LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Betli ifadesini içeren 66 kelime bulundu...

asveb

  • (Sâib. den) En doğru ve iyisi. Çok isabetli.

celid

  • Fazla celâdetli, bahadır.
  • Rutûbetli, kırağı, çiğ.
  • Buz.

cesim / cesîm

  • Büyük, heybetli.

cevab-ı savab

  • İsabetli ve doğru cevap.

cünüb

  • Cenabetlik. Şer'an yıkanıp temizlenmeye mecburiyet hâli.
  • Irak, uzak, baid.

darbiz / darbîz

  • Rutubetli tarla, sulak yer.

dehy

  • Kişinin fikir ve ferâsetinin isabetli ve doğru olması.

deman

  • Heyecanlı. Hiddetli, hiddete kapılmış. (Farsça)
  • Vakit, zaman. An. (Farsça)
  • Bağırıp çağırma, feryat, figân. (Farsça)
  • Heybetli, güçlü, kuvvetli, azametli, cesim. (Farsça)
  • Kükremiş. (Farsça)

devlet-i cesime / devlet-i cesîme

  • Büyük ve heybetli devlet.

efkar-ı saibe / efkâr-ı saibe

  • İsabetli görüşler, doğru düşünceler.

ehyeb

  • Daha heybetli, daha büyük.

evceh

  • En vecihli, çok uygun, en münâsebetli.

evceh-i akval / evceh-i akvâl

  • Sözlerin en uygunu, kavillerin en münasebetlisi.

gamak

  • Rutubet, ıslaklık. Rutubetli hava.

haşmetkarane / haşmetkârâne

  • Heybetli, görkemli bir şekilde.

haşmetli

  • Görkemli, heybetli.

heybetnüma / heybetnümâ

  • Heybetli.

heyub

  • Azametli, heybetli, gösterişli.

huceste-re'y

  • Reyi, fikri ve düşüncesi isabetli ve uğurlu.

hümma

  • (Çoğulu: Hümmeyât) Hastalıktan dolayı vücudda meydana gelen harâret.
  • Nöbetli hastalık.
  • Sıtma.

hümmeyat

  • (Tekili: Hümmâ) Hastalıktan dolayı vücutta meydana gelen şiddetli hararetler, ateşler.
  • Sıtmalar.
  • Nöbetli hastalıklar.

huşu'

  • Alçak gönüllülük. Hayâ etmek ve mütevazi olmak. Korku ile karışık sevgiden gelen edebli bir hâl. Yüksek ve heybetli bir huzurda duyulan alçak gönüllülük. Sükun ve tezellül.

ihtişam

  • Haşmetlilik, heybetlilik.

ihtişamlı

  • Haşmetli, heybetli.

isabet-i re'y

  • Fikir doğruluğu. İsabetli ve yerinde bir düşünce.

isabetkar / isabetkâr

  • Doğru rastlayan. İsabetli. (Farsça)

kavim

  • Doğru, dik, ayakta.
  • Dürüst.
  • İsabetli.
  • Boyu düzgün ve güzel.

kelan

  • İri, cüsseli, büyük. Heybetli. (Farsça)
  • Geniş, enli. (Farsça)
  • Baş. (Farsça)

kuhnümun

  • Heybetli, azametli. Dağ gibi görünen. (Farsça)

mebsuten mütenasib

  • Birbirlerine nisbetli olan iki şeyden birinin artmasıyla, diğerinin de aynı nisbetle artması; veya eksilmesiyle diğerinin de eksilmesidir. Doğru orantılı.

mehab

  • Dehşetli ve heybetli yer.

mehabet / mehâbet / مهابت

  • Heybetlilik. (Arapça)

mehib / mehîb / مهيب

  • Heybetli, azametli.
  • İnsanın kendisinden korktuğu. Heybetli, azametli, korkunç kimse.
  • Arslan, esed, gazanfer.
  • Heybetli. (Arapça)

mehub

  • Heybetli. Azametli. Korkunç.
  • Arslan.

mertub

  • (Ratb. dan) Rütubetli, ıslak, nemli, yaş.

mihrban

  • Merhamet ve şefkat sahibi. Muhabbetli, sevimli, yumuşak huylu ve güleryüzlü. (Farsça)

muhabbetkar / muhabbetkâr

  • Muhabbetli, sevgi gösteren.

muhaddes

  • Haber verilmiş. Tahdis olunmuş, şükranla bildirlimiş. Sadık-ül hads olan kimse.
  • Her zan, tahmine feraseti isabetli olan.
  • Nakil ve rivayet edilmiş olan.

mühevvil

  • Korkunç. Heybetli. Azîm, çok büyük.

müheyyib

  • Korku veren. Heybetli.

mühib / mühîb / مُه۪يبْ

  • Heybetli.
  • Heybetli. Korkunç. Azametli.
  • Tehlikeli.
  • Heybetli.
  • Heybetli.

münasebetdar / münâsebetdâr

  • Münasebetli, ilgili.

münasebetdarane / münâsebetdârâne

  • Münasebetli bir biçimde.

musib / musîb

  • İsabetli, doğru.
  • İsâbetli, yanılmayan, doğru.
  • Resul-i Ekremin (A.S.M.) isimlerinden birisi.
  • İsabetli, doğru.

mutasallib

  • (Sulb. dan) Sertleşen, katılaşan.
  • Sağlam, sert.
  • Salâbetli. Din işlerinde çok gayretli.

mutasallibane

  • Salâbetli gibi, kuvvet sâhibi olana yakışır surette. (Farsça)

müteheyyib

  • Heybetlenen. Heybetli. Korku ve hürmet hissini veren.

nemdar

  • Nemli, ıslak, yaş, rutubetli. (Farsça)

nemkeşide

  • Islak, nemli, yaş, rutubetli. (Farsça)

ratb

  • Rutubet, nemlilik yaşlık.
  • Rutubetli, yaş.
  • Yaş hurma.
  • Mülâyim, yumuşak.
  • Rutubetli, yaş.

ratıb

  • Islak, nemli, çok yaş, rütübetli. Tâze.

ratib / râtib / راطب

  • Nemli, rutubetli. (Arapça)

receb

  • Azametli, heybetli. Ta'zim etmek.
  • Cennet'te bir nehir ismi.
  • Mübarek üç ayların birincisi ve Kamerî aylardan yedincisi.
  • Erkek ismi.

revani

  • Değerli, rağbetli revaçlı. (Farsça)
  • Tepside pişirilen irmik veya undan bir tatlı çeşidi. (Farsça)

saib / sâib / صائب

  • İsabetli. (Arapça)

salib

  • (Çoğulu: Sulub-Salbân) Haç.
  • Şiddetli, şedit.
  • Heybetli.

sevab

  • Doğru, isabetli.

taassub

  • (Asab. dan) Bir şeye veya bir kimseye taraflı olma.
  • Din bakımından fazla salâbetli olma.
  • Kendi dinini çok üstün görmek.
  • Haksız yere husumet etmek.
  • Bir düşünüşe, bir inanışa körü körüne bağlanıp ondan başkasını düşünmemek hâli.

tartib

  • Islatma, rutubetlendirme. Islatılma.
  • Tâzelik verme.
  • Hoşlandırılma.
  • Hurmanın rutubetli olması.

teferrüs

  • Ferasetle bir şeyi kestirmek. Bir şeyi dikkat ve teemmül ederek isabetli olarak idrak etmek, anlamak.
  • Zannetmek.

tehyib

  • (Çoğulu: Tehyibât) Heybetli gösterme, heybetli gösterilme.

ter

  • Rutubetli, ıslak, yaş. (Farsça)
  • Taze. (Farsça)

tetkikat-ı saibe / tetkikat-ı sâibe

  • İsabetli tetkikler, araştırmalar.

ünvan-ı haşmet / ünvân-ı haşmet

  • Görkem ve heybetli oluşu ifade eden isim.

vakar

  • Ağırbaşlılık. Halim ve heybetli oluş. Nâmusu muhafazayı mucib haslet. Temkinlilik. Azamet ve izzet.

zabab

  • Rutubetli duman. Sis.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın