneyimler.

tecarüb-ü kesire

  • Pek çok tecrübeler ve deneyimler.

tecribe / تجربه

  • Deneme, sınama. (Arapça)
  • Deneyim. (Arapça)

tecribi / tecribî / تجربى

  • Deneysel, tecrübî. (Arapça)

tecrübe / تجربه

  • Deneyim, deney.
  • Deneyim.
  • (Tecribe) Deneme, sınama.
  • Görmüş, geçirmişlik.
  • Anlamak için yapılan iş. İmtihan.
  • İlmi bir gerçeği göstermek için yapılan deneme. Deney.
  • Deneme, sınama. (Arapça)
  • Deneyim. (Arapça)
  • Tecrübe edilmek: Denenmek, sınanmak. (Arapça)
  • Tecrübe etmek: Denemek, sınamak. (Arapça)

tecrübe-i hizmet

  • Hizmet deneyimi.

tecrübe-i ilmiye

  • İlmin kazandırdığı deneyim.

tecrübe-i umumi / tecrübe-i umumî

  • Genele ait tecrübe, umumî deneyler ve incelemeler.

tecrübeten

  • Deneyimle.

ulum-i akliyye / ulûm-i akliyye

  • Tecribî (deneye bağlı) ilimler. His organları ile duyularak, akıl ile incelenerek tecrübe ve hesab edilerek elde edilen ilimler.

zevvak

  • Bir şeyi fazlasıyla deneyen.
  • Bir şeyi çok fazla tadan.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR