REKLAM ENGELLEMEYİ GERİ ALMA KODU BURADA BAŞLAR --> REKLAM ENGELLEMEYİ GERİ ALMA KODU BURADA BİTER -->

LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Ceker ifadesini içeren 16 kelime bulundu...

ah u enin / ah u enîn

  • Ah çekerek inleme.

cazibe kanunu

  • Madde âleminde geçerli olan Cenab-ı Hakk'ın tekvini bir kanunudur. Bu kanuna göre iki madde birbirini aralarındaki mesafe ile ters orantılı; kütle ve miktarlarıyla orantılı olarak çeker.

celbkarane / celbkârâne

  • Celb ederek, kendine çekerek.
  • Kendine çekercesine.

heyamola

  • Eskiden ramazanlarda para toplamak gayesiyle mahalle çocukları tarafından teşkil edilen bir nevi dilenci alaylarında söylenen bir tâbirdir.
  • Eskiden gemiciler gemi demirini çekerken veyahut bir amele inşaatta ağır bir şey kaldırırken yahut da şahmerdanı yukarı çekerken kuvvetbirliğini

hıçkırık

  • t. Fazla yemekten ve asabi sebeplerden diyaframın kasılması ve akciğerlerdeki havanın şiddetli ve gürültülü bir şekilde dışarı atılması.
  • Boğaz tıkanacak surette ve derinden iç çekerek ağlama.

ictihad / ictihâd

  • İnsan gücünün yettiği kadar zahmet çekerek, çalışma. Kur'ân-ı kerîmde ve hadîs-i şerîflerde açıkça bildirilmemiş olan işlerin hükümlerini açıkça bildirilenlere benzeterek meydana çıkarma.

iktiraf

  • Emek çekerek kesb ü kâr eylemek, kazanmak.
  • Günah kazanmak.

ir'as

  • Çekerek sarsma.

keşan

  • (Tekili: Keş) Çekenler, çekiciler. (Farsça)
  • Çeken, çekerek. Çeke çeke. (Farsça)

keşan keşan

  • Sürükleye sürükleye, zorla çekerek götürerek. (Farsça)

müteanniyane

  • Sıkıntılı ve zahmet çekerek. Zahmetle. (Farsça)

mütehassirane / mütehassirâne

  • Özleyerek, hasret çekerek.
  • Özleyerek, hasret çekerek. (Farsça)
  • Özleyerek, hasret çekerek.

mütelehhifane / mütelehhifâne

  • Özleyerek, hasret çekerek. Kaygılı, tasalı olarak, yanıp yakılarak. (Farsça)

muztaribane

  • Rahatsız olarak, ıztırab ve sıkıntı çekerek. (Farsça)

riyazet / riyâzet

  • Nefsi kırma. Fani şeylerden nefsini çekerek kanaat içinde yaşamak.
  • Bir hastalıktan dolayı veya nefsini terbiye maksadıyla çok yemek ve içmeyi terkederek faydalı fikirlerle, ibadet ve ilimle meşgul olmak. Az gıda ile yaşamak.
  • İdman.
  • Gelip geçici şeylerden nefsi çekerek, kanaat içinde yaşama; ilim, ibadet ve fikirle meşgul olma.

tezehhüd

  • Dünyadan elini eteğini çeker görünme.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın