LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Bolum ifadesini içeren 149 kelime bulundu...

adn

  • Cennette bir bölüm.

ahd-i cedid / ahd-i cedîd

  • Hıristiyanların kutsal kitabı olan Kitâb-ı mukaddes'in ikinci bölümü.

ahyaz

  • (Tekili: Hayiz) Odalar, bölmeler, bölümler.

ahzab / ahzâb

  • Hizipler, bölümler, partiler.

aksam / aksâm / اقسام

  • (Tekili: Kısım) Kısımlar. Bölümler. Parçalar.
  • Kısımlar, bölümler.
  • Kısımlar, bölümler. (Arapça)

aksam-ı saire / aksâm-ı sâire / اقسام سائره

  • Diğer kısımlar, öbür bölümler.

aksam-ı seb'a

  • Yedi kısım.
  • Gr: Kelimelerin (sahih, misâl, muzaaf, lefif, nakıs, mehmuz, ecvef) bölümleri.

aksam-ı selase

  • Üç kısım.
  • Gr: İsim, fiil, harf bölümleri.

almanak

  • Kitab biçiminde bir çeşit takvimdir. Senenin bölümlerinden başka bayram, yıldönümü gibi muayyen günleri gösterir; ayrıca astronomi, meteoroloji, istatistik bilgiler de verir. (Fransızca)

aşır

  • On âyetten oluşan bölüm.

aşir

  • Kur'ân-ı Kerimden on âyetten oluşan bir bölüm.

aşr

  • On. Bir cemâat içerisinde ve daha çok cemâatle kılınan namazlardan sonra Kur'ân-ı kerîmden sesli olarak okunan on âyet veya bu mikdara yakın bir bölüm.

ateme

  • Gecenin ilk üçte bir bölümü. Yatsı namazı vakti.
  • İşsizlik, tembellik, atalet, üşengeçlik.
  • Akşam vaktine kadar hayvanın memesinde bâki kalan süt.

ayniyye / عينيه

  • Taşınabilir değerli eşya. (Arapça)
  • Göz hastalıkları bölümü. (Arapça)

ba'z

  • Bir şeyin bir bölümü,bir parçası, bazısı.

bab / bâb / باب

  • Bölüm, kısım.
  • Kapı.
  • Fasıl, bölüm.
  • Mine'l-bab ile'l-mihrab: Kapıdan mihraba dek, baştan sona kadar.
  • Kapı.
  • Kısım.
  • Mevzu.
  • Fasıl. Bölüm. Parça. Kitab.
  • Hususi madde.
  • Sığınacak yer.
  • İş.
  • Şekil.
  • Tövbe.
  • Kapı.
  • Bir kitâbın bölümlerinden her biri.
  • Bozuk bir yol olan Bâbîliğin kurucusu Ali Muhammed'in kendisine verdiği ad.
  • Kapı, bölüm.
  • Kapı. (Arapça)
  • Konu. (Arapça)
  • Bölüm. (Arapça)

babü's-sin / bâbü's-sin

  • Sözlük ve lügatlerde "sin" harfinin bulunduğu bölüm, Sin maddesi.

beyan ilmi

  • Belâgat ilminin,hakikat, mecaz, kinaye, teşbih ve istiare gibi konularından bahseden bölümü.

beyt-i kıymettari / beyt-i kıymettârî

  • Değerli beyit; şiirde iki mısradan oluşan bölüm.

biyoloji

  • yun. Canlı varlıkları inceliyen ilim. Hayvanları inceleyen bölümüne zooloji; bitkileri inceleyen bölümüne botanik denir. Biyoloji, incelediği konulara göre çeşitli isimler alır. Canlının dış yapısını inceleyen: Morfoloji; dokuları inceleyen; histoloji canlıların büyüyüp gelişmelerini: embriyoloji; h

ceste ceste

  • Bölüm bölüm, yavaş yavaş.

cihangir

  • Dünyanın önemli bir bölümüne hükmeden, egemenliği altına alan.

cildiyye

  • Cilt hastalıkları bölümü.

coğrafya

  • Yeryüzünün şimdiki hâlini çeşitli cihetlerden inceleyen ilim. Bölümlerinden olan Fizikî Coğrafyada: Karalarla denizlerin durumları ve iklimleri;İktisadî Coğrafyada: Toprak mahsulleri, sanayi ve ticaret işleri;Siyasî Coğrafyada: Irk, dil, millet hususiyetleri ve devlet sınırları anlatılır.Bunlardan b

cüz

  • Bölüm, parça.

cüz-ü evvel

  • İlk bölüm.

cüz-ü i'caz / cüz-ü i'câz

  • Mu'cizeli cüz, bölüm.

cüz-ü tefsir

  • Tefsir bölümü.

cüz-ü vahid

  • Bir parça, bir bölüm.

cüzler

  • Parçalar, bölümler.

daire-i dahil

  • İç dâire, iç bölüm.

dibace

  • Bir kitapta yer alan önsöz bölümü.

ebvab / ebvâb / ابواب

  • Kapılar, bölümler.
  • Kapılar. (Arapça)
  • Bölümler, bâblar. (Arapça)

ebvab-ı müteaddide / ebvâb-ı müteaddide

  • Çeşitli bölümler, kapılar.

ecza / eczâ

  • Cüzler, bölümler, kısımlar.

ecza-i asliye / eczâ-i asliye

  • Asıl parçalar, bölümler.

ecza-i i'caz / eczâ-i i'câz

  • Mu'cize bölümler, kısımlar.

eczalar

  • Parçalar, bölümler.

ehl-i suffa

  • Medîne-i münevverede, akrabâları ve evleri bulunmayan, Peygamber efendimizin mescidinin suffa denilen ve üzeri hurma dallarıyla örtülü bölümünde kalan eshâb-ı kirâm.

embriyoloji

  • yun. Biy: Canlıların başlangıçtan itibaren gelişmesini inceliyen biyoloji ilminin bir bölümü. İkiye ayrılır: 1- Ontogonez: Yumurtadan yavruların meydana gelişini inceler. 2 - Flogenez: Canlıların ilk yaratılışı ile bugünkü şekli arasında meydana gelen değişmeleri inceler. Dünyada başlangıçtan bugüne

erkan / erkân

  • Rükunlar, esaslar, direkler, üniteler, bölümler.

eshab-ı suffa / eshâb-ı suffa

  • Suffe ehli. Peygamber efendimizin Mekke'den hicretinden sonra, Medîne-i münevverede yaptırdığı câminin (Mescid-i Nebevî'nin) örtülü bölümünde ilim ve ibâdetle meşgul olan fakir ve kimsesiz müslümanlar.

eştat

  • (Tekili: Şetit) Takımlar, fırkalar, bölümler. Esnaf, sınıflar. Çeşitler, cinsler, neviler.

eşya' / eşyâ'

  • (Tekili: Şia) Bölükler, bölümler, kısımlar, neviler, fırkalar, tabakalar, cinsler, çeşitler. Cemaatler, cemiyetler, topluluklar.
  • Yardımcılar.

evvel-i menazil

  • İlk konaklanan yerler; kitabın ilk bölümlerinde yer alan başlıklar.

fakülte

  • Meleke, üniversitenin bölümlerinden her biri.

fasikül

  • Bir kitabın ayrı bir kapak içinde satılan bölümlerinden her biri. (Fransızca)

fasıl / فَصِلْ

  • Mevsim, bölüm.
  • Bölüm.

fasl / فصل

  • (Fasıl) İki şey arasındaki ek yeri. Mafsal.
  • Hak söz. Hak ile bâtılın arasını fark ve temyiz ile olan hüküm ve kaza. (Buna "Faysal" da denir) Halletmek. Ayrılma. Çözme.
  • Bölüm.
  • Mevsim.
  • Aynı makamda çalınan şarkı.
  • Çocuğu memeden kesmek.
  • Birini zem
  • Ayrıntı, ayırma, kesinti, bölüm.
  • Halletme, neticelendirme, kesip atma.
  • Bölüm, mevsim.
  • Mevsim. (Arapça)
  • Bölüm. (Arapça)
  • Çözümleme. (Arapça)

fasl-ı zaman

  • Zaman dilimi, bölümü.

fenn-i bedii / fenn-i bedîi

  • Sözün güzel olması usûl ve kaidelerinden bahseden belâgat ilminin bir bölümü.

fenn-i beyan ve maani / fenn-i beyan ve maânî

  • Belâgatin iki bölümü olan beyan ve mânâ ilimleri.

fer'

  • Şube, bölüm, dal, kol.

fevasıl / fevâsıl

  • Fasıllar, bölümler.
  • Fasıllar, bölümler.

fıkarat / fıkarât / فقرات

  • (Tekili: Fıkra) Kıssalar, fıkralar, küçük hikâyeler.
  • Fasıllar, bölümler, kısımlar.
  • Cümleler, parağraflar.
  • Omurga kemiklerindeki boğumlar.
  • Paragraflar, nükteler, bölümler.
  • Fıkralar. (Arapça)
  • Bölümler. (Arapça)
  • Omurlar. (Arapça)

fıkra / فقره

  • Fıkra. (Arapça)
  • Bölüm. (Arapça)
  • Omur. (Arapça)

fıkra-i arabiye

  • Arapça bölüm.

fıkra-ı ra'na / fıkra-ı râ'na

  • Parlak bölüm, ifade.

forma

  • Bölüm, elbise.

füruat-ı şeriat

  • Dinin temel meselelerinden ayrılan dalları, alt bölümleri.

fusul / fusûl / فصول

  • Fasıllar, mevsimler.
  • Bölümler, kısımlar.
  • Fasıllar, bölümler. (Arapça)
  • Mevsimler. (Arapça)

haber / خَبَرْ

  • Cümle başındaki ismin ardından gelen ve onu tanımlayan bölüm.

hane

  • Ev, mesken, beyt. (Farsça)
  • Mat: Basamak, bölüm, göz. (Farsça)
  • Bazı kelimelerle birleştirilip mürekkep isim yapılan bir "ek" tir. "Hasta-hane, ecza-hane, yazı-hane, kıraat-hane" gibi. (Farsça)

hatve

  • Adım, bölüm.

hazer ve ibaha / hazer ve ibâha

  • Yasaklar ve mübahlar. Fıkıh kitablarında dînen yasaklanan ve izin verilen şeyleri anlatan bölüm. Bâzı fıkıh kitaplarında bu bölüm kerâhiyye ve istihsân adıyla anılır.

helva-hane

  • İçinde helva pişirilen genişçe ve derinliği az tencere. (Farsça)
  • Tar: Saray için her türlü tatlı yiyeceklerin yapılmasına yarayan saray mutfağının bir bölümü. (Farsça)

hizb / حِزْبْ

  • Bölüm, devamlı okunan yer.

hizb-i mahsus

  • Kur'ân'dan seçilen özel bölümlerin bir araya getirilmiş hâli.

hizb-i mahsus-u kur'ani / hizb-i mahsus-u kur'ânî

  • Kur'ân'dan seçilen özel bölümlerin bir araya getirilmiş hâli.

hizbü'l-ekber

  • Yirmi Dokuzuncu Lem'a olan Tefekkürnâme adlı eserde yer alan bir bölüm.

hüve nüktesi

  • On Üçüncü Sözden bir bölüm.

ihtitam-ı bahaiye

  • Şâh-ı Nakşibend Hazretlerinin devamlı okuduğu virdin son bölümü.

ilahiyyat / ilâhiyyât

  • İnanılacak şeylerden bahseden kelâm ilminin; Allahü teâlânın varlığı, zâtı, sıfatları ve fiillerinden (işlerinden) bahseden bölümü.

ilm-i bedi'

  • İlm-i beyânın üç bölümünden üçüncü bölümüdür ki, bediiyat da denir. Muktezâ-yı hâle uygun bir kelâmın lâfız ve mânâ bakımından daha da güzelleştirilmesinin kaidelerinden bahseder. Bu kaidelere Edebî San'atlar da denir.Her şeyin güzellik cihetlerinden bilhassa Arabi terkiblerden bahseder, kelâmın güz

inşiab / inşiâb

  • Bölümlenme.

kadınlarla muhavere

  • Yirmi Dördüncü Lem'a'nın sonunda yer alan bir bölüm.

kaide-i taksimü'l-a'mal / kaide-i taksimü'l-a'mâl

  • İşbölümü kuralı.

kalbgah / kalbgâh

  • Ordunun sağ ve sol kanadlarının ortası. Merkez bölümü. (Farsça)
  • Canevi. (Farsça)

kırkbayır

  • Geviş getiren hayvanların midelerinin bir bölümü.

kisfe

  • (Çoğulu: Kisef) Kısım, cüz, parça, bölüm.

kısım

  • Bölüm.

kısm / قسم

  • Bölüm.
  • Kısım, bölüm. (Arapça)

kısm-ı kalil / kısm-ı kalîl

  • Küçük bir bölüm.

kısmen

  • Bir bölümü.

kısmi / kısmî

  • Bir kısmı, bir parça, bir bölüm.

kıtaat

  • (Tekili: Kıt'a) Bölümler, cüzler, parçalar.
  • Büyük kara parçaları.
  • Askeri birlikler.
  • Ülkeler, memleketler.

kolordu

  • Ordunun bir bölümü.

kompartıman

  • Yolcu trenlerinde vagonların bölümlerle ayrılmış kısımlarından her biri. (Fransızca)

küçük sözler

  • Sözler kitabı içerisinden alınmış olan bazı bölümlerden oluşan kitapçık.

kurun

  • Zamanlar, devirler, büyük tarih bölümleri.

kutne

  • Geviş getiren hayvanların midelerinin bir bölümü. Şirden.

lasiyyemalar / lâsiyyemalar

  • Mesnevî-i Nuriye isimli eserde yer alan bir bölüm.

ma-fi-l-bab

  • Kapı içinde. Bir kitabın içindeki bölümde (babda) olan şey.

mebahis-i erbaa / mebâhis-i erbaa

  • Dört bahis, bölüm.

mebhas / مبحث

  • Bölüm.
  • Bölüm, fasıl. (Arapça)
  • Bilim. (Arapça)

medarlar

  • Yirmi Dokuzuncu Söz'de bulunan bölümler; haşir ile ilgili deliller.

meşihat dairesi / meşîhat dairesi

  • Osmanlı devletinde Diyanetin dinî ilimlerle ilgili bölümü, Şeyhülislâmlık.

mevkıf

  • Kısım, bölüm.
  • Durak, bölüm.

miraciye / mîrâciye

  • Mevlidin mîraçla ilgili bölümü.

misbahü'l-iman

  • İman lâmbası anlamında Asâ-yı Mûsâ'nın ikinci bölümüne verilen ad.

mübevveb

  • Bab bab olmuş, bölümlere ayrılmış kitap.

mukaddemat-ı isna aşer / mukaddemat-ı isnâ aşer

  • Muhakemat isimli eserin ilk bölümünde yer alan ve on iki mukaddemenin bulunduğu "Birinci Makale" bölümü.

müneccemen

  • Bölüm bölüm, parça parça.

müntehabat

  • Seçilen ve belirlenen bölümler.

müsadere etmek

  • Suç karşılığı olarak, malın tamamına ya da bir bölümüne el konulması.

müsenna

  • Kat kat olan.
  • İkili. İki bölümden meydana gelmiş olan. İki kat olan, iki noktalı olan, iki defa nâzil olan Sure-i Fâtiha. Gr: İki şahsa veya iki şeye delâlet eden kelime.

necim necim

  • Bölüm bölüm, parça parça.

nev-i azim / nev-i azîm

  • Büyük kısmı, bölümü.

nübüvvet-i mutlakanın mebhasi

  • Mutlak peygamberlik; peygamberliğin insanlık için zorunluluğunu ispat eden bölüm.

paragraf

  • Yazı bölümü.
  • Yun. Düz yazıda bölümlerden herbiri.

perde

  • Kapı, pencere gibi yerlere asılan veya iki yeri birbirinden ayıran, görünmeğe mâni olan şey. (Farsça)
  • Mc: Irz, namus, iffet. (Farsça)
  • Bir müzik parçasını meydana getiren seslerden herbirinin kalınlık veya incelik derecesi. (Farsça)
  • Bir sahne eserinin büyük bölümlerinden her biri. (Farsça)
  • Ekran, (Farsça)

ramazaniye

  • Ramazan hediyesi olarak gelen Yirmi Dokuzuncu Mektup'ta yer alan Ramazan'a dair olan bölüm.

rek'at

  • Namazın bölümlerinden her biri; bir namazda kıyâm, rükû ve iki secdenin toplamı.

rekat / rekât

  • Namazda bir kıyam, bir rüku' ve iki secdeden oluşan bölüm.
  • Namazın bir bölümü.

reşhalar

  • Mesnevî-i Nuriye isimli eserde yer alan bir bölüm.

sarf

  • Dilbilgisinin konusu kelimeler olan bölümü.

sarf nahiv

  • Dil bilgisi; dilin şekil ve cümle yapılarını inceleyen bölümleri.

şemme

  • En küçük miktar; bir defacık koklama; Mesnevî-i Nuriye'de yer alan bir bölüm.

şık

  • Bölüm.

silsile-i tefekkür

  • Tefekkür mânâları ve ifadeleri bulunan ve günlük olarak tekrarlanan bölümlerin zincirleme devam etmesi.

sınıf

  • Kısım, bölüm, tabaka.
  • Kısım, bölüm, tabaka.

siyah dutun bir meyvesi

  • On Yedinci Söz'ün İkinci Makamı'nda yer alan bir bölüm.

sorgu dairesi

  • Mahkemeye çıkarılan sanıkların sorgulandıkları bölüm, makam.

şu'be

  • Bölük, bölüm.
  • Dal, budak.
  • İkinci derecedeki kollar. Kol.

şu'le

  • Mesnevî-i Nuriye isimli eserde yer alan bir bölüm.

şube / şûbe

  • Bölüm, kısım.
  • Bölüm, kısım.
  • Bölüm, kısım.

sure / sûre

  • Kur'an-ı Kerim'in 114 bölümünden her biri.
  • Derece.
  • Duracak yer. Menzilet.
  • Şeref ve şan.
  • Güzel inşa edilmiş bina. Sur.
  • Refi'.
  • Alâmet, nişan.
  • Kur'ân-ı kerîmin en az üç âyetten meydana gelen bölümlerinden her biri. Çokluk şekli süverdir. Kur'ân-ı kerîmde 114 sûre olup, bâzı sûrelerin birkaç ismi vardır. Bekara sûresinden Berâe sûresine kadar olan yedi sûreye es-Seb'ut-tıvâl (uzun sûreler), Fâtiha'ya ve âyetleri yüzden az olan sûrelere mesâ
  • Kur'ân'ın ayrıldığı 114 bölümden her biri.
  • Kurânın âyetlerden oluşan her bir bölümü.
  • Kur'ân-ı Kerim'in 114 bölümünden her biri.

şuubat

  • (Tekili: şu'be) Şubeler, kısımlar, bölümler.

taksim / taksîm / تقسيم

  • Bölme. (Arapça)
  • Bölüm. (Arapça)
  • Bölü. (Arapça)
  • Taksîm edilmek: Bölünmek. (Arapça)
  • Taksîm etmek: Bölmek. (Arapça)

taksim-i a'mal / taksim-i a'mâl

  • İş bölümü.
  • İş bölümü, iş taksimi.

taksim-i akli / taksim-i aklî

  • Akıl ve fikir yoluyla bir konuyu bölümlere ayırmak.

taksim-i mesai

  • İş bölümü, mesailerin tanzimi, ayarlanması.

taksimat / تقسيمات

  • Bölümlendirme, bölme. (Arapça)

taksimü'l-a'mal / taksimü'l-a'mâl

  • İşbölümü.

taksimü'l-mesai / taksimü'l-mesâi

  • İşbölümü.

taksimülamal / taksimülâmâl

  • İş bölümü.

takvim / takvîm

  • Zamânı; sene, ay, hafta, gün ve saat gibi sâbit bölümlere ayıran, dînî-millî gün ve bayramları gösteren cetveller.

tefarık / tefârık

  • Parçalar, kısımlar, bölümler.

tefrika / تفرقه

  • Bölücülük. (Arapça)
  • Ayrılma. (Arapça)
  • Bölüm bölüm yayınlama. (Arapça)

telvihat-ı tis'a / telvihât-ı tis'a

  • Dokuz işaret; Yirmi Dokuzuncu Mektub'un Dokuzuncu Kısmında yer alan bölüm.

temhid / temhîd

  • Konunun hazırlık bölümü.

tenzil / tenzîl

  • Kur'ân-ı Kerim (Kur'ân-ı Kerim 23 yılda bölüm bölüm indirildiği için "indirilen, parça parça indirilmiş" anlamına gelen Tenzîl ismi verilmiştir).

teşa'ub

  • Kısım ve bölümlere ayrılma.

teşaub etme

  • Şubelere, bölümlere ayrılma.

tezyinat-ı lafziyye / tezyinât-ı lafziyye

  • (Muhassınat-ı lafziyye de denir. İlm-i Bediin iki bölümünden ikinci bölümüdür. ) Kelâmın lafzında olan ve göze hitab eden edebî san'atlar. Cinas, seci' gibi.

üçüncü maksad

  • Otuz İkinci Sözün Üçüncü Mevkıfında yer alan bölüm.

unsuru'l-belagat / unsuru'l-belâgat

  • Belâgat maddesi; belâgatin esaslarını ele alan bölüm.

ya'fur

  • (Çoğulu: Yaâfir) Tüyleri toprak renginde olan ceylân.
  • Ceylân yavrusu.
  • Gecenin beşte veya altıda bir bölümü.
  • Peygamberimizin merkebinin adı.

yedinci şua

  • Şualar'da yer alan ve Ayet'ül-Kübra olarak da bilinen bölüm.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın