LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Değirmen ifadesini içeren 49 kelime bulundu...

ajine

  • Değirmen taşı gibi maddeleri yontup düzelten demir alet. Dişengi. (Farsça)

ard

  • Buğday ve diğer tahıllardan öğütülen un. (Farsça)
  • Buğdayı değirmen taşına akıtan oluk. (Farsça)

as

  • Değirmen. (Farsça)

asban

  • Değirmenci. Değirmen sahibi. (Farsça)

asbani / asbanî

  • Değirmencilik. (Farsça)

asiya / âsiyâ / آسيا

  • Su değirmeni. (Farsça)
  • Değirmen. (Farsça)

asiya-ban / asiyâ-bân

  • Değirmenci, değirmen sahibi. (Farsça)

asiya-ger / asiyâ-ger

  • Değirmen yapan, değirmenci. (Farsça)

asiya-seng / asiyâ-seng

  • Değirmentaşı. (Farsça)

asiyab / âsiyâb / آسياب

  • Değirmen. (Farsça)

asya

  • Dünyadaki kıt'aların en büyüğü. (Farsça)
  • Değirmen. (Farsça)

bül'a

  • Değirmen taşının tane dökülecek yeri.

ca'caa

  • Değirmen sesi.
  • İsteklerde zorluk vermek.
  • Devenin çökermesi.
  • Çökmüş deveyi kaldırmak.

cahile

  • (Çoğulu: Cevâhil) Değirmen çarkı.

çark

  • (Çarh-Çerh) Dönen pervaneli tekerlek. (Farsça)
  • Vapur, değirmen ve dolap çarkı. (Farsça)
  • Bir makinenin dönen tekerleği, çok zaman bu tekerlek makineyi çalıştırır. Her çeşit tekerlekli makine. (Farsça)
  • Dönerek işleyen âlet. (Farsça)
  • Koz: Birbiri içinde dönen feleklerden mürekkeb kâinat, felek, efl (Farsça)

erha

  • (Tekili: Rehâ) El değirmenleri.

haras / harâs

  • Hayvanla döndürülen değirmen. (Farsça)

haraş

  • Hayvan ile döndürülen değirmen. (Farsça)

haras-ı harab / harâs-ı harâb

  • Harap olmuş değirmen.
  • Mc: Dünya.

harre

  • (Çoğulu: Hurer) Değirmenin buğday konulan deliği.

horos

  • Tar: Eskiden İstanbul'da ekmekçi, francalacı ve uncu değirmenlerinde mevcut üst ve alt taşlarının bulunduğu ve etrafından hayvanın döndüğü yere, esnaf arasında verilen addır.

hubas

  • Değirmen unluğu.

hury

  • Değirmen deliği.

huzruf

  • (Çoğulu: Hazârif) Fırıldak.
  • Değirmen çarkının birisi.
  • Pervâne.

lüfaze

  • Değirmenin öğüttüğü un.
  • Ağızdan çıkan söz.

lühve

  • (Çoğulu: Lühâ-Lühât) Değirmencinin, eliyle değirmenin ağzına döktüğü tane. (Daha çok hediye, atâ ve hibe mânasına kullanılmıştır.)

mahalletan

  • Çömlek ve değirmen.

merha

  • (Çoğulu: Merâhi) Değirmen yeri.

miceşş

  • El değirmeni.

mihfen

  • Değirmen sepeti.

miltan

  • Yağ değirmeni.

mirades

  • (Çoğulu: Merâdis) Kuyu içinde su var mıdır diye bilmek için bıraktıkları taş.
  • El değirmeni.

mis'ab

  • (Çoğulu: Mesâib) Değirmen oluğu.
  • Havuz oluğu.

mıthan

  • Değirmen.

müdarre

  • El değirmeni.

müvarre

  • El değirmeni.

naur

  • Kanı durmayan damar.
  • Değirmen kanadı.
  • Döndükçe gıcırdayan dolap.

nekkar

  • Ağaçkakan kuşu.
  • Değirmenci.
  • Çok hayırlı.
  • Çok kokulu.

raha

  • Değirmen.

raid

  • Konaklanacak yeri görmek için önceden gönderilen kimse.
  • El değirmeni.

seng-i as-yab / seng-i as-yâb

  • Değirmen taşı.

şezre

  • Bir kimseye yüz yüze bakmayıp şiddet ve öfke ile yandan bakış. Hasmâne bakış. Dargın bakışı gibi bakma. Göz değdirme.
  • İpi soluna bükme.
  • Tersine bükülmüş ip, urgan.
  • El değirmenini sola doğru çevirme.
  • Şiddet, suubet, zorluk.

sifal

  • Değirmen altına döşenen deri.
  • Değirmen süpürgesi.

tahanet

  • Değirmencilik.

tahhan

  • (Tahn. dan) Değirmenci, öğütücü.

tahun

  • (Çoğulu: Tavâhin) Su değirmeni.

tavahin

  • (Tekili: Tâhun ve Tâhune) Öğütülmüş şeyler.
  • Su değirmenleri.

tezlim

  • Beraber etmek.
  • Yumuşatmak.
  • Değirmen döndürmek.

tıhane

  • At değirmeni.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR