LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Bilgi sahibi ifadesini içeren 22 kelime bulundu...

alim / alîm

  • Sonsuz bilgi sahibi Allah.

alim-i küll / âlim-i küll

  • Her çeşit ilimde ileri bilgi sahibi olan.

berayı malumat / berâyı malûmât / برای معلومات

  • Bilgi edinmek için, bilgi vermek için, bilgi sahibi olmak için.

ehl-i vukuf / ehl-i vukûf

  • Bir mes'ele hakkında bilgi sahibi olan salâhiyetli kimseler. Vukuf ehli. Bilirkişi.
  • Bir mes'ele hakkında ihtisâs ve bilgi sâhibi olan, bilirkişi.

ihtisas / ihtisâs / اِخْتِصَاصْ

  • Bir sahada geniş bilgi sâhibi olma.

imam

  • Bir ilimde sözü delil kabul edilebilecek derecede derin ve geniş bilgi sahibi olan âlim.

ıttıla / ıttılâ

  • Haberdar olma, bilgi sahibi olma.

ıttıla kesb etme

  • Haberdar olma, bilgi sahibi olma.

ıttıla' / ıttılâ' / اطلاع

  • Bilgi sahibi olma. (Arapça)

kesb-i malumat / kesb-i malûmat

  • Bilgi sahibi olma, bilgi kazanma.

maarif-mend

  • (Çoğulu: Maarifmendân) Bilgili, bilgi sahibi. Kültürlü. (Farsça)

maarif-mendan / maarif-mendân

  • (Tekili: Maarifmend) Bilgi sahibi kimseler, bilgililer.

mütebahhir / متبحر

  • Derin bilgi sahibi. (Arapça)

muttali / muttâli

  • Haberdar olma, bilgi sahibi olma.

muttali olma

  • Farkına varma; bilgi sahibi olma, haberdar olma.

rüsuh

  • Bir ilmin derinliğine, özüne ve inceliğine vakıf olma, sağlam ve geniş bilgi sahibi olma.

sosyoloğ

  • İçtimaî bilgilerle uğraşan, toplu insan yaşayışı ve onların idare işlerinde bilgi sahibi olmaya çalışan. İçtimaiyatçı. (Fransızca)

şübhe

  • (Çoğulu: Şübeh - Şübühât) Tereddüd. Bir şeyin doğru olup olmadığına veya var olup olmadığına dair kat'i kanaat ve bilgi sahibi olmamak hâli.

tebahhur / تبحر

  • Göllenme. (Arapça)
  • Derin bilgi sahibi olma, uzmanlaşma. (Arapça)
  • Tebahhur etmek: Buharlanmak. (Arapça)

tenevvür

  • Parlama, ışıldama.
  • Bir şey hakkında bilgi sahibi olma.
  • Münir ve münevver olmak. Aydın olmak. Nurlanmak.

vakıf / vâkıf

  • Bir şeye hâkim olacak derecede bilgi sahibi olan.

vukuf / vukûf / وقوف

  • Bir konu hakkında geniş bilgi sahibi olma. (Arapça)

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın