REKLAM ENGELLEMEYİ GERİ ALMA KODU BURADA BAŞLAR --> REKLAM ENGELLEMEYİ GERİ ALMA KODU BURADA BİTER -->

LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Bereketl ifadesini içeren 67 kelime bulundu...

ab-yar

  • Sulayan. (Farsça)
  • Mc: Bereketlendiren, feyizlendiren. (Farsça)

asr-ı seadet / asr-ı seâdet

  • Mutluluk devri. Peygamber efendimizin yaşadığı mübârek, bereketli ve hayırlı devir. Zamân-ı seâdet ve vakt-i seâdet de denir.

barekallah

  • Allah mübarek etti. Allah mübarek etsin. Hayırlı ve bereketli olsun.

barekte

  • Sen mübarek ve bereketli eyledin (meâlinde dua).

berekat / berekât / بركات

  • (Tekili: Bereket) Bereketler. Bolluklar.
  • Bereketler.
  • Bereketler, hayırlar, iyilikler, bolluklar. Bereket'in çokluk şekli.
  • Bereketler.
  • Bereketler. (Arapça)

berekat-ı ilahiye / berekât-ı ilâhiye

  • Bereketli ve feyizli İlâhî hediyeler.

cümle-i mübareke

  • Bereketli, hayırlı cümle.

ebrek

  • En bereketli.

enma

  • (Nümuv. den) En çok, en ziyade bereketli ve büyümüş olmak.

eyyam-ı mübareke / eyyâm-ı mübareke

  • Mübarek, bereketli günler.

fera'

  • Devenin ilk doğurduğu yavru. (Cahiliyet zamanında kefere putlarına kurban ederlerdi ve "anasının sütü bereketlenir; çoğalır" derlerdi.)

feyizdar

  • Feyizli, bereketli.

feyizkar / feyizkâr

  • Feyizli, bereketli, ışıklı.

feyizli

  • Bereketli, hayırlı.

feyyaz / feyyâz / فياض

  • Verimli, bereketli. (Arapça)
  • Tanrı. (Arapça)

feyz-dar

  • Feyizli, bol, bereketli, gür. (Farsça)

feyz-nak

  • Feyizli, bereketli, bol. (Farsça)

feyzbahş / فيض بخش

  • Verimli, bereketli. (Arapça - Farsça)
  • Feyiz veren. (Arapça - Farsça)

füyuz / füyûz / فيوض

  • Feyizler, bolluklar, bereketler. (Arapça)

füyuzat / füyuzât / füyûzât

  • Feyizler, mânevî bolluk ve bereketler.
  • Feyizler; mânevî bolluk ve bereketler.

füyuzat-ı ilmiye / füyuzât-ı ilmiye

  • İlmin verdiği feyizler, bereketler.

füyuzat-ı maneviye / füyûzât-ı mâneviye

  • Mânevî feyizler, bereketler.

hane-i mübarek

  • Bereketli ev.

ifaza

  • (Feyz. den) Bereketlendirmek. Feyz vermek. Bol bol dağıtmak ve akıtmak. Taşıp yayılmak.
  • Feyiz verme, bereketlendirme.

ifaze / ifâze / افاضه

  • Taşma. (Arapça)
  • Bereketlendirme. (Arapça)

irtibal

  • Bir malı çoğaltma. Bereketlendirme.

kelimat-ı mübareke / kelimât-ı mübareke

  • Mübarek, bereketli kelimeler.

kurb-i velayet / kurb-i velâyet

  • Velâyet, evliyâlık yoluna âit yakınlık. Allahü teâlâdan gelen feyz ve bereketlere, arada vâsıta bulunmak sûretiyle kavuşma.

kusur

  • Noksanlık. Eksiklik. Noksan ve âcizlik. İhmal. Tedbirsizlik.
  • Cem' olmalar.
  • Pahalanmak.
  • Eksilmek.
  • Şiddetli olan şeyin yavaşlayıp sâkin olması.
  • Bereketlenmek.
  • İmtina', âciz olmak.
  • Bir hesabın üstü. Artan kısım.
  • (Tekili: Kasr) Kası

mahsuldar

  • Verimli, bereketli. Mahsul veren. (Farsça)

malzeme-i mübareke

  • Bereketli, değerli malzeme.

matla-ı şems-i füyuzat

  • Feyizler, bereketler güneşinin doğuş yeri.

menba-ı tefeyyüzat / menba-ı tefeyyüzât

  • Bolluk ve bereketler kaynağı.

mertebe-i feyz-i vücut

  • Varlığın en bereketli ve verimli hâle geldiği derece.

meyamin

  • (Tekili: Meymenet) Bereketler, mutluluklar, uğurlar.
  • (Tekili: Meymun) Bereketliler, uğurlular.
  • Maymunlar.

meymun

  • Bereketli, uğurlu. Kuvvetli. Kutlu.

mu'cize-i bereket

  • Bereketle ilgili mu'cize.

mübarek / mübârek / مبارك / مبارک / مُبَارَكْ

  • İlâhi hayrın bulunduğu şey. Bereketlenmiş, çoğalmış. Bereketli, uğurlu. Hayırlı. Mes'ud.
  • Beğenilen, kendisine kızılan ve şaşılan kimse veya şey.
  • Bereketli, hayırlı, uğurlu.
  • Bereketli, hayırlı.
  • Bereketli, feyizli, hayırlı, fâidesi bol.
  • Bereketli, hayırlı.
  • Kutlu, bereketli. (Arapça)
  • Bereketli.

mübarekat / mübârekât

  • Bereketli ve güzel şeyler.

mufaz

  • Çok, bol. Bereketli, feyizli.

müfaz

  • (Feyz. den) Bol. Bereketli, feyizli.

münib

  • Hakk'a yönelen, günahları terk ile hakka dönen. Pişman olup dönen.
  • Kâinattan yüzünü çevirip Bâki-yi Hakiki'ye yönelen.
  • Güzel yağan faydalı yağmur.
  • Bereketli ve verimli bahar.

müteyemmin

  • Bereketli, mübarek sayan.
  • Kuvvetli kılan.

müyemmen

  • Bereketli, yümünlü.

nefes-i mübarek

  • Bereketli, uğurlu nefes.

nil-i mübarek

  • Bereketli Nil nehri.

nümüvv

  • Bereketlenip artmak.
  • (Canlılarda) büyümek, yetişmek, gelişmek.

ömr-ü mübarek

  • Bereketli, hayırlı ömür.

ravda-i mübareke / ravda-i mübâreke

  • Mübârek, bereketli bahçe. Medîne-i münevverede, Peygamber efendimizin sallallahü aleyhi ve sellem kabr-i şerîfi ile mescidin o zamanki minberi arasında kalan mübârek mekan, yer.

reyean

  • Artma, çoğalma, ziyâdeleşme, bereketlenme.
  • Her şeyin evveli, tazelik zamanı.

şayan-ı teberrük / şâyân-ı teberrük

  • Bereketli ve mübarek olmaya lâyık.

şehr-i mübarek

  • Mübarek, bereketli ay.

şuhur-u mübareke / şuhur-u mübâreke / şuhûr-u mübareke

  • Mübarek, bereketli aylar.
  • Mübarek, bereketli, sevaplı aylar.

taamı teksir

  • Yemeği çoğaltma, yiyeceği bereketlendirme.

tebarekallah / tebarekâllah

  • "Cenab-ı Hakk'ın (C.C.) ne bereketli, ne hayırlı işleri var, ne kadar bereketli!" diyerek hayret taaccübü. Allah'ın (C.C. ) yaptığı eserlerinden dolayı hayranlık hislerini ifade maksadıyla, Allah (C.C.) hakkında söylenen ve aynı zamanda dua için okunan bir kelâm.

teberrük

  • Bereketlenme, mânen istifâde etme, faydalanma.

tefeyyüz / تَفَيُّضْ

  • Ma'nen zevk alma, bereketlenme.

tefeyyüz etme

  • Feyizlenme, faydalanma, bereketlenme.

tenmiye

  • (Nemâ. dan) Büyütmek. Yetiştirmek. Artırmak. Bereketlenmek.
  • Fesad veren haber yetiştirmek.
  • Ateş içine odun atmak.

teşemmüt

  • Hayırla ve bereketle duâ etmek.

teşmiyet

  • Aksırana karşı hayır ve bereketle duâ etmek. (Yerhamükümullâh: Allah size merhamet ve rahmet ihsan etsin) meâlinde dua etmek.

vak'a-yı bereket

  • Bereketle ilgili vakıa, olay.

vakıa-i bereket

  • Bereketle ilgili vakıa, olay.

yed-i mübareke

  • Bereketli mübarek el.

yemin yümn-ü iman / yemîn yümn-ü îmân / يَم۪ينِ يُمْنِ ا۪يمَانْ

  • Îmânın bereketli sağ eli.

yemin-i yümn-ü iman

  • İmanın bereketli sağ eli.

yümünlü

  • Bereketli.

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın