LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Coşkun ifadesini içeren 26 kelime bulundu...

cuşacuş / cûşâcûş / جوشاجوش

  • Çok coşkun, taşkın. Pek coşkun ve taşkın bir sûrette. (Farsça)
  • Coşkun, coşkulu. (Farsça)

demdeme-i nebat / demdeme-i nebât / دَمْدَمَۀِ نَبَاتْ

  • Bitkinin coşkun sesi.

ehl-i hal

  • İlâhî aşka bağlanmış, çoşkunluk ve vecd sahibi.

ehl-i istiğrak

  • Manevi bir coşkunlukla kendinden geçmiş hâle giren zatlar.

feyezan-ı hikmet / feyezân-ı hikmet

  • Hikmetin feyizli coşkunluğu, taşkınlığı.

haic

  • (Hâyic) Coşkun, heyecanlı.

heyecan / heyecân

  • Birden bire şiddetle hislenme. Ürperme.
  • Coşkunluk. Coşmak.
  • Coşkunluk, şiddetli hislenme.

heyecanat / heyecânât

  • Coşkunluklar.

ifrat-ı neşat

  • Sevinç coşkunluğu, sevinçten dolayı çoşma.

iltifat

  • Güzel sözle samimi olarak okşamak. Yüz göstermek. Teveccüh etmek. İyilik etmek. Lütfetmek.
  • Dikkat, itina.
  • Edb: Bir mevzu anlatılırken, o anda kalbe doğan bir ilham coşkunluğu ile -mevzu dışına çıkmadan- sözün ve hitabın yönünü değiştirme san'atıdır. Meselâ: (Asım'ın nesli...

mahv ve sekir

  • Fenafillâh makamında kendi varlığını hiç görmek ve bu mânevi hâlin zevk ve te'sirinden ruhi bir coşkunlukla kendinden geçme hâli.

mevacid / mevâcid

  • Kalbe gelen zevkler, vecdler (mânevî coşkunluk halleri).

müteheyyic

  • Heyecana gelen, coşan, coşkun, heyecanlı.

müteheyyicane / müteheyyicâne

  • Coşkunlukla, heyecana gelerek. (Farsça)

rüya / rüyâ

  • Düş. İnsanın kalbinin ve duyu organlarının dünyâ işleriyle olan meşgûliyetinin kısmen kesildiği, uyku, bayılma ve istiğrak (mânevî coşkunlukla kendinden geçme) gibi hallerde gördüğü şeyler.

seyl-i huruşan-ı zaman / seyl-i huruşân-ı zaman

  • Zamanın gürültü ve coşkunluklarının seli.

seylhiz

  • Taşkın ve coşkun su. (Farsça)

şiddet-i galeyan

  • Şiddetli coşkunluk, coşup taşma.

tarab-gah / tarab-gâh

  • Coşkunluk ve sevinç yeri. (Farsça)

tarab-nak / tarab-nâk

  • Sevinçli, neşeli, coşkun. (Farsça)

tehyiç etme

  • Heyecanlandırma, heyecana getirme, çoşkunluk verme.

ubab

  • Her nesnenin muazzamı, her şeyin büyüğü.
  • Cemaat, topluluk.
  • Taşkın sel suyu.
  • Pek taşkın, coşkun.

vecd-alud / vecd-âlud

  • Vecd veren haller. Manevî coşkunlukla beraber olan hal. (Farsça)

velvele-i naz ü niyaz / velvele-i nâz ü niyaz

  • Allah'a yalvarıp yakarmanın heyecanlı, coşkun sesi.

zahir

  • Engin denizler.
  • Taşkın, coşkun.
  • Semiz, tavlı ve bol olan.

zevahir

  • Dolu, taşkın, coşkun denizler.
  • Mc: Yüksek şan ve şerefler.