LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Bozulmuş ifadesini içeren 38 kelime bulundu...

ahred

  • Ayaklarının siniri kurumuş veya bozulmuş olan hayvan.

antropomorfizm

  • Sosy. İnsan şeklinde putlara inanma ve tapma esasına dayanan batıl bir din. Allah'ı insan vasıflarıyla tasavvur eden dinî inançlar da antropomorfizm'in başka kılıkta görünüşleridir. Meselâ aslı bozulmuş Musevilik ve Hıristiyanlıkta Allahın insan şeklinde düşünülmesi antropomorfizm denilen putperestl

atıl / âtıl

  • (Âtıla) İşlemez. Boş. Tenbel.
  • Bozulmuş.

behrec

  • Eksik veya ayarı bozulmuş para.
  • Arzuya, isteğe bırakılmış şey, iş.
  • Faydasız, işe yaramaz olan şey.

bergeşte-hal / bergeşte-hâl

  • İşi bozulmuş, geçimi güçleşmiş, düşkün. (Farsça)

ciyet

  • Bozulmuş, değişmiş olan su. Bir yere toplanıp birikmiş olan su.

efgende

  • Yere atılmış, düşürülmüş. Yıkılmış, yıkık. Bozulmuş, tahrib edilmiş. (Farsça)
  • Biçare, zavallı, düşkün. (Farsça)

efkar-ı faside / efkâr-ı fâside

  • Bozulmuş fikirler.

fasid / fâsid / فاسد

  • Bozulmuş, bozuk. (Arapça)

haleldar / haleldâr / خللدار

  • Bozma. Bozulma. Bozulmuş. (Farsça)
  • Bozulmuş, zarar görmüş.
  • Bozulmuş, bozuk. (Arapça - Farsça)
  • Haleldâr etmek: Bozmak, halel getirmek. (Arapça - Farsça)
  • Haleldâr olmak: Bozulmak, halel gelmek. (Arapça - Farsça)

haminne

  • Hanım nine sözünün bozulmuş şekli, büyük anne.

hıristiyanlık

  • Îsâ aleyhisselâmın getirdiği hak din olan Îsevîliğin bozulmuş şekli.

igdin

  • Bozulmuş, kokmuş, cılık (yumurta).

lane-i harab / lâne-i harab

  • Bozulmuş yuva.

ma'fun

  • Bozulmuş ve çürümüş şey.
  • Kokmuş et.

mehtuk

  • (Hetk. den) Bozulmuş, yırtılmış, hetkolunmuş.

menkuz

  • Nakzedilmiş. Bozulmuş. Hükümsüz bırakılmış.
  • Bozulmuş.

mübtel

  • Hükümsüz bırakılmış, bozulmuş, ibtâl olunmuş.

muharref

  • Tahrif edilmiş, bozulmuş.
  • Tahrif edilmiş, değiştirilmiş, bozulmuş.
  • Değiştirilmiş, bozulmuş.

muhtell-üs sıhha

  • Sıhhati bozulmuş.

muhtelle

  • Düzensiz, karışmış, bozulmuş.

mümehhal

  • Tadı gitmiş ve biraz bozulmuş süt.

münfesih

  • (Fesh. den) İnfisah eden, bozulan, bozulmuş, hükmü kaldırılmış olan, hükümsüz kalan.
  • Bozulmuş, hükümsüz.

murakkan

  • Bozulmuş, aradan çıkarılmış.

müselhem

  • Mütegayyer olmuş, değişmiş. Bozulmuş.

mutallaka

  • (Talak. dan) Boşanılmış kadın. Bırakılmış, nikâhı bozulmuş.

mütefessih / متفسخ

  • (Tefessüh. den) Kokmuş, çürümüş, bozulmuş, tefessüh etmiş.
  • Bozulmuş, kokuşmuş, çürümüş. (Arapça)

mütegayyir

  • Değişen. Bir halden başka bir hale geçen.
  • Bozulmuş, bozuk.

mütegayyirane / mütegayyirâne

  • Değişmiş olarak. Bozulmuşcasına. (Farsça)

mütereddi / mütereddî

  • (Rediy ve Redeyan. dan) Soysuzlaşmış, soyca bozulmuş, alçalmış.
  • Bozulmuş soysuzlaşmış.

nakzan

  • (Nakzen) Bozarak, hükmü bozulmuş olarak.

pejulide

  • Solmuş, bozulmuş, dağılmış, karışmış. (Farsça)

ruh-u habis / ruh-u habîs

  • İsyan ve inkârla bozulmuş kötü ruh.

sektedar / sektedâr

  • Susan, sesini kesen.
  • Zarara uğramış olan.
  • Aheng ve düzeni bozulmuş.

seliha

  • Kabuk.
  • Soyulmuş veya bozulmuş şey.
  • Tarçın yerine kullanılan bir ağacın adı.

taaffün etmiş

  • Bozulmuş, çürümüş.

tahıl

  • Bayat su. Bekleyerek bozulmuş su.

tebah / tebâh / تباه

  • Yok olmuş. (Farsça)
  • Yıkılmış. (Farsça)
  • Bozulmuş, çürümüş. (Farsça)
  • Tebâh etmek: (Farsça)
  • Yok etmek. (Farsça)
  • Yıkmak. (Farsça)
  • Bozmak, çürütmek. (Farsça)
  • Tebâh olmak: (Farsça)
  • Yok olmak. (Farsça)
  • Yıkılmak. (Farsça)
  • Bozulmak, çü (Farsça)

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın