LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Bur kelimesini içeren 76 kelime bulundu...

afes

  • Burun eğriliği.

ahcen

  • Burnu eğri kimse.

ahnes

  • Burnu basık ve sivri olan adam.

ajeng / âjeng / آژنگ

  • Buruşuk, cilt kırışığı. (Farsça)

ak'am

  • Burnu eğri.

artebe

  • Burun ucu.

arteziyen

  • Burgu gibi bir âletle açılıp su fışkırtılan kuyu. (Fransızca)

baru / bârû / بارو

  • Burç, hisar burcu. (Farsça)

behreme

  • Burgu, matkab. (Farsça)

berahin / berâhin

  • Bürhanlar, kuvvetli deliller.

bermah

  • Burgu, matkab. (Farsça)

bini / bînî / بينى

  • Burun. (Farsça)

burjuvazi

  • Burjuvaların meydana getirdiği içtimaî (sosyal) sınıf. Avrupa'da burjuvazi, ticaret ve sanayi ile zenginleşti. Soylular sınıfı ile mücadele ederek Fransız İhtilali ile iktidara geldi. İhtilalde işçilerin, köylülerin, fakir halk tabakalarının desteğini sağladı. Onlara eşitlik, hürriyet, adalet vaad e (Fransızca)

buruc / burûc

  • Burçlar.

büruc / bürûc

  • Burçlar.

buruc / burûc / بروج

  • Burçlar. (Arapça)

çin / çîn

  • Buruşukluk.

cülban

  • Burçak dedikleri hububat cinsi.

devam

  • Burada imansızlığın devamı kastediliyor.

ebrac

  • Burçlar, kaleler.

eczem

  • Burnu kesilmiş.

ednef

  • Burnu kısa olan adam.

enf / انف

  • Burun. (Arapça)

enfi / enfî

  • Burunla ilgili.

enfiye

  • Buruna çekilen çürütülmüş tütün tozu.

eşemm

  • Burnu kuvvetli koku duyan.

gergedan

  • Burnu üzerinde boynuzu bulunan ve file benzeyen vahşi bir hayvan.

gurve

  • Burnun ucundaki kıkırdaktan yapılmış yumuşak kısım.

hasem

  • Burnun yassı ve geniş olması.

havreme

  • Burun ucu.

hınaye

  • Burun ucu.

hokeç

  • Burulmuş erkek kuzu.

hufreteyn-i enf

  • Burun delikleri.

iğdiş

  • Burulmuş, enenmiş hayvan. Erkeklik bezleri (hayaları) çıkarılmış at. Melez. (Farsça)
  • Burulmuş.

inşinac

  • Buruşma. Derinin buruşması.

intişak

  • Burna bir şey çekmek.

istigşa'

  • Bürünme, örtünme.

istinşak / istinşâk / استنشاق

  • Buruna su çekme. (Arapça)

kasab-ül enf

  • Burun kemiği.

kinfire

  • Burun ucu.

kufai / kufaî

  • Burnu sıcaktan kavlar kızıl kimse.

kuşuta

  • Burnun çökük ve yassı olması.

marin

  • Burun ucunda olan yumuşak kemiksiz yer.

me'nuf

  • Burunda hastalığı olup koku alamayan.

mehanne

  • Burun.

menh

  • Burun deliği.

mersen

  • Burun.

meşamm / meşâmm / مشام

  • Burun. (Arapça)

mette

  • Burgu. (Farsça)

mıgtas

  • Burun, göz çanağı.

milhafe

  • Bürünecek şey. Yorgan.

mıntıkat-ül büruc

  • Burçlar mıntıkası. Coğ: Oniki burcun bulunduğu tutulma dairesi.

mülük

  • Burçak. (Hububattandır)

münteşık

  • Burna çekilmiş olan.

nahir

  • Burundan hırıltı çıkarma.

nehir

  • Burun içinden çıkan ses, hırıltı.

nehur

  • Burnuna vurmayınca veya burnuna parmak sokmayınca sütünü salıvermeyen deve.

neşak

  • Burna su ve sâire çekme. Burunla çekme.

neşk

  • Burna çekme.

nuhre

  • Burun deliği.

ofis

  • Büro.

pere-i bini / pere-i binî

  • Burun ucu.

racih-i mercuh

  • Bürhan ve delillerin tercih ve üstünlük esasları.

raum

  • Burnundan sümükleri akan zayıf hasta koyun.

ruaf

  • Burun kanaması.

seyf-i burhan

  • Burhanın, delilin kılıcı.

tatviş

  • Burma, iğdiş etme.

tebernüs

  • Bürnüs giymek.

tekerrüş

  • Buruşma.

telfif

  • Bürünme, sarma, örtme.

ter'if

  • Burnundan kan almak.

tergim-i enf

  • Burnunu yere sürtme.

teselsül

  • Burhân-ı tatbîk delîli ve benzerlerinde, Allahü teâlânın varlığının lâzım olduğunu isbat etmekte kullanılan delillerden biri. Hâdislerin (sonradan var olan şeylerin) birbirinin varlığına sebeb olarak geriye doğru sonsuza kadar zincirleme birbiri ardı sıra gitmesi.

tezemmül

  • Bürünmek. Sarılmak. Örtünmek.
  • Bürünme, örtünme.

zelef

  • Burnun küçük ve ucunun, gerisine eşit olması. (O burun sahibine "ezlef" derler) (Müe: Zülefâ)

zenen

  • Burundan sümük akıp durmak.