LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Boynun ifadesini içeren 58 kelime bulundu...

mu'anaka / mu'ânaka

  • İki kişinin birbirinin boynuna sarılması.

anik

  • Ense, boynun arkası.

aselan

  • Süngü titrediğinden acı çekmek.
  • Boynunu uzatıp sür'atle gitmek.

asid

  • Başında bir zahmet olup boynunu döndüremeyen ve eğilemeyen, burnundan sümüğü akan deve.

berail

  • Horozun, güvercinin ve diğer kuşların boynunda çarpık bitmiş olan yelek.

cedil

  • Devenin boynuna taktıkları ip.

ceres

  • Çan.
  • Zindan, hapis yeri.
  • Hayvanın boynuna asılan çıngırak.

cerir

  • (Çoğulu: Cürür) Devenin boynuna taktıkları ip.

ciran

  • (Çoğulu: Cürün) Devenin boynunun önünde boğazlanacak yerinden boğazı çukuruna kadar olan yer.

dü-şah

  • Çatal ağaç. (Farsça)
  • Tomruk. (Farsça)
  • Eskiden suçlunun boynuna takılan çatal ağaç. (Farsça)

ferse

  • İnsanın boynunda ve arkasında olan ve gittikçe zaaf verip boynunu ve belini eğip, helâk eden yel.

gall

  • Girmek, sokmak, akmak.
  • Boynunu, elini zincir ile bağlamak.
  • Hâinlik yapmak. Hıyanet etmek.
  • Ganimet malından hırsızlık etmek.

gull

  • Kelepçe. Suçlunun boynuna veya ayaklarına takılan zincir, pranga.

hen'a

  • Devenin boynunun altına konan işaret.
  • Menazil-i Kamer'den bir menzil.

hübu'

  • Uyumak.
  • Eşek gibi yürümek.
  • Boynunu uzatmak.
  • (Çoğulu: Hebât) Doğum vaktinin sonunda doğmuş deve yavrusu.
  • Devenin boynunu uzatarak yürümesi.

iczal

  • Semerin, devenin boynunu yara etmesi.

ılat

  • (Çoğulu: Alât) Devenin boynuna takılan ip.

inak

  • Birbirinin boynuna sarılma, kucaklaşma.

ittiza'

  • Alçak gönüllülük, tevazu, mütevazilik.
  • Devenin, boynuna basarak üstüne binebilmek için, başını aşağı eğme.

kuas

  • Boynun içine geçik olması.

küfale

  • Zammetmek, artırmak.
  • Boynuna almak.

lale

  • Lâle denen meşhur çiçek.
  • Vaktiyle suçluların ve delilerin boynuna takılan halka.
  • İncir koparmak için ucu çatallı değnek.

lu'ta

  • Koyunun boynunda olan karalık.
  • Siyah hat.

mezbuhane / mezbuhâne

  • Boğazlanır gibi. Boynundan kesilircesine. (Farsça)
  • Çırpınarak, son ümid ve son kuvvetle. (Farsça)

mu'tenik

  • Birinin boynuna sarılan.

muanaka / muânaka

  • Birbirinin boynuna sarılma. Kucaklaşma.
  • Birbirinin boynuna sarılma, kucaklaşma.

muanık

  • Birbirinin boynuna sarılan. Kucaklaşan.

muanik

  • (Unk. dan) Birbirinin boynuna sarılan, kucaklaşan.

muharrece

  • Boynunda tasması olan köpek.

mukalled

  • (Kald. dan) Boynuna gerdanlık takılmış.
  • Padişah tarafından nişan takılan kimse.
  • (Taklid. den) Taklid edilen. Örnek tutulan. Misal alınan.

mukallid

  • Benzemeye veya benzetmeğe çalışan. Taklid eden.
  • Bir şeyi boynuna takan, asan.
  • Kuşatan.

musafaa

  • Birbirinin boynuna sarılma.

mutavvak

  • (Tavk. dan) Boynu halkalı, zincirli.
  • Boynuna gerdanlık vs. takılmış. Boynuna halka olan.

mutavvaka

  • Halka biçimi boynunda tüyler olan güvercin kuşu.

müteanik

  • Birbirinin boynuna sarılmış durumda olan.
  • Birinin boynuna sarılan.

müteanika

  • Birbirinin boynuna sarılmış.

nüşka

  • Davarın boynuna takılan ip.

palaheng

  • Yular, dizgin. (Farsça)
  • Av veya suçlu bağlanacak kement. (Farsça)
  • Kemer. (Farsça)
  • Tazı boynuna geçirilen ağaç halka. (Farsça)

sacur

  • Köpeğin boynuna takılan tasma.

salif

  • Boynun genişliği, kalınlığı.

semik

  • (Çoğulu: Esmika-Sümuk) Zelve. (Öküzün boynuna takılır.)

şerayin-i sübatiyye

  • Boynun iki tarafında olup kalbden gelen ve kafaya çıkan iki kalın atar damar.

sita'

  • Deve boynunda uzunluğuna olan alâmet.
  • Ev direği.

sivcar

  • Tazı ve köpeğin boynuna halka geçirmek. Tasma takmak.

ta'lit

  • Devenin yularını başından indirmek.
  • Deve boynuna nişan etmek.

tatvik

  • Boynuna gerdanlık takınmak.

teanuk

  • Birbirinin boynuna sarılma. Kucaklaşma.

teattul

  • Kadının elinde ve ayağında kınası, saçında boyası, kolunda ve boynunda mücevherleri olmaması.

tekallüd

  • Bir şeyi üzerine alma. İltizam edip boynuna alma.

tekeffül

  • Boynuna almak.
  • Birine kefil olmak. Kefâlet etmek veya vermek.

tekfil

  • Kefil etme. Kefil edilme. Kefil gösterme.
  • Boynuna aldırmak.

tetallu'

  • Boynunu uzatarak başını kaldırma.

tetellu'

  • Kalkmak için boynunu uzatmak.

tevehhuk

  • Boynuna kement bağlamak.

tıbale

  • Deve boynuna asılan büyük çan.
  • Davulculuk.

tula

  • Boynun ön tarafı.

vakas

  • Boynun kısa olması. Ateşe attıkları ufacık değnekler.
  • İki nisap zekâtın arasındaki zekâtı olmayan hayvanlar.

vişah

  • (Vüşâh) Eskiden kadınların mücevherlerle süsleyip boynundan ve koltukları altından bağladıkları enlice bez veya meşin parçası.

 

Luggat Yazarları

Luggat.com Yazarlarını Belirliyor

Luggat.com'da "yazar" olarak görev almak ister misiniz?
Hazırlıkları devam eden Luggat Blog'da yazılarınız yayınlanabilir, milyonlara Luggat.com üzerinden sesinizi duyurabilirsiniz.

HEMEN BAŞVUR