LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Cefa ifadesini içeren 26 kelime bulundu...

cafi / cafî / câfî

  • Cefa eden, eziyet veren.
  • Cefâ çektiren, eziyet eden.

cayir

  • Cevir ve cefâ eden. Eziyet veren.

cefa / cefâ / جفا

  • Üzme, eziyet etme. (Arapça)
  • Cefâ çekmek: Cefaya katlanan, üzülen. (Arapça)

cefa ender cefa

  • Cefa içinde cefa. Azab içinde azab veya ayrılık.

cefa-dide

  • Cefa çekmiş, cefa görmüş. (Farsça)

cefa-ender / cefâ-ender

  • Cefa ve sıkıntı içinde.

cefa-keş

  • Eziyete dayanan, cefa çeken, acıya katlanan. (Farsça)

cefacu / cefâcû / جفاجو

  • Üzen, cefa eden. (Arapça - Farsça)

cefadide / cefâdîde / جفادیده

  • Üzülmüş, cefa çekmiş. (Arapça - Farsça)

cefakar / cefâkâr / جفاكار

  • Eziyet eden, cefa eden. (Farsça)
  • Halk arasında: Eziyet çeken, cefa çekmiş mânalarında da kullanılır. (Farsça)
  • Cefa eden, üzen. (Arapça - Farsça)
  • Cefa çeken, üzülen. (Arapça - Farsça)

cefakari / cefâkârî / جفاكاری

  • Cefa etme, üzme. (Arapça - Farsça)
  • Cefa çekme. (Arapça - Farsça)

cefakeş / cefâkeş / جفاكش

  • Üzülen, cefa çeken, eziyete katlanan. (Arapça - Farsça)

cefapişe / cefâpîşe / جفاپيشه

  • Üzmeyi huy edinmiş, cefa eden. (Arapça - Farsça)
  • Aşığını üzen sevgili. (Arapça - Farsça)

cefve

  • Cefa, azar.

cevir

  • (Cevr) Cefa, eziyet, sıkıntı, üzüntü. Zulüm.
  • Tas: Tarikat adamının ruhen ilerlemesine mâni olan şey.

felek

  • Gök, gök katı, devir.
  • Tâli', baht.
  • Büyük ve dâirevi olan şey.
  • Her gök seyyaresinin gezdiği âlem.
  • Dünyâ, âlem,
  • Bir zilli âlet.
  • Yuvarlak kütük, kızak. (Felek her türlü esbab-ı cefasın toplasın gelsin Dönersem kahpeyim millet yolunda bir azimetten

ıdtıhad

  • Zulmetmek, cefâ vermek.

keş

  • (Keşiden) Çekmek fiilinin emir kökü. Birleşik kelimeler de yapılır. Meselâ: Cefâ-keş : Cefâ çeken. Esrar-keş : Esrar çeken, esrar içen serseri. (Farsça)

mustafa

  • Seçilmiş mânâsına, Resûlullah efendimizin mübârek isimlerinden biri. Mü'min olanların çoktur cefâsı, Âhirette vardır zevk ü sefâsı, On sekiz bin âlemin Mustafâsı, Adı güzel kendi güzel Muhammed.

müteezzi

  • Ezâ duyan. Üzgün, incinen. Cefa gören.

muztahid

  • Arslan.
  • Kahredici.
  • Cefâ eden.

nekl

  • Yular. At gemi.
  • Ezâ, cefâ etmeğe ve işkence yapmağa yarayan şey.

recfe

  • (Çoğulu: Recefât) Zelzele, deprem.

sitem

  • Haksızlık, zulüm. (Farsça)
  • Nâzikâne çıkışma. (Farsça)
  • Eziyet, cefa. (Farsça)

te'ziye

  • Eziyet etme, cefa çektirme.

vaka'

  • Yufka bulut.
  • Taş.
  • Yerin taşlı olmasından ayak incinmek.
  • Cefa, eza.
  • Vurma, darp.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR