LUGGAT
OSMANLICA TÜRKÇE SÖZLÜK

{ lügât . lügat . لغت }

Arapça ve Farsça yazımları, Osmanlıca okunuşları 
ve detaylı açıklamaları ile birlikte.

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girip
karşılığını bulmak istediğiniz "OSMANLICA ARA" ya da "TÜRKÇE ARA" butonlarına tıklayın.
Türkçe - Osmanlıca Sözlük'te Beceri ifadesini içeren 78 kelime bulundu...

a'cemi / a'cemî

  • Aceme mensub.
  • Arapçayı iyi konuşmayan. Dilsiz.
  • Beceriksiz.

aciz / âciz

  • Beceriksiz. Eli ermez. Kabiliyetsiz. Gücü yetmez olan.

acizan / âcizân

  • (Tekili: Âciz) Âcizler, beceriksizler, zayıflar, güçsüzler.

acizane / âcizâne

  • Âciz olarak. Beceriksizce. Tevâzu ile. (Alçak gönüllülük ifâdesi için söylenir) "Allah'a karşı kusurlarını bilen bir mü'min âcizâne ancak Allah'tan rahmet diler." (Farsça)

aciziyyet / âciziyyet

  • Acizlik, beceriksizlik, kabiliyetsizlik.
  • Fakirlik, tevâzu.

acuz / acûz

  • Âcizler, beceriksizler, yaşlı kadın.

acz

  • Beceriksizlik. İktidarsızlık. Kuvvetsizlik. Güçsüzlük. Yapamamak.
  • Zarardan korunmak gücünün olmaması.
  • Bir şeyin geri tarafı.

ba'

  • Kulaç.
  • Erişme.
  • Yetme.
  • Kuvvet, kudret, beceriklilik.
  • şeref, kerem.
  • Vergili, verimli olma.

bişkul

  • Becerikli, çevik. (Farsça)
  • İhtiyatlı, tedbirli. (Farsça)
  • Akıllı. (Farsça)
  • Kuvvet sahibi. (Farsça)

bistuh

  • Beceriksiz, âciz. zayıf, cılız kimse. (Farsça)

büluh

  • Beceriksiz, âciz.
  • İşe yaramama, yorgun ve bitkin olma.

cebbar / cebbâr / جبار

  • Zorba. (Arapça)
  • Güçlü. (Arapça)
  • Tanrı. (Arapça)
  • Tuttuğunu koparan, becerikli. (Arapça)

cebbari / cebbârî / جباری

  • Zorbalık. (Arapça - Farsça)
  • Beceriklilik, tuttuğunu koparma. (Arapça - Farsça)

cerbeze / جربزه

  • Aldatıcı sözlerle kurnazlık etme. Fazla sözlerle aldatıcılık. Haklı ve haksız sözlerle hakikatı gizleme.
  • Beceriklilik, fetânet ile temyiz ve cesaret-i mutedile ve kuvvet-i idareden ibâret olan sıfat-ı zihniye. (Bu kelime, Arabçada: Hilekârlık, kurnazlık gibi aşağılayıcı bir mânâda ku
  • Beceriklilik. (Arapça)

çire

  • Mâhir, maharetli, becerikli. (Farsça)
  • Bahadır, kahraman, yiğit, cesur. (Farsça)

çire-dest

  • Becerikli, eli işe yatkın olan. (Farsça)

çiredest / çîredest / چيره دست

  • Yetenekli, becerikli. (Farsça)

çolpa

  • Bir ayağı sakat olan. (Farsça)
  • Yürürken ilk defa sol ayağını atan. (Farsça)
  • Mc: Beceriksiz. Eli yakışıksız. (Farsça)

dahiye-i harb / dâhiye-i harb

  • Çok becerikli büyük kumandan.

derece-i istidat ve kabiliyet

  • Beceri ve kabiliyet derecesi.

dermande

  • (Çoğulu: Dermândegân) Âciz, beceriksiz, biçare, zavallı. (Farsça)

diplomat

  • yun. Memleket hakkında siyasi söz sâhibi. Dış meseleler hakkında milletlerarası işlerle uğraşan siyaset adamı.
  • Becerikli, söz söyliyebilen.

dirayet / dirâyet / دِرَايَتْ

  • Zekâ, iktidar, beceriklilik. Akıl ve ilim yoluyla yapılan çözüm.
  • Yetenek, beceri, sezgi.
  • Beceriklilik.

ehil / اَهِلْ

  • Uzman, becerikli, sahib.

ehl

  • (Ehil) Yabancı olmayan, alışık olduğumuz.
  • Dost, sahip, mensup. Evlâd, iyal. Kavm, müteallikat. Usta, muktedir ve becerikli anlamıyla ehil ve ehliyet İslâmiyette önemli bir husustur. Dinimiz, bize işleri ehline vermemizi emreder. Cemiyette işler, mevkiler, makamlar, görevler, ehline v

ehl-i hüner

  • Ustalık ve beceri sahipleri.

ehliyyet / اهليت

  • Beceri sahipliği, yeterlilik, yetki. (Arapça)
  • Yeterlilik belgesi. (Arapça)

ekyes

  • Pek kiyâsetli, zeki, zekâvetli kişi. Mâhir, maharetli, becerikli adam.

erbab / erbâb

  • Sahipler, becerikliler, terbiyeciler.

eshed

  • Becerikli, maharetli, mahir, açıkgöz, uyanık olan kişi.

füru

  • Aşağıda. Âciz. Beceriksiz. Geride kalmış... mânaları ifade eder, kelimenin önüne veya sonuna getirilerek ek olarak kullanılır. (Farsça)

füru-mande

  • Yorgun. bitkin. (Farsça)
  • Şaşkın, şaşırmış. (Farsça)
  • Âciz, beceriksiz. (Farsça)
  • Aşağıda, geride kalmış olan. (Farsça)

füru-mandegi / füru-mandegî

  • Yorgunluk, bitkinlik. Beceriksizlik. (Farsça)

gaf

  • Beceriksizce ve yersiz söz yahut davranış. (Fransızca)

garabet

  • Yabancılık. Gariblik.
  • Tuhaflık.
  • Âcizlik, beceriksizlik.
  • Gizli olmak. Hilaf-ı âdet olmak.
  • Iraklık.
  • Edb: Ne demek olduğu herkesçe anlaşılmayacak kelime ve tabirlerin söz arasında kullanılması.

haddam

  • Muvaffakiyetli kişi.
  • İşlerinde başarılı ve becerikli kimse.
  • Çalışkan ve gayretli olan.
  • Hademe, hizmetçi.

hamarat

  • Becerikli, elinden iş gelir, cerbezeli.

hazık / hâzık

  • İşinin ehli, becerikli, tecrübeli, uzman.

hebenneka

  • Ahmaklığı darb-ı mesel olmuş bir kimsedir.
  • Mc: Zeki ve becerikli olmadığı halde kendini öyle sanan.

hencam

  • Elinden iş gelmeyen, beceriksiz kimse. (Farsça)

hüner / هنر

  • Beceri, ustalık.
  • Ustalık, beceri.
  • Sanat, ustalık, beceri. (Farsça)

hünermend / هنرمند

  • Marifetli, becerili, hüner sahibi. (Farsça)

hünerver

  • Çok ustalıklı. Becerikli. Usta. Mahâret sahibi. (Farsça)
  • Becerikli.

işgüzar

  • Becerikli, çalışkan. (Farsça)
  • Kendini göstermek için gerekmezken işe karışan. (Farsça)
  • Becerikli, iş görür.

kabiliyet-i ilim

  • İlim kabiliyeti, becerisi.

kargüzar

  • Becerikli. İş yapabilen. Elinden iş gelen. (Farsça)

karperverd / kârperverd

  • Becerikli, iş yapan, elinden bir iş gelen. (Farsça)

karsaz / kârsaz

  • Becerikli, elinden iş gelen. (Farsça)

kasir-ül ba' / kasîr-ül bâ'

  • Kısa boylu, beceriksiz, zavallı.

kasır-ül yed

  • Eli kısa. Âciz, işten anlamaz, beceriksiz.

kasırane

  • Âcizane, beceriksizcesine.

kurmay

  • Ordunun muharebeye hazırlanmasında ve savaş sırasındaki sevk ve idaresi için hususi tarzda yetiştirilmiş subay.
  • Mc: Becerikli.

kuvve-i kalemiye

  • Kalem gücü, yazma becerisi.

maharet / مهارت / mahâret

  • Ustalık, beceri.
  • Beceri, hüner.
  • Ustalık, beceriklilik.
  • Beceri.
  • Beceri. (Arapça)

maharet-i fevkalade / maharet-i fevkalâde

  • Olağanüstü beceri.

maharet-i ilmiye

  • İlmi beceri, ustalık.

maharetli

  • Becerikli, yetenekli.

mahir / mâhir / ماهر

  • Becerikli, hünerli, san'atkâr.
  • Maharetli, becerikli.
  • Maharetli, becerikli.
  • Maharetli, hünerli, becerikli.
  • Becerili, maharetli. (Arapça)

mahirane / mâhirâne

  • Ustaca, beceriklice.

marifet / معرفت

  • Bilme. (Arapça)
  • Ustalık, beceri. (Arapça)
  • Aracı. (Arapça)

meharet

  • Ustalık, beceriklilik, üstadlık. Meleke ve mümârese.
  • Kur'anda meharet: Hıfzın kuvvetiyle harflerin mahreçlerine riâyettir.

melekat / melekât

  • Melekeler; tekrarla yapılan iş veya tecrübelerden sonra elde edilen bilgi ve beceriler.

meleke / مَلَكَه

  • Tecrübe ve tekrarla elde edilen beceri, maharet, iktidar, ustalık.
  • Zihnin anlama, kavrama, hatırlama gibi özellikleri, tekrar tekrar yapmaktan dolayı kazanılan beceri.
  • Beceri.

meleke-i ameliye / مَلَكَۀِ عَمَلِيَه

  • İşle ilgili beceri.

meleke-i san'at

  • San'at kabiliyeti, becerisi.

meskenet

  • Miskinlik. Tembellik. Uyuşukluk. Bitkinlik. Beceriksizlik. Fakirlik. Yoksulluk.

miskin

  • Aciz, zavallı, beceriksiz, hareketsiz.
  • Cüzzamlı.
  • Mal ve mülkü olmayan, kendini idareden âciz, yoksul.

miskinlik

  • Âcizlik, uyuşukluk, beceriksizlik, güçsüz ve tepkisiz kalma.

mühendis-i mahir / mühendis-i mâhir

  • Alanında maharet sahibi, becerikli olan mühendis.

muktedir

  • Güçlü, kuvvetli, becerikli. İşe gücü yeten. İktidarlı.

müzebzeb

  • Karmakarışık.
  • Elinden iş gelmez, bir şeye karar veremeyen. Beceriksiz.

na-ehil

  • Ehliyetsiz, beceriksiz. Ehil olmayan. (Farsça)

nane molla

  • Mc: Beceriksiz, işe yaramaz, ağır hareketli mânalarında kullanılan bir tâbirdir.

nazır-ı mahir / nâzır-ı mâhir

  • Becerikli gözlemci.

şahbaz

  • İri ve beyaz doğan kuşu. (Farsça)
  • Mc: Çevik ve becerikli. Yiğit, şanlı, kahraman. (Farsça)

sanayi

  • San'at, zanaat, beceri, hüner; ham maddeleri işleyerek mamul madde haline sokmak için uygulanan işlem ve araçların bütünü; endüstri.

şehbaz / şehbâz

  • Atik, becerikli, şanlı yiğit.

sütuh

  • Yorgun, bezgin. (Farsça)
  • Sıkıntılı, kederli. (Farsça)
  • Beceriksiz. (Farsça)

 

Bağış Yapmak İçin Tıklayın