LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Beyl ifadesini içeren 34 kelime bulundu...

akta' / aktâ' / اقطاع

  • Kesmeler, kırılmalar.
  • Beylik araziler.
  • Alâkasızlıklar.
  • Kesmeler. (Arapça)
  • Beylik araziler. (Arapça)

argo

  • Bir meslek veya topluluk sınıfı arasında kullanılan özel söz. (Fransızca)
  • Mc: Serserilerin ve külhanbeylerin kullandığı söz veya deyim. (Fransızca)

banyol

  • Bu kelime; zindan, hapishâne mânâlarında kullanılırdı. Buraya katiller, hırsızlar ve beylik esirlerin satışa yaramıyanları konurdu.

beylerbeyi

  • Tar: Sancak beylerinin başı. Osmanlı eyalet umumi valisi.

bittecrübe / بِالتَّجْرُبَه

  • Tecrübeyle.
  • Tecrübeyle.

buyrultu

  • Sadrazam, kaptan-ı derya, vezir, beylerbeyi gibi devlet erkânının yazılı emirleri. (Türkçe)

emaret / emâret / امارت

  • Beylik.
  • Beylik, emirlik. (Arapça)

evbaş / evbâş / اوباش

  • Ayak takımı, külhanbeyler. (Arapça)

flandra

  • Harp gemilerinin ve bilumum beylik gemilerin grandi direklerine çekilen ensiz ve uzun şerit sancaklar.

hükm-ü tecrübi / hükm-ü tecrübî

  • Tecrübeyle elde edilmiş hüküm.

humbarahane

  • Humbara yapılan beylik fabrika.
  • Tar: Humbaracılar kışlası.

imaret

  • Emirlik. Beylik.

kalla'

  • Beylere koğuculuk yapan yalancı.
  • Halk içinde tanınmak için kendine bir alâmet yapan kimse.

kenane

  • (Çoğulu: Kenâyin) İçine ok ve yay konulan ve beylik adı verilen kap.

kurban

  • Allah'ın rızasını kazanmağa sebep olan şey.
  • Etleri, fakirlere parasız olarak dağıtılmak niyetiyle farz, vâcib veya sünnet olarak kesilen koyun, keçi, deve, sığır.. gibi hayvan.
  • Bir maksad uğrunda feda olma.
  • Beylerin ve meliklerin yakınlarından olan kimse.

malikane

  • Büyük ve gösterişli köşk. (Farsça)
  • Tar: Bir kimseye, gelirinden hayatı boyunca istifade etmek; fakat satamamak ve miras bırakamamak şartıyla verilen beylik arazi. (Farsça)

malkoç

  • Osmanlı İmparatorluğu devrinde akıncıların başı.
  • Akıncı beylerinden meşhur bir hânedan.

merazibe

  • (Tekili: Merzuban) Serhat beylerbeyi.

metafizik

  • Fizik ve akıl ötesi. Beş duyu organıyla ve tecrübeyle anlaşılamayan şeyler. Fizik ötesini araştıran ilim, ilâhiyyât.

miran

  • (Tekili: Mir) Beyler.

muaccele

  • Beylik ve evkaf kiralarından peşin alınan kısım.

muhtelis

  • Beylik maldan çalan. Çalıp çırpan.

osmanlı

  • Osmanlı Devleti teb'asından olan.
  • Anadolu Selçuklu Devleti'nin Bizans sınırındaki Beyliğin reisi olan Ertuğrul Bey'in vefatından sonra, Mi: 1288'de yerine geçen Osman Beyin kurduğu devlete mensup olan.

paşa

  • Sivillerle askerlerin ileri gelenlerinin bir kısmına verilen resmi ünvandı. Osmanlıların ilk devirlerinde bu ünvan, hânedân mensublarıyla yalnız bir kısım idare adamlarına verilirken sonradan askeriden "mir-i liva" ve daha yüksek rütbede olanlarla; mülkiyeden vezir, beylerbeyi, mir-i miran ve mir-ül

paşalı

  • Paşa ünvanını alan vezir ve beylerbeyi gibi büyük devlet adamlarının hizmetinde bulunan gedikli ağalar.

sancak beyi

  • Eyalet teşkilâtıyla timar usulünün cari olduğu zamanlarda beş on kazalık yerin mutasarrıfı ile sipahisinin kumandanına verilen addır. Osmanlıların ilk zamanlarında beylere yahut hükümdar evlâtlarına has olarak verilen mıntıkalara "Sancak" denilir, bu sancaklara tasarruf edenlere de "Sancak Beyi" adı

tahkim

  • Hakem tayin etmek. Hâkim nasbeylemek.
  • Kuvvetlendirme. Sağlamlaştırmak, kavileştirmek.
  • Birisini fesattan men'eylemek.
  • Mahkemede hasmın dâvalarının açıkça belli olması için hâkimi değiştirmek.

tavaif-i müluk / tavâif-i mülûk

  • Küçük devletçikler, beylikler.

tecrübeten

  • Tecrübeyle.

tecrübi / tecrübî

  • Tecrübeye ait. Tecrübeyle ilgili.

uçbeyi

  • Hudutlardaki sancakbeyleri hakkında kullanılan bir tâbir idi. Orta çağlarda Türk Devletinin uçbeyleri yarı müstakil idiler. Bağlı bulundukları devletler zayıfladıkça istiklâl dereceleri artar, neticede müstakil devlet olarak ortaya çıkanlar olurdu. Akkoyunlular, Karakoyunlular ve nihayet Osmanlılar

ümera / ümerâ

  • Emirler, beyler, yöneticiler.
  • (Tekili: Emir) Emirler, beyler. Seyyidler. şerifler.
  • Yüksek rütbeli zabitler.
  • Emirler, beyler.

vefza

  • (Çoğulu: Evfaz) Ok yayı konulan ve beylik denilen kap.

yeasib

  • (Tekili: Ya'sub) Reisler, başkanlar, başlar.
  • Arıbeyleri.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın