LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Değersiz ifadesini içeren 38 kelime bulundu...

adi / âdi / عادی

  • Sıradan, âdi, değersiz. (Arapça)

adiyat-ı umur / âdiyât-ı umûr

  • Günlük işler, her zamanki değersiz işler.

ahkar

  • En hakir, pek âciz ve değersiz. (Daha çok tevazu makamında söylenir.)

biçiz

  • Pek küçük ve değersiz şey. (Farsça)

biruz

  • Değersiz, zümrüte benzer yeşil renkte bir taş. (Farsça)

dünya-yı deniyye

  • Alçak, değersiz dünya.

habıt

  • Susturucu.
  • Batıl kılan. İptal ettiren.
  • Değersizleşen.

hakaret

  • Küçüklük, değersizlik.

hakir / hakîr / حقير / حَق۪يرْ

  • İtibarsız, değersiz, önemsiz.
  • Değersiz. (Arapça)
  • Küçük. (Arapça)
  • Bendeniz, ben. (Arapça)
  • Değersiz.

haşerat

  • Küçük böcekler; Karınca, akrep, yılan gibi hayvancıklar.
  • Değersiz ve zararlı adamlar.

hasis / hasîs / خَس۪يسْ

  • (Hisset. den) Kötü huy, fena tabiat.
  • Ufak, değersiz.
  • Tamahkâr, cimri.
  • Âdi, basit, değersiz.
  • Nekes, cimri.
  • Alçak, değersiz.
  • Değersiz.

hayide-gu / hayide-gû

  • Değersiz sözler söyleyen kimse. (Farsça)
  • Değersiz şiirler yazan kimse. (Farsça)

hazefat-ı safile / hazefât-ı sâfile

  • Kıymetsiz şeyler; çamurdan, topraktan yapılmış kiremit, tuğla, çanak, çömlek gibi değersiz şeyler.

hemec

  • Kıymetsiz, değersiz.
  • Şaşkın.
  • Övez (denen at sineği).

hiç

  • Boş, değersiz.
  • Değersiz, kıymetsiz. Yok olan, yok denecek kadar az olan. (Farsça)

hiç-ender-hiç

  • Hiçlik içinde bir hiç, değersiz.

hısset

  • Bayağılık, çirkinlik, değersizlik.

hisset

  • Önemsizlik, değersizlik.

hor

  • Değersiz, adi.

hurde

  • Değersiz şey, kırıntı.

kem-baha

  • Kıymetsiz, değersiz, âdi. (Farsça)

kemkıymet

  • Değersiz, kıymetsiz. (Farsça)

kemter / كمتر / كَمْتَرْ

  • Daha az. (Farsça)
  • Değersiz. (Farsça)
  • Değersiz.

kıymetsizlik

  • Değersizlik.

laki / lakî

  • (Lâkıy) İtibarsız ve değersiz, zelil kimse.
  • Önemsiz ve kıymetsiz şey.

laşey / lâşey

  • Bir şey değil. Değersiz.

lükata-çin

  • Değersiz ve artık şeyleri toplıyan. (Farsça)

mehn

  • Hizmet.
  • Mübtezellik, değersizlik.

menfaat-i hasise

  • Âdi, değersiz çıkar.

mübtezel

  • (Bezl. den) Pek bol ve ucuz. Değersiz.
  • Hor kullanılan. Ortaya düşmüş olan.
  • Bol, ucuz, değersiz.

münhasif

  • (Husuf. dan) İnhisaf eden, sönükleşen, daha mükemmel bir şeyin yanında sönük kalan. Değersiz. Gölgelenmiş.

müptezel

  • çokluğu dolayısıyla değerini yitiren, değersiz.

müstehan

  • Değersiz, alçak, âdi, hakir sayılan.
  • Değersiz.

na-çizi / na-çizî

  • Naçizlik, ehemmiyetsizlik, kıymetsizlik, değersizlik. (Farsça)

naçiz / nâçiz / nâçîz / ناچيز

  • (Nâ-çiz) Çok küçük, ehemmiyetsiz şey, değersiz, hükümsüz. (Farsça)
  • Değersiz, önemsiz.
  • Değersiz.
  • Değersiz, önemsiz. (Farsça)

perh

  • Hisse, pay. (Farsça)
  • Değersiz mal. (Farsça)

sebükmaye / sebükmâye

  • İtibarsız, değersiz, kıymetsiz. (Farsça)

umur-u hasise / umur-u hasîse / umûr-u hasîse / اُمُورُ حَادِثَه

  • Alçak ve değersiz işler.
  • Değersiz işler.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın